Sosyal deprem dalgaları

Dr. Ömer ULUÇAY

02 Aralık 2015 Çarşamba 06:00

(Düşürülen Uçak-Tutuklanan Gazeteciler-Katledilen Baro Başkanı)

Türkiye'de AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu Başbakanlığında 64. Hükümet yeni kuruldu. Hükümet Programı okundu (25.11.2015). Güvenoyu sorunu yoktur ve bir formaliteyi tamamlayacaktır.

Bu arada bir Rus savaş uçağı düşürüldü. Cumhuriyet Gazetesisin Genel Yayın Müdürü ve Ankara Büro Temsilcisi tutuklandı.

Bir TV Programında dikkat çeken sözleri nedeniyle ölüm tehditleri alan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi katledildi.

Bu olayların herbiri Türkiye gündemini değiştirdi ve toplumda geniş tedirginlik uyandırdı. Elçinin katli ile Gündem ve mücadele iki taraf için farklı bir notaya/dönemece vardı. Buzdolabına konulmuş ve çıkarılacağı beklenen Çözüm Süreci, yine kana boyanmıştır.

İçsavaşın devam ettiği ve giderek tırmandığı, dengenin bozulduğu ve Suriye İçsavaşının Çözümünde Türkiye Tezlerinin rağbet ve kabul görmediği bu dönemde, iç olayların gelişmesi başlıca kaygı nedenidir.

Tahir Elçi[1] TV Programında

CNN-Türk'te Ahmet Hakan'ın sunduğu[2]‎ (14 Ekim 2015)‎  'Tarafsız Bölge' programına konuk olan Diyarbakır ‎Baro Başkanı Tahir Elçi,  "PKK, terör örgütü değildir. PKK'nın bazı eylemleri terör niteliğinde olsa bile, PKK ‎silahlı siyasal bir harekettir. Siyasal talepleri olan toplum, çok ciddi bir desteği olan bir siyasal harekettir[3] ". ‎diyerek stüdyoda bulunan CHP ve MHP Milletvekilleri ile PKK üzerinden tartıştı.  ‎

Elçi'nin PKK, terör örgütü değildir" sözlerinden sonra sosyal medyadan Elçi'ye tepki ve öldürüleceği tehditleri ‎yağdı.‎

Bu olay üzerine CNN TV kanalına 700 bin lira para cezası kesildi ve Tahir Elçi 20 Kasım günü Diyarbakır’da gözaltına alınarak ‎İstanbul’a getirildi. Elçi, savcılığın tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edildi. İstanbul/Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce adli kontrol şartıyla‎ serbest bırakılmıştı.‎Elçi hakkında, “terör örgütü propagandası” suçundan 1,5-7,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmış, ‎yurtdışına çıkış yasağı konulmuştu[4].‎

Tahir Elçi'nin Son Konuşması[5]

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, silahlı saldırıda öldürülmeden dakikalar önce, çatışmalarda hasar gören 4 Ayaklı Minare önünde yaptığı son basın açıklamasında şunları söyledi (28.11.2015):

"Yıllar önce Afganistan'da Taliban güçlerinin Buda Heykeli'ni bombalama görüntülerini hep birlikte dehşet için de izledik. Yine son birkaç yıl içinde IŞİD denilen o barbar grupların Palmira'da, Mısır'da, Ezidi yurdu Şengal'de o insanlığın tarihi birikimlerine yönelik suikastlarını, bombalamalarını hep endişeyle, kederle izlerdik. Ve Türkiye toplumu olarak hep şunu derdik, aman bunlar bizden uzak olsun. Ne yazık ki çok kısa bir süre içerisinde bizim de tarihi eserlerimize, tarihi değerlerimize yönelik benzer girişimler söz konusu oldu.

"Şu anda içinde bulunduğumuz Diyarbakır'ın tarihi Suriçi bölgesi, 9 bin yıllık geçmişe sahip. Bu alan içerisinde surlar, camiler, kiliseler ve daha başka tarihi yapılar bulunmaktadır. Diyarbakır deyince zihinlerimizde en çok canlanan, Diyarbakır ismiyle en çok anılan, zihinlerimizde en çok sembolize olan, "Dört Ayaklı Minar"yi ne yazık ki iki gün önce, şuan da gördüğünüz gibi ayağından vurdular.

