Profesör olmak kolay değildir.
Profesör;
Kendi dalında en iyi ihtisası yapmış,
Yaşamış olduğu toplumun sağlıklı yarınları için sürekli arayış içerisinde olan,
Ve bulmuş olduğu sonuçları halkın hizmetine sunan kişidir,
Günümüzde koltuğunu sürekli sıcak tutan Profları bir kenara bıraktığımız zaman, büyük fedakarlıklar yaparak sürekli bir çalışmanın içerisinde olan akademisyenlerimiz de az değildir günümüzde.
İşte size somut bir örnek;
Nobel Kimya ödülü sahibi Türk bilim adamı Aziz Sancar onlardan sadece biridir.
Aziz sançar dur durak bilmeden yapmış olduğu uzun soluklu bilimsel araştırmaları sonucu almıştır o ödülü.
Ama o bilim adamımız ödülle değil, insanlığın hayrı için elde ettiği sonuç için mutludur.
Bu bağlamda ülkemize baktığımız zaman, bu ülkenin değerleri üzerinde ciddi araştırmalar yapan bilim adamlarımız vardır.
Bu gün size Kaysının tarihsel sürecinin yazan Prof. Dr. Bayram Murat Asma’dan bahsedeceğim.
İnönü Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Bayram Asma, Malatya’ya hayat veren ve nüfusun büyük çoğunluğunun geçim kaynağı olan dünyanın en lezzetli kaysısı karşısında kayıtsız kalmamış, bu ürünün anavatanından başlayarak ülkeler bazında yetişen kaysı rekoltesini bilimsel bir şekilde ortaya koşmuş.
Kaysının ülkemiz için ne denli kıymetli bir hazine olduğunun çalışmasını yapan böylesine kıymetli bir akademisyeni, özellikle tebrik ediyorum.
Kaysı meyvesine neden önem veriyorum?
İşin sırrı tam da burada,
Çünkü kaysının çekirdeği kanserli hücreleri öldüren bir ürün de ondan
İnönü üniversitesinden Prof. Dr. Asma Karabulut, hayvanlar üzerinde yapmış olduğu deney sonunda, kanserli hücrelerin öldüğünü görüyor.
Kayısı işte bunun için önemlidir ülkemiz ve insanlık alemi için.
Diğer taraftan bir arkadaşımın bir aylık süreyle kullanmış olduğu kaysı çekirdeği sonucu yaptırdığı tahlilde, ilk bir ayda yüzde 50’lik bir başarıyı elde etmiş.
Şimdi böylesine kıymet arz eden kaysı çekirdeğinin kitabını yazan Prof. Dr. Bayram Murat Asma beyefendi ancak tebrik edilir.
Böylesine önemli bir meyve ne yazık ki Sayın Asma’nın yapmış olduğu çalışma sonunda, Portakal, Elma, üzüm, şeftali ve erikle mukayese edilemeyecek oranda daha az yetişiyor.
İşte rakamlar;
Muz dünyada 70 Milyon ton, elma 65 milyon ton, üzüm 70 milyon ton, şeftali 15 milyon ton, erik 20 milyon ton üretilirken;
Kayısı ise sadece 4 milyon ton üretilmektedir.
Güzel olan yanı ise, Sayın Asma’nın vermiş olduğu rakamlara göre, Türkiye dünya yaş ve kuru kaysı üretiminde birinci sırada yer almaktadır.
Bu güzel ancak bununla yetinmemeli böylesine değerli bilim adamlarımızın yapmış olduğu çalışmalar ışığında ülkemizde kayısı meyvesinin daha çok üretilmesi için tarım politikasının önemli bir konusu olmalıdır diyorum.