Ne zaman FOTOĞRAFÇI OLURUZ?

A. Niyazi Sertkalaycı

22 Aralık 2015 Salı 06:00

            Yakın zamanda çıkartacağım atölye albümü  için sergi küratörümüz Sn. Sezgin GÜVEL  üstadımızdan bir yazı istedim.  Çukurova'nın Gülen Yüzleri 1 proje albümünde de yazıyı olduğu gibi yayınladık. Yazı o kadar hoşuma gitti ki, bu haftaki konuma uyup, yazımın başına yerleştirmek gerektiğini düşündüm;

1(1)-003.gif

            "Fotoğraftan başka bir sanat dalı yoktur ki içersinde hırs, çekememezlik, kıskançlık, başkalarının başarısını küçümseme ve hatta başkalarının başarılarını engelleme gibi olumsuz düşünce ve davranışları bu kadar içinde barındırsın. Bunun nedenini anlayabilmek mümkün değil. Bu sorunun çözümü mümkün müdür ve yapılabilecek bir şeyler var mıdır bilemiyorum. Her şeyden önce fotoğrafla uğraşan kişiler kendilerine karşı dürüst olmalıdır. Neden fotoğraf çektikleri, neden fotoğraf sanatına ilgi duyduklarını kendilerine sormalı ve daha önemlisi bu sorunun yanıtını kendilerine dürüstçe verebilmelidirler… Bu durumda aslında fotoğraf derneklerine büyük sorumluluk düşüyor. Ama ne yazık ki bu olgunluğu derneklerimiz gösteremiyor. Bu nedenle “eskiler” derneklere uzaklaşıyor. Yeniler ise bu kaos ortamında ya fotoğraftan uzaklaşıyor ya da kendilerine bu sistem içerisinde bir konum belirliyor… "

2(1)-016.gif

            "Konu sadece fotoğraf ise neyi paylaşamıyoruz  o halde? Bu soruyu kendisine soran ve “bir şey yapmalı” kararını veren Ahmet Niyazi Sertkalaycı kardeşim aslında çoğumuzun yapamadığı, yapmaya cesaret edemediği şeyleri Arka Plan’da yapmaya niyetlendi, tüm zorluklara ve kaosa rağmen, taşın altına elini koydu… Kendi doğrularını, fotoğrafa dair doğruları anlatmaya, aktarmaya çalıştı atölyesinde. İlk dersinden son ana kadar “sadece fotoğraf” dedi. Ben buradan kendisini saygı ve sevgiyle selamlıyor Arka Plan Atölyelerinin küçük de olsa bir parçası olmaktan duyduğum büyük mutluluğu paylaşmak istiyorum. Tüm Arka Plan üyelerine sevgiler gönderiyor fotoğraf yolunda her şeyin gönüllerince olmasını diliyorum. Yolunuz açık olsun …"

3(1)-017.gif

            Kıymetli dostlar, fotoğraf çekiyoruz, çektiriyoruz, yapıyoruz, yapmaya çalışıyoruz. Sonuçta üretmenin hazzını, unutulmaz hafifliğini yaşıyoruz. Değerli hocam Sezgin GÜVEL'in bu yazısı beni  gururlandırmasının yanı sıra, kendisinin bu sanat dalında eski olup, gözlemlediği acı ama bir gerçeği de ortaya çıkardı. Kendime sormadan edemedim hocam gibi. PEKİ AMA NEDEN?..

4(1)-003.gif

            İnsanlar iki amaç için fotoğrafa başlıyorlar. Gerçek sanat ve hobisiyle harmanlayıp üretime katkıda bulunmak. Diğeri ise sosyal statü, çevre, ne derseniz deyin lakin ortak paydası üretime zarar zihniyetiyle. Kişisel yıpranmışlıklar, egolar da işin içine girdimi, sorun biraz daha büyüyor. Yenilerin dürüst olup neden buradayım sorusunu sorması, bununla birlikte cevabı yolunda ilerleme kaydetmesi gerekir. Eskilerden var olanlar bu soruyu sormayıp, doğru deyip hareket ettikleri, kendilerine bir statü, kimlik yükledikleri çok fazla görülse de, bir an önce bu durumdan sıyrılıp gerçek kimliklerine kavuşmalıdırlar. Yaptıkları tutum, durum ve davranış kısa vadede yüklenen statü, konum ve çevreyi bir anda yerini TIRNAKLARIYLA KAZIYA KAZIYA gelmişlere karşı bir travma ile bırakacaktır. Vitrinin görünen yüzü olmanın vermiş olduğu rahatlık ileride ciddi problemlere yol açacaktır.

5(1)-003.gif

            Sorunu biraz daha ciddi ele alırsak, hem de derinlemesine BİAT KÜLTÜRÜ ortadan kaldırılıp ileri demokrasi ve EĞİTİMİN SÜREKLİLİĞİ ile CİDDİYETİ anlaşılıp, geçmişteki köklerin değerleri ile GERÇEK EĞİTİMCİLERİN buluşturulması. POPÜLİST KÜLTÜR yok edilip, yüklenen statüler ve konumlar geri alınmalı. Bununla birlikte gelenlerin , mevcudiyetlerindeki heves olan o duyguyu öldürmemek. İADEİ-İTİBARLARI  geri vermek gerekir. Konuşulan her kelime , atılan her imza kişiyi değil kurumu bağlar. Özellikle eğitim veren bir kurumsa daha ciddi bir donanımla bu harmanlanmalı.

