Özyönetim-Olaylar-Görüşler (3)

Dr. Ömer ULUÇAY

30 Aralık 2015 Çarşamba 06:00

HDP'li Ertuğrul Kürkçü: Hendek-operasyon-Bahçeli’nin isyanı  

HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü[5], Doğudaki olaylar üzerine açıklama, değerlendirme yaptı:

"Bugün Kürdistan'ın pek çok yerinde, özellikle HDP'nin seçmenlerinin yüzde 90'ının desteğini almış olduğu illerimizde ve ilçelerimizde halklarımıza bu tercihinden dolayı baskı ve zulüm uygulanırken, bizlerin sessiz kalması elbette düşünülemez. Cizre, Sur, Nusaybin'de sürdürülen mücadelenin arkasında bu hakikat var. Halkın özgür tercihi ile devletin bu tercihi saymaması arasındaki büyük gerilim var. Bunların arkasına saklanılan gerekçe şu; burada silahlı güçler var, bunları şehirden çıkartacağız, bunları temizleyeceğiz.

"Tamda bir yıldır sözüm ona bu silahlı güçlerle hesaplaşma sürüyor ama önce polis ile ardından özel