Değişim süreçleri farklıdır:
1.Yaygınlık: Hangi alanlar etkileniyor? Toplumun ne kadarı etkileniyor? Bireyler hangi sıklıkta değişimin gerektirdiği farklı davranışları göstermek zorunda?
2.Şiddet/yoğunluk: Eski anlayış ve davranışlar ile yenileri arasındaki mesafe nedir? Çok mu fark var? Arzu edilen yeni kültür ile eski kültürün unsurları birbirlerine çok mu uzak? Çok mu uyumsuz? Mevcut kültürün hangi unsurları parçalanmalı veya ortadan kaldırılmalı? Statüko ne kadar etkilenecek? Zaman, statü, güç ve diğer kaynakların dağılımı nasıl etkilenecek?
3. Yenilik düzeyi: Arzulanan kültürün gerektirdiği fikir ve davranışlar ne kadar yeni? Bazı grupların kullandıkları, yeni kültüre yakın mı? Ülkede yeni kültüre yakın gruplar var mı? Yeni ideoloji ve değer ağları kurmak gerekebilir.
4. Değişimin süresi: Değişim çabası ne kadar sürmeli? Değişim ne kadar kalıcı olacak? Bazı radikal değişimler yıllarca sürebilirken bazıları daha kısa sürebilir. Bazı değişimlerin etkisi sürekli olmayabilir.
Yoğunluk ve yenilik düzeyi geçmişle kopuşun şiddetini belirleyecektir.
Üçüncü tip kültür değişimi, en az kesintisiz olanıdır. Kültürel kopma sayısı daha fazla, ama çoğu düşük şiddettedir. Bu daha yaygın değişimi içeriyor. Tüm vatandaşları kapsar ve içerir.
Kültürel değişim, özel problem, fırsat ve çevre koşullarında değişim ile zamanlanır. Tüm vatandaşları ikna etmek gerekir. Dramatize edilmesi gerekebilir. İşbirliği ve destek gerektirir. Kötü haberlerin abartılması yararlı olabilir. Ancak, dikkat ve iyimserlik birlikte kullanılmalı... Kullanılacak kaldıraçlar iyi anlaşılmalı ve kullanılmalı... Zaten olacak değişim iyi kanalize edilirse başarı gelir. Tutarlılık ve ısrar, güven ve iyimserliğin yayılması için çok önemli.
Değişime direncinin değişik boyutları anlaşılmalıdır. Birçok unsuru değiştirirken süreklilik sağlamaya çalışılmalı... Değişim süresince sahiplenilecek ve değişmeyecek prensipler tanımlanmalı ve anlatılmalı: “adem-î merkeziyetçilik”, otonom yönetim, vatandaşın refahı, artan koordinasyon toplantı sayısı. İdeolojiler ve birikmiş kültürel şekiller değişimin konusu olmalı. Varsayımlar ve çekirdek değerlerin değişmesi için değişim çabaları insanların deneyimlerine ve bu deneyimlerden öğrendiklerine odaklanmalı.
İlk kabul ve heyecanın kaybolmaması sağlanmalı... Değişim sürecinin tüm adımları, “dikkate almama”, “vazgeçme” ve “geriye dönüş” riskleri taşır.
Değişim kararı alındıktan sonra gerçekleştirilecek uygulama ile kurumsallaştırma başarılmalı. Ülkenin günlük rutin ve kültürünün içine değişimin ısrarlı bir şekilde katılması çok önemli. Kültürel değişimin yayılması çabaları dikkatle yönetilmeli.
Eski metaforların yerine yeni metaforlar kullanılmalı... Basın eskiyi kullanmakta ısrarcı olabilir. Yeni mitler/efsaneler yaratılmalı. Eski unsurlarla yeni mesajlar verilebilir. Eski törenler yeni değerleri içerecek şekilde değiştirilmeli... Sosyalleşmede yeniliklere ihtiyaç duyulur. Yeni eğitim programları devreye girmeli. Daha da özele inmiş hamleler gerekir.
Yeni vizyonun takibini kolaylaştıracak liderliğe ihtiyaç var. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, milletvekili, müsteşar, parti liderleri, şirket sahipleri ve yöneticilerinin, valilerin, emniyet müdürlerinin, milli eğitim müdürlerinin, rektörlerin, okul müdürlerinin davranışlarında, kendine güvenen, değişime inanmış, baskın kişilikli, drama ve nezaket ile yeni vizyonu ifade kapasitesine sahip lider özelliklerini görebilirsek değişimi başarıyla yönetebiliriz.
Burda belirtilen tüm unsurları 20.yy’da Türkiye toplumu yaşamaktadır. Cumhuriyetin ilanı yapılan devrimlerin yerleştirilmesi-halka benimsetilmesi gayret ve çalışmalarının örnekleri hepimizin yaşamında vardır. Hatta bunların bir kısmı birlikte yaşamakta ve birbiriyle yarış/rekabet halindedir. Bir grubun etkin olmasıyla sokağın rengi ve görüntüsü ile kullanılan dilde değişme olmaktadır.
Toplumsal Değişmeyi Etkileyen Faktörler: Sosyologları ilgilendiren önemli bir sorun da tarihsel akış içerisinde toplumsal değişime neden olan kaynakların neler olduğunu ve bunların ne tür bir toplumsal değişme yarattıklarını açıklamaktır. Bu yönde sosyologlar toplumların geçirmiş oldukları değişim deneyimlerinden hareketle değişmeye yol açan ana kaynakları belirlemişlerdir.