6(1)-003.gif

            İyi yapılan işleri takdir edip alkışlamak gerekir. Görüpte beğenmemek olmaz. Marifet iltifata tabi. İyi olanı alkışlarsak, kötü olanı sevgi saygı çerçevesinde eleştirirsek, önemli işlere imza atmak kaçınılmaz. Hem güzel düşünce ile güzel insan kriterlerinden birisi yerine gelir. Kişi kendi düşüncelerini özgürce söylemeli. İDEOLOJİK ULEMAYA danışmak da neyin nesi? Yol yakınken sana bir şey söyleyeyim git kendi kararını kendin al. Tutupta bazı şeyleri enine boyuna masaya yatırmaya gerek var mı? Sonuç önemli sonuç. KUKLAGİLLER'in kahramanı belli. Kahramanlar da bitmez. Bugün sensin, şimdilerde yenileri geliyor. Görüyoruz. Aslında kahramanlar senden öncede aynıydı. Sonuçta mide bu. Süreç sizde devam eder. Buzlar erimez.  Ayrıca bin kere ölene kadar bir kere öl. Politika önemli.Durumun ortadayken dışa bağımlılık, içe bağımlılıktan iyidir. GÜZEL DÜŞÜN, hayır dile ki hayır bulasın.  ULU ÖNDER'in bu konu ile ilgili önemli sözlerinden birisi ve O AN "13 Kasım 1918 tarihi müttefik devletlerin İstanbul’ a girdiği günlere tekabül etmekteydi. İngiliz donanmasına ait zırhlılar İstanbul Boğazına girip buraya demirlemiş toplarını Osmanlı Devletinin merkezi karargâhı olan Dolmabahçe Sarayına çevirmişti. Durum hiç de iç açıcı değildi. Devlet tüm siyasi ve mülki idareleri ile işgal güçlerine teslim olmuş ve ağır şartlar içeren Mondoros Mütarekesi hükümleri çerçevesi içerisinde işgalci Müttefik Devletlerden gelecek direktiflere boyun bükmekten başkaca bir varlık gösteremiyordu. İşte bu sırada yaveri Salih Bozok’un gözyaşları içinde Mustafa Kemal'e dönerek Boğaza demirlemiş İngiliz zırhlılarını göstermesi üzerine Mustafa Kemal: “Geldikleri gibi giderler” demiş böylelikle ülkenin bir gün yüce Türk milletinin gücüyle bağımsızlığına kavuşacağına dair inancı dile getirmiştir."

7(1)-003.gif

            Evet laf yerine üretimi tercih eden arkadaşlarımızla bu hafta bir kez daha sunum ve sergideydik. Çukurova Üniversitesi Fotoğrafçılık Kulübünü nazik daveti üzerine Çukurova'nın Gülen Yüzleri 1 sergimizi ve 1 saatlik 5 gösterimizle sunumumuzu gerçekleştirdik. Serginin Mersin, Tarsus'tan sonra 3. açılışı onurlandırması bizler için ayrı bir gurur kaynağı. Bu anlamda ogün aramızda olan Banu Paksoy, Derya AKRAY, Sİbel KORKMAZ, Eylem Özgen KARABOĞA, Hakan ÇELİK ve Hasan DAYANIKLI arkadaşlarımızı kutluyorum. Ayrıca sevgili arkadaşlar, 90'lı yılların ortasından itibaren, yıllarca radyo yayını yapan birisi olarak alışık olduğum mikrofona, bu defa görsel  olarak geçtim. Türkiye'de tarzı ve içeriğinde bir ilk olan sadece Fotoğraf ve Sanatı'nın konuşulduğu  ARKA PLAN'da prova çalışmaları için kamera karşısına geçtik. İlerleyen haftalarda AkdenizTÜRK TV ekranlarında, Pazar günleri saat 11.00'de kahve-çay keyfinizi yaparken dolu dolu bir Arka Plan izleyeceksiniz. Müzik, Fotoğraf (Konu / Konuk) ve Kitapla ilgili, yani fotoğrafın olmazsa olmazlarıyla harmanlayacağımız programımızın ilk konuğu, yıllardır beraber yol arkadaşlığı yaptığım, fotoğrafa AFAD'da  beraber başlayıp, yıllarca beraber ders anlattığımız, birçok projeye beraber imza attığımız, her geçen gün artan bir ivmeyle dostluğumuzun arttığı ve yine hep söylediği gibi kardeş olmak için aynı soyadı taşımak gerekmez sözleriyle beni duygulandıran kıymetli abim Prof. Dr. Orhan ŞEN. Programın başlangıcı ile ilgili ilerleyen günlerde jenerikler dönmeye başlayacak. Fotoğraf ve Sanatı adına, Adana için, yine bir ilki gerçekleştirmenin haklı gururunu ARKA PLAN FOTOĞRAF ATÖLYELERİ ekibi adına bir kez daha yaşıyoruz. Üretim yerine engelleri, lafta kalan icraatları tercih edenlerden sıyrılıp işimiz gücümüz sadece fotoğraf diyerek ÜRETİME DEVAM EDİYORUZ.

            Son olarak Ne zaman FOTOĞRAFÇI oluruz? Yanıt; bir yıla yakın süredir yazılarımda vurguladığım bir şey var, GÜZEL İNSAN, İYİ FOTOĞRAFÇI... Bu haftalık da benden bu kadar. Haftaya yeni bir ARKA PLAN fotoröportajında görüşmek üzere. Sevgiyle kalın dostlar.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.