"Şunu diyoruz, tarihi Dört Ayaklı Minare insanlığa sesleniyor: "Beni ayağımdan vurdular ne savaşlar ne felaketler gördüm ama böyle ihanet görmedim" diyor bize. Bu tarihi yapı, Anadolu'da tek olan bir eserdir. Dünyada bunun bir örneği daha yoktur.

"Diyarbakır Salnamelerindeki yazıtlara göre, İslam'dan önce inşa edilmiş. Tahminen bir Çan Kulesi gibi tasarlanmış, ancak İslamiyet'ten sonra, fetihten sonra Akkakoyunlu hükümdarlığı döneminde, Sultan Kasım tarafından, hemen yanı başımızdaki Mutahar Cami inşa edilmiş ve bu güne kadar birçok felaketten sağ kurtulmuştur bu eser."

"Silah, Çatışma, Operasyon İstemiyoruz"

"Biz Diyarbakırlılar olarak Diyarbakır Barosu olarak, tarihi değer ve eserlerimize, insanlığın bin yıllık emeğine, birikimine bu kadim şehre sahip çıkalım.

"Biz buradan çağrı yapmak istiyoruz: Biz bu tarihi bölgede, birçok medeniyete beşiklik etmiş ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede, insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun, diyoruz.

"Bu amaçla bugün arkadaşlarımla, Diyarbakır Barosu üyesi arkadaşlarımla ve Diyarbakırlılarla birlikte buradayız. Demokratik tepkimizi ifade etmek için buradayız. Bu davranışı, tarihe yönelik bu şiddet eylemini, tarihe bir değere yönelik bu suikastı saygısızlığı kınıyoruz. Tarihine, tarihsel değerlerine, tarihsel mirasına sahip çıkmayan toplumlar doğru ve güvenli bir gelecekte kuramazlar. Bu nedenle, tarihimize değerlerimize tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkalım diyoruz".

Tahir Elçinin Açıklamasının Bitiminde Silahlı Çatışma

Birgün önce Diyarbakır/ Bağlar İlçesinde devriye Polis aracı taranmış ve 3 polis yaralan ve bir militan öldürülmüştü(27.11.2015). Ayrıca Sur İlçesinde sokağa çıkma yasağı ve çatışmalar vardı. Açıklamanın yapıldığı yere yakın, bir taksi içinde bulunan iki kişi, polis kontrolünde ateş ederek ikisini de şehit etmişler. Bu arada açıklamanın yapıldığı Dört Ayaklı Minare çevresinde çatışma ve yaylım ateş olmuş. Olayın içinde kalan Tahir Elçi ve beraberindekiler çatışmanın içinde kalmışlar. Uzak mesafeden atılan tek kurşun enseden girip, kafa içinde seyrederek sol gözden dışarı çıkmış ve Tahir Elçi'nin cansız bedeni yüzüstü yere yıkılmıştır (Hırant Dink gibi).

Tahir Elçinin aldığı tehditler ve çatışmada tarafların durumu ve seyri dikkate alınarak bunun çatışma ortamında tesadüfen veya kasten yapılmış bir infaz/katliam olduğu yönünde iddialar vardır.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Elçi’nin öldürülmesi ile ilgili konuşmasında  “Çatışma arasında kalarak vurulmuş olabilir” demesi, “İşledikleri suça kılıf aramak" olarak nitelendirilmiş ve Başbakan daha sonra bu açıklamasına "katledilmiş de olsa" diyerek kapsamlı ve açık ifadeler ile "olayın açıklığa kavuşturulacağını" beyan etmiştir.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin öldürüldüğü belirtilen çatışmada 2 polis memuru da şehit oldu. Polislere Diyarbakır'da tören yapıldı ve memleketlerine gönderildi.