Değişmede Fiziki Çevrenin Etkisi-Doğa: Doğa bir toplumun kültürel ve toplumsal yapısı üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Bir bölgenin ılıman ya da kurak olması, su kaynaklarına uzaklığı ya da yakınlığı, dağlık ya da ova olması o bölgedeki insanların yaşama biçimlerine doğrudan etki eder.
Değişimin Dinamik Gücü-Nüfus: Bir toplumda nüfusun sayısı, dağılımı ve yapısı toplumsal hayatı doğrudan etkiler. Nüfus artış hızının yüksek olduğu ya da kıtlığın ve ekonomik bunalımların baş gösterdiği bir toplumda nüfusun ihtiyaçlarını mevcut imkânlarla karşılamak mümkün olmayabilir. Bu durum çoğunlukla göçlere neden olur. Ekonomik sorunlar ya da savaş nedeniyle gerçekleşen bir göç olayı beraberinde göç veren bölgede nüfusun azalmasını, buna karşılık göç alan bölgede ya da ülkede nüfusun artmasını, kültürel yayılmayı, toplumsal düzende istikrarsızlık ve çatışmaları getirebilir.
Değişimin İtici Unsurları (Bilim, Teknoloji ve Kitle İletişim Araçları): Keşifler ve icatlar insanların hayatlarına yepyeni şeyler katar, yeni ufuklar açar. Yer çekimi kanununun keşfi, atomların yapısı, genetik şifrelerin çözümü, yeni bir kıtanın keşfi ya da buhar makinesinin, matbaanın, televizyonun ve bilgisayarın icadı ilk bakışta sosyal olaylar değilmiş gibi gözükse de uzun vadede toplumsal hayatın yeniden biçimlendirilmesine yol açan değişimler yaratmışlardır.
Herkes ve Her Şey Birbirine Benzemeye Başladı (Demokratikleşme, Modernleşme ve Küreselleşme):
Son üç yüzyılda bilimsel ve teknolojik gelişmelerin neden olduğu değişimlere paralel bir şekilde bütün dünyada, demokratikleşme, modernleşme ve küreselleşme deneyimlerinin toplumları sürüklediğini ve değiştirdiğini gözlemliyoruz. Burada değişimi belirleyen şey dışsal etkenler değil kültürel ve düşünsel eğilimlerdir. Bu kültürel ve düşünsel eğilimlerden biri demokratikleşmedir.
Modernleşme, geleneksel toplumdan modern sanayi toplumuna geçişi ifade eden ve çok geniş kapsamlı sosyal dönüşümleri beraberinde getiren bir süreçtir. Küreselleşme, değişimin önemli taşıyıcı unsurlarından biridir ve yeni bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ulusal sınırları aşan ve dünya çapında değişimlere yol açan küreselleşme; teknoloji, siyaset, ekonomi, kültür, çevre vb. gibi alanlardaki gelişmeler sonucunda zaman ve mekân sınırı tanımadan toplumları birbirine bağlayan süreçleri betimlemektedir. Küreselleşmeyle birlikte dünya küresel bir toplum ve pazar hâline gelmiştir.
Değişim bütün toplumların ortak özelliğidir. Fakat değişimin hızı ve kaynakları toplumlara göre farklılıklar gösterebilir. Sosyologların yaptığı, toplumlara göre karşılaştırmalı toplumsal değişme ve modernleşme araştırmaları toplumsal değişmenin bütün toplumlarda aynı olmadığını göstermektedir. Bu araştırmalardan çıkan sonuçlar, geleneksel, değerlerine daha sıkı bağlı olan toplumların değişime direnç gösterdikleri buna karşılık modern toplumların değişime daha açık olduklarını göstermektedir.
Toplumsal gelişim ve değerler: Toplumlardaki değişimin nedenleri genellikle teknolojik gelişmeler sonucu elde edilen yeni bilgiler, iletişimin hızlı gelişimi sayesinde çok uzak yerlerdeki toplumlarla olan etkileşim, siyasi ve toplumsal gelişim gibi olağan olabileceği gibi devrim gibi daha sert, zoraki ve kökten bir değişim de olabilmektedir.
Her millet bulunduğu coğrafyada, tarihine ve gelişmişlik düzeyine, yaşama biçimine bağlı olarak bir değerler bütünlüğüne ulaşır. Bununla milli karakterlerini belirler ve kültürel aktarımla bunu sürdürür. Bu nedenle de dünya milletleri arasında; savaşmak, itaat etmek, ticaret ve denizciliğe yönelmek, dindar olmak, göçer kalmak, keşif ve icatlara, düşünce ve estetik değerlere, sanata, sanayiye sahip ve yatkın olmak gibi farklılıklar oluşmaktadır.
Göç ve savaşlar, tahribat ve mahrumiyet kadar, imkânlar da yaratır, kültür ve medeniyet akışını sağlar. Taraflar açık-saklı neleri varsa meydana dökerler. Bulundukları yeni ortama uyum gösterir ve benliklerini korumak isterler. Örgütlenme ve yönetim bu ihtiyaçlara göre düzenlenir.
Umuyorum ki bu bilgiler, toplumsal değişmemizi daha iyi ve kapsamlı tanımaya, değerlendirmeğe katkı sunacaktır.
[1] Vikipedi, özgür ansiklopedi
[2] Derleyen: Sosyolog Ömer Yıldırım: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve "Sosyolojiye Giriş" Ders Notları (Ömer Yıldırım); Diğer Ders Notları (Ömer Yıldırım)
[3] Düşünce PLATFORMU: felsefe.gen.tr
Bu web sitesi, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından derlenmiş ve hazırlanmıştır.