Boşaltılan köylerin çocukları şimdi YDG-H’li[13]
Türkiye'nin gündemi; Doğu ve Güneydoğu’daki sokağa çıkma yasakları ve sokak çatışmaları, operasyonlar, gözaltı, tutuklamalar, büyük şehirlerde eylemler ve bu nedenle bölgeden yaşanan göç dalgası... Kazılan hendekler, barikatlar, tuzaklanan patlayıcılar, abluka, keskin nişancılar, tank, top, gaz, roket, ölümler…
Bunlardan bunalan onbinlerce vatandaş Diyarbakır’ın Sur ve Silvan, Şırnak’ın Cizre ve Silopi ile Mardin’in Nusaybin ilçelerinde harap olmuş şehirlerini, evlerini terk etti.
Hizmet içi eğitim gerekçesiyle de bazı ilçelerdeki öğretmenler geri çağrıldı. Girilemeyen mahallelerde sokak çatışmaları haftalardır sürüyor.
Ülkenin Batısı sessiz. Serhildanın nedenini düşünmeden kırılmasını bekliyor.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu “Belli bölgelere girilemiyor. Beyrut gibi. Halk Suriyeli mülteciler gibi göç ediyor” benzetmesi yapıyor.
MHP Genel Başkanı “Sevr şartlarını aratmayacak gelişmeler yaşandığını” söyledi.
İktidar ise bütün şehirlerin terör unsurlarından temizleneceği noktasında kararlı.
Ama ana sorun duruyor: Silahlı mücadeleyle Kürt Sorunu çözüme ulaşılabilir mi?
MİT Müsteşar eski Yardımcısı Cevat Öneş önemli bir noktaya işaret ediyor:(Tufan Çocukları)
- 1990’lı yıllarda PKK’yla mücadelede köy boşaltmalarla sonuç alınabileceği düşünülmüştü. İşte o köylerden boşaltılan evlerinden yurtlarından göç ettirilen çocuklar bugün YDG-H’li gençler. Bugün evlerinden göç etmek zorunda kalanlar mutlaka YDG-H’ye tepki duyuyorlardır ama bir kimlik meselesiyle karşı karşıyayız. Her evi boşaltılanın mutlaka YDG-H karşıtı olduğunu da düşünmemek lazım. Çok dikkatli davranmak gerekir.
-YDG-H denilen PKK ile bağlantılı silahlı gençlik hareketinin, ancak çözüm süreci devreye girmez ve bu meseleye sadece güvenlikçi tedbirlerle bakma devam ederse bu hareketin bölge halkını da etkileyerek bir ayrılıkçı ruhsal hali ortaya çıkarmasını çok önemsiyor, üzerinde dikkatle durulması gerektiğini düşünüyorum. Masada tekrar muhataplarıyla görüşerek silahlı hareketi durduran bir ortamı yaratmak durumundayız. Siyaset bunun anahtarını bulmak zorunda.
-Öcalan’ın yakalanmasıyla başlayan ve 2000-2005 arası AB uyum yasalarının hayata geçirilmesiyle yakalanan iklimde PKK’nın silahsızlandırılması konusunda gereken adımların atılmayışı kritik eşiktir. 2005-2006 yılından itibaren söylemeye çalışıyorum; bu, nitelikli demokratikleşme adımlarına süreklilik kazandırılmaması ve Türklerin, Kürtlerin, tüm farklı kimliklerimizin benim anayasam diyebileceği bir toplumsal bütünleşmenin sağlanamaması meselesidir.
-Hükümetin silahlı mücadele yaparken, güvenlik tedbirleri alırken bunun paralelinde gecikmeye meydan vermeden tekrar barış masasına dönmeyi sağlayıcı adımlar atması ve bu konuda özellikle parlamentoda işbirliği şartlarını geliştirmesi önemlidir. Özellikle bu gelişmelerin bir Türk sorunu, yani Kürt meselesinin bir Türk sorunu haline gelmesini de engellemek gerekir.
-Bugün PKK biliyor ki silahlı eylemle herhangi bir sonuca varamaz. Devlet de biliyor ki güvenlik güçlerinin tedbirleriyle PKK’yı ortadan kaldıramaz. Bunu her iki taraf da biliyor veya bilmesi lazım. Şartlar ne olursa olsun ilk adım siyasetin, siyasi iktidarın sorumluluğundadır. Bunun zaten farklı bir örneği de olmaz. O bakımdan çözüm sürecini kurucu yeni adımlar mutlaka toplumsal barış talepleri devam ettiği için toplumsal karşılığını bulacaktır. Bunu yenilmişlik meselesi ya da duygusal bir boyuta getirmemek gerekiyor. Çünkü şehit olanlar, ölenler hepsi bizim vatandaşımız bu sorunu çözmek zorundayız.
-Güneydoğu’da ne olup bittiğini Türkiye’nin batısı bilmiyor. O bakımdan, ciddi gelişen olaylar konusunda atalet var gibi bir görüntü hakim. Sadece PKK’nın silahlı hareketi yönüne bakarak bunu sonlandırdıktan sonra bu meseleyi ele alabilirim düşüncesi yanlış. Dünyadaki tüm uygulamalarda şartlar ne olursa olsun barış konusunda kararlı olan çatışmaları barışçı metotlarla, demokratik metotlarla çözme iradesini öne çıkaran ve bu iradeyi toplumla paylaşıp desteği alan düşünce yapıları ve politikalar başarılı sonuçlar almıştır.
*
Başbakan Davutoğlu :”Temizlenene kadar… Özyönetim söz yönetim yok”[14]
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Toplantısı'nda konuştu:"Terörden şiddetten mağdur olan vatandaşlarımızın gördükleri zararları karşılayacak güçteyiz. O namertlerle verdiğimiz mücadelede hiçbir engel, hiçbir barikat, hiçbir hendek tanımayacağız.
“Bedeli ne olursa olsun Türkiye'nin her dağı, her şehri, her ilçesi temizleninceye kadar bu hainlerden hesap soracağız. Türkiye'de öz yönetim söz yönetim yok. Sadece ve sadece milli iradeye bağlı milli yönetim var. Türkiye'ye yakışan, milletimizi geleceğe taşıyacak yeni bir Anayasa'yı hazırlayacağız. İnsanı merkeze alan yeni Anayasa'mızla her vatandaş birinci sınıf vatandaş olacak. Çoğulcu, katılımcı, eşitlikçi bir demokrasi inşa edeceğiz. Daha hızlı, adil, şeffaf bir yargı sistemi oluşturacağız” dedi.
*
Batıda otoriter, doğuda şiddet ve hendek
Cengiz Çandar[15]: “Ülkenin 'batı'sında 'otoriterleşme', 'doğusu'nda 'şiddet'... Türkiye'nin önünde kazılmış olan asıl büyük ve derin 'hendek"'budur. Böyle bir “siyasi ortam”a imza atan iktidarın, Diyarbakır’da, Cizre’de, Silopi’de, tüm Güneydoğu’da tanklarla, toplarla özel kuvvetlerle, güvenlik kuvvetlerinin tüm birimleriyle giriştiği “harekât"ın “inandırıcılığı” olabilir mi? Aklınızı ve vicdanınızı “hendek”e düşürdüyseniz olabilir.”
*
Terörde 4 aylık bilanço[16] (24 Temmuz-20 Kasım 2015)
-gözaltına alınanlar; 1602 kişi (10'u yabancı uyruklu)
-79 ilde PKK, DAEŞ ve diğer terör örgütlerine üye 7 bin 303 şüpheliye operasyon
-PKK eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alınanlardan cumhuriyet savcısına ifade veren 5624 şüpheliden, savcılık ve mahkeme tarafından 2 bin 908'i serbest, 1114 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Mahkemeye sevk edilen bin 602 PKK'lı (10'u yabancı uyruklu) tutuklandı.
- Türkiye genelinde polis sorumluluk bölgesinde silahlı eylemlere katıldıkları iddiasıyla gözaltına alınan DHKP-C, MLKP ve diğer terör örgütlerine üye 386 şüpheli, cumhuriyet savcısına ifade verdi. Bunlardan 167'si savcılık veya mahkeme tarafından, 97'si ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 122 şüpheli tutuklandı.
-DAEŞ operasyonlarda gözaltına alınanlardan 1132 kişi savcılığa ifade veridi. Bunlardan 588 kişi savcılık veya mahkemece, 198 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı,346'sı da ise tutuklandı.
- PKK, DHKP-C ve DAEŞ'e yönelik operasyonlarda 8 ton 115 kilogram patlayıcı yapımında kullanılan kimyasal malzeme, 39 ağır silah, 319 el bombası, bin 284 el yapımı bomba, 195 uzun namlulu silah, 283 tabanca, 280 av tüfeği,112 kurusıkı tabanca, 2 bin 92 molotof kokteyli, 363 ağır silah mühimmatı, 59 bin 487 mermi ile 79 kesici alet ele geçirildi.
-Ayrıca, mensuplarının giydiği kıyafetler, gece görüş dürbünü, telsiz, güneş gözlüğü şeklinde kamera, 4 roket ateşleme fünyesi, PKK ve diğer yasa dışı örgütlere ait çok sayıda doküman, sözde DAEŞ bayrağı ile çok miktarda yaşam malzemesi bulundu.
- Operasyonlarda 102 ölü, 77’si yaralı olarak ele geçirildi. Etkisiz hale getirilmiş olup cesedi 304 örgüt mensuplarınca kaçırılan 304.
-Bu dönemde 53 polis memuru,10 asker, jandarma bölgesinde de 20 polis şehit oldu. Bu nedenle yapılan operasyonlarda 125 kişi gözaltına alındı, bunlardan 11 kişiye adli kontrol şartı konuldu, 42 kişi tutulandı.
*
Evet, biraz uzun oldu ama uyanmak, ilgilenmek ve acele davranmak için bunları gözeterek barışçıl yöntemle soruna bir çözüm bulmak ve bu ateşi söndürmek lazımdır. Bunu biz yapacağız. Sorumluluk bilincine sahip vatandaşlarımız, kamplaşma, ayrışma yerine, soruna ortak çözüm bulmak için bir ortam oluşturmalı ve vatandaşı aydınlatmalıyız. Bilenler önerilerini sunmalı, sorumlu noktada bulunanlar doğru ve adil olanı seçip uygulamalıdır. Milletçe birlikte yaşamak, mutlu bir yaşam sürmek için anlatmakla bitmez birliktelikler, zenginliklerimiz vardır. Bunları koruyalım, heder etmeyelim.
Ve el uzatıp demeliyiz, "gelin barışalım!".
[1] http://www.rotahaber.com/guncel/sirnaktaki-operasyonu-ordu-komutani-yonetiyor-h302232.html,6.9.2012
[2] http://www.internethaber.com/250-terorist-kiskacta-pkkya-generalli-operasyon-1495549h.htm, 17/12/2015
[3] Milliyet.com.tr » 21.12.2015
[4] http://www.internethaber.com/catismanin-surdugu-cizreden-kara-haber-1-asker-sehit-oldu-20 Aralık 2015
[5] http://www.haberler.com/sur-da-operasyonlar-19-uncu-gununde-devam-ediyor-7984920-haberi/20 Aralık 2015, Habertürk
[6] http://www.milliyet.com.tr/genelkurmay-dan-flas-aciklama-gundem-2166275/19.12.2015
[7] http://www.sabah.com.tr/gundem/2015.12.09/tskdan-hava-operasyonu-f16lar-vurdu,İHA ,
[8] Birgün,22.12.2015
[9] http://www.cumhuriyet.com.tr/20 Aralık 2015; Yurt Haberler Servisi: 19 Aralık 2015
[10] http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/12/20/muezzinoglundan-o-iddialara-yanit,
[11] http://www.kentgundemi.net/gundem/supurme-operasyonu-kapsaminda-72-saatte-62-terorist-olduruldu-h5651.html,18.12.2015
[12] http://www.evrensel.net/haber/268059/nusaybinin-11-mahallesinde-daha-sokaga-cikma-yasagi-ilan-edildi,21 Aralık 2015,(DİHA)
[13] Tunca Bengin: Milliyet.com.tr » 17.12.2015
[14] Milliyet.com.tr » 20.12.2015
[15] http://www.radikal.com.tr/yazarlar/cengiz-candar/buyuk-ve-derin-hendek-1494633.20.12.2015
[16] http://www.sabah.com.tr/gundem/2015.11.21/teror-orgutlerine-yonelik-operasyonlarin-4-aylik-bilancosu