Tahir Elçi, 29.11.2015 günü yapılan büyük bir tören (Koşuyolu Parkında-İnsan Hakları Heykeli önünde yapıldı) ve katılımla Diyarbakır'da Yeniköy Mezarlığı’na defnedildi. Törende konuşmalar yapıldı.

Ölen polislere rahmetler diliyorum. Kürt Hareketinin Tahir Elçi'nin şahsında önemli ve cesur bir Barış Elçisini kaybettiğini belirterek kendisine Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı ve dostlarına sabırlar diliyorum.  

*

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül tutuklandı[6]

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve gazetenin Ankara Temsilcisi Erdem Gül, MİT TIR'ları haberi soruşturmasında, sevk edildikleri İstanbul Nöbetçi 7. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklandı (26 Kasım 2015). Savcılık, Dündar ve Gül’ün, “Silahlı Terör Örgütü Üyeliği, Siyasal ve Askeri Casusluk, Gizli Kalması Gereken Bilgileri Açığa Çıkarmak” suçlarının işlediğini iddia ediyor.

 Dündar ve Gül’e destek için CHP ve HDP’li milletvekilleri de adliyeye gelmişlerdi.

Can Dündar ve Erdem Gül, soruşturma kapsamında Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekiline ifade vermişlerdi. Can Dündar; gazetecilere, kendisine haber kaynağının kim olduğuna ve neden yayımladığına ilişkin sorular sorulduğunu, haber kaynağını açıklamama hakkı olduğunu, neden yayınladıklarına ilişkin soruya da “kamuoyunu bilgilendirme amacıyla” cevabı verdiğini, Watergate, Wikileaks gibi uluslararası olaylardan örnekler verdiğini belirtti.

Mahkeme, aradan sonra, saat 21.20′de kararını açıkladı: Can Dündar, karar sonrasında yakınlarına mahkeme kapısından “Tutuklandık” diye seslendi. Dündar, tutuklandığını Twitter’dan da duyurdu.

İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği, her üç suç için gerekçelerini ayrı ayrı belirtmiştir. 

Can Dündar ve Erdem Gül, Silivri Cezaevi’ne konuldular.

 


[1] Tahir Elçi kimdir?‎

‎1966 yılında Şırnak’ın Cizre İlçesinde doğdu.‎İlk, orta ve lise öğrenimini Cizre’de tamamladı. Elçi, 1991 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesinden ‎mezun oldu.‎1992 yılından itibaren Diyarbakır'da serbest avukatlık, ‎

‎1998-2006 arası Diyarbakır Barosu’nda yönetici olarak görev yaptı.  ‎‎2012 den itibaren Diyarbakır Barosu Başkanlığı ve Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi Bilim ‎Danışma Kurulu üyesi olarak da görev yapıyordu.‎Ceza ve İnsan Hakları konusunda uzmanlaştı. İngilizce öğrendi.‎İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) kurucularındandır.  ‎‎1990’lı yıllardaki yargısız infaz, faili meçhul cinayetler, köy yakma davalarında mağdur avukatlığı yaptı. ‎‎Lice davası-Temizöz davası-Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin bombalanması-Roboski Katliamı gibi birçok ‎davada hak savunuculuğu yaptı.‎

Elçi, evli ve 2 çocuk babasıydı.‎

[2] http://www.haberler.com/tahir-elci-pkk-teror-orgutu-degildir-7778871-haberi/

[3] http://www.ensonhaber.com/diyarbakir-baro-baskani-pkk-teror-orgutu-degildir-2015-10-15.html

[4] http://www.imctv.com.tr/tahir-elci-kimdir/

[5] video.haber7.com/video-galeri/62815-tahir-elcinin-son-konusmasi

  www.diken.com.tr/tahir-elcinin-son-konusmasi-savas-bu-alandan-uzak-o...

  www.sabah.com.tr/.../tahir-elcinin-saldiridan-dakikalar-onceki-konusmas...

  odatv.com/vid_video.php?id=8DF83

[6] http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/can-dundara-tutuklama-talebi-995825/ Kasım 26, 2015‎

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.