Ortadoğu'da iki ana sorun: Petrol ve Kürtler

Dr. Ömer ULUÇAY

11 Aralık 2015 Cuma 06:00

Yerkürenin bazı bölgeleri özelliklidir. Kimi yerlerde adalar yoğundur. Bazı yerler hep ormanlıktır. Bazı yerlerde dağlar daha yüksektir, bazı yerler sahil veya çöldür. Bazı yerlerde akarsu debileri çok yüksek olduğu halde bazı yerler kuraktır. Buna göre bitki ve hayvan cins ve dağılımı da farklıdır. İnsanların şekil ve yerleşimleri de buna benzer. Her nekadar göçler dolayısıyla dağılma olsa da ana özellikler korunmuştur ve belirgindir.

Aynı şekilde, denizler de ayrı bir dünyadır, içinde yaşayan canlılar ve su akıntı ve kaynakları, sıcak ve soğuk su akım ve bölgelerinin ayrı bir hikmeti vardır.

Dünyanın iklimi bu özelliklere göre farklı olmaktadır. Gezegenin yeri ve yörüngesine bağlı olarak mevsim ve gün içinde iklim değişmektedir.

Yer altı zenginlikleri de farklıdır. Her yerin toprağı ve dağı, yerin altı aynı vasıfta değildir. Yaratan her yere ayrı bir özellik vermiştir.

Dünyanın birçok bölgesinde olmakla beraber Ortadoğu petrol ve doğalgaz bakımından bir ambar gibidir. Önemi erken dönemde anlaşılmış ve sanayi ülkelerinin dikkatini çekmiş, icatlar bu cevherin kullanılmasına dayalı olarak yapılmış ve teşvik edilmiştir.

Sanayileşme arttıkça petrol ve ürünlerine, giderek doğalgaza gereksinim artmaktadır. Bu da çatışma ve kavga nedenidir. Eskiden ağalar-beyler köyleri üstündekilerle birlikte satarlardı. Şimdi ise petrol savaşı yapanlar, üstündekileri öldürmekte veya sürgüne mecbur etmektedirler. Çatışma ve savaş daha kapsamlı, tahripkâr ve insafsız, hatta insanlık dışı…

Ortadoğu'nun petrol ve gaz, su, cevherleri için geçiş döneminde "üçüncü dünya savaşı" yaşanmaktadır.

Güzellik, zenginlik, makam, servet, kuvvet beladır, düşman çeker. İşte böyle. Ortadoğuda haramiler, ortalığı perişan etmişler.

Kürt Sorununun Çözümü için Türkiye "Gerçekçi ve Katılımcı Siyaset" yapmalıdır.

Barışmak ve birlikte ülkemizde güven ve refah içinde, özgür ve eşit yaşamalıyız. Bunun ortamını yaratmak her vatandaşın ve bu siyaseti icra etmek Hükümetlerin görevidir.

Barışmak için taraf lazım, tarafları davet etmek-konuşmak lazım. Teslim almak da mümkün olmayacak, ama ölmek ve öldürmek olacak. Ama artık yetmez mi? El-insaf 40-50 bin insanımız öldü. Zaman ve maddi kayıplar, kırılan hayaller, bozulan birlikte yaşama ortamı ve diğerleri hariç…

Ortadoğu'daki bu son durum, yeniden bölüşme kavgasıdır. IŞİD ve diğer muhalif gruplar vekâleten savaşmaktadır. Rusya bizzat savaşa girmiş ve Suriye askerlerini desteklemektedir. Burada önemli ve tarihi role sahip, haklarını alamamış Kürt Halkı vardır. Irakta bir statü sahibi olmuş ve Suriye'de etkin olarak savaşmaktadır. Bu mücadeleler ayrılmış parçalarda ve farklı örgütlenmeler altında yapılmaktadır. Türkiye, Kürt Sorununu Çözüm Sürecini kapatmakla nerdeyse bir içsavaşın içine girmiş gibidir. Bu nedenlerle dört parça arasında henüz Kürt Birliği oluşmamıştır. Gidişatın buna doğru olduğu anlaşılmaktadır. Dünya görüşü ve idari sistem anlayışları bakımından farklar yaşanmakta ve bu nedenle çağrılara rağmen Barzani Kürt Ulusal Kongresine davet yapmamaktadır.   Bazı devletlerin bu Kongrenin toplanmasına karşı oldukları da bilinmektedir.

Nitekim 1918 Mondros Silah Bırakmasıyla Anadolu'da Mustafa Kemal Paşanın yönetiminde Kurtuluş savaşı başlamıştır. İkinci Meşrutiyet Meclisinde, Misak-ı Milli sınırları içindeki toprakların Osmanlı Devletine ait olacağı ve burada bir devletin kurulacağı ilan edilmişti. Böylece Anadolu+Kürdistan+Trakya torakları üzerinde Türkiye Devleti kuruldu. Kürtlerin %60 oranında nüfus ve coğrafyası Türkiye'de kalmış oldu. Zaman içinde Türkiye'nin bugünkü sınırları belirlendi. İran-Irak-Suriye-Türkiye arasına bölüşülmüş/dağılmış Kürt halkı her devlet içinde farklı yöntemlerle aynı mahiyetteki işlemlere maruz kaldı. Bu dört devlet içinde Kürtler hak talepleriyle ayaklandılar ve ezildiler.1914-2015 bu direniş ve çatışmalar devam etmektedir.

Bu gerçekleri yaşayan, bilen ve yöneten Türkiye idarecileri, devrin gereklerine göre bir Kürt siyaseti gütmek ve onlarla barışıp, birlikte ve güven içinde hak sahibi olarak yaşama ortamını yaratmak ve böylece ülkenin ve milletin bütünlüğünü temin etmek durumundadır. Buna uygun siyasetleri yürütmek ve aktörleri sahneye çıkarmak gereklidir.

*

Medvedev: "Türkiyeye savaş ilan için yeterli nedendir"[1]

Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev, "Su-24 bombardıman uçağının Türkiye tarafından vurulmasının savaş ilanı için yeterli neden olduğunu" söyledi ve ilave etti, "ama biz bu adımı atmadık” dedi.

Rusya, fiilen Suriye'deki içsavaşta Esadın destekçisi olarak meydana çıktıktan sonra ABD+Koalisyon güçlerine göre farklı önceliklerle daha aktif savaşmakta ve buna karşı bazı rahatsızlıklar dile getirilmektedir.

Rusya Suriye'ye yerleşmekte, üslerini tahkim etmekte ve yenilerini kurmaktadır. Boğazlardan geçen savaş gemileri ile Akdenizde etkin güç olmakta ve buna karşı AB+ABD+NATO da Doğuakdenize yığılma yapmaktadır. Rusya bununla da yetinmemekte, Kırıma füzeler yerleştirmekte, Ermenistan'a saldırı helikopterleri vermekte, savaş araçlarının gücünü sergilemektedir. Ayrıca Irak+İran+Suriye+Rusya bir Blok olmakta ve ortak davranmaktadır.

Irakta, Barzani Güçlerine eğitim veren Türkiye Askeri Birliğinin Başok'a intikali, Irakın protestosuna uğradı ve hatta bunun için Rusya'dan yardım isteneceği ilan edildi. Rusya Kıbrıs'ta üs kurmak istemektedir.

ABD+NATO Bloğunun sadece yıkmakta ve desıtabil duruma getirmekte başarılıdır. Maalesef müdahale ettikleri hiçbir bölgede ele gelir, kamuyu memnun edecek bir uygulaması yoktur. Bu durum bir boşluk demektir. Siyaset boşluk kabul etmediğine göre, Rusya'ya adeta davetiye çıkmış olmaktadır. Rusya yer açmak ve pozisyon yaratmak yerine, boşluğa yerleşmekte ve belirlenmiş, beklenen rolü üstlenmektedir.

Böylece Rusya, Komünist ayaklanma nedeniyle (1917) içe kapanmış ve Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasından dolayı alacağı belirlenmiş paydan mahrum kalmıştı. Öyle görünüyor ki Rusya bu payını İngiltere ve Fransa'dan sonra da sisteme dâhil olmuş ABD'den almak istemektedir.

"Suriye’nin Tartus kentinde deniz üssü bulunan Rusya, bölgeye 2.500 km menzilli ‘Kalibar’ tipi seyir füzeleriyle donatılmış ‘Rostov-on-Don’ adlı bir denizaltı gönderdi. Rusya daha önce Doğu Akdeniz’e S-300’lerin benzeri bir hava savunma sistemi taşıyan Moskva adlı bir kruvazör ile iki adet denizaltı göndermişti. Suriye’deki IŞİD ve muhalif güçlere 30 Eylül’den bu yana hava saldırıları düzenleyen Rusya, Esad rejiminin kalelerinden Lazkiye yakınlarında Himeymim hava üssünü kullanıyor. Bu üste 55 civarında savaş uçağı olduğu sanılıyor. Bunlar SU-30 avcı, SU-24, SU-25 ve SU-34 bombardıman uçaklarından oluşuyor. Üste 7 adet Mi-24, 5 Mi-8 tipi helikopter var. Güvenliği Karadeniz Donanması’na bağlı 7’nci Dağ Piyade Bölüğü sağlıyor. Üsteki hava savunma sistemleri ‘Pantser-S1’, ‘Buk-M2’, ‘S-200’, ‘Peçora-2M’, ‘S-400’ bataryalarından oluşuyor. Radarları etkisiz kılan elektronik ‘Krasuha’ muharebe taşıtı da üste konuşlandırıldı.

Üste 15 tank, 30 kadar da zırhlı personel taşıyıcı olduğu tahmin ediliyor. Rusya’nın Humus yakınlarına, uçak kapasitesini ikiye katlayacak yeni bir askeri üs daha kurmayı planladığı öne sürülmüştü. Ayrıca Rus uçakları artık havadan havaya füzelerle donatılırken, avcı uçakları da operasyonlarda bombardıman uçaklarına eşlik ediyor. Rusya, 7 Ekim’de Hazar Denizi’nde konuşlu savaş gemilerinden fırlattığı Kalibar füzeleri ile Suriye’de IŞİD hedeflerini vurmuştu. Hazar’da Rusya’nın 15’i Kalibar kapasiteli 50 savaş gemisi bulunuyor. Moskova’nın, İran’a satış konusunda anlaştığı beş S-300 bataryasının sevkiyatını bu yılın sonuna kadar tamamlaması bekleniyor".

*

Rusya 2.Cihan Savaşında, Kafkaslardan Azerbaycana inmiş ve burada Azerbaycan Cumhuriyetini, Van-Urmiye arasında Mahabat Kürt Cumhuriyetini kurdurmuştu. Ancak İran ile anlaştıktan sonra bunları desteklemekten vazgeçmiş ve kurucuların İran tarafından idam edilmelerini temaşa etmişti.Yani eski ve yeni, kapitalist ve sosyalist olsun müstevlinin/sömürenin karakteri aynıdır. Yoktur birinin diğerinden farkı.

Kurtlar sürek avı yaparlar. Av çok veya iri olur da kurdun gücü yetmezse, kuyruğunun üzerine oturu ve başlar ulumağa. Duyanlar gelir, hal edeceklerine inanmazlarsa hep birlikte ulumağa devam ederler. Neticede ava hücum eder ve yıkarlar. Sonra da parçalar üzerinde birbirlerine dalış yaparlar.

İşte Ortadoğu'da petrol ve aç kurtlar. İzliyoruz, rol paylaşımı içinde bölüşüm hazırlıkları var. Aktörler yer ve belki saf da değiştirecek. Bakalım hele…

 

[1] http://www.internethaber.com/rusyadan-turkiyeye-savas-ilani-aciklamasi-1493621h.htm09/12/2015           ‎

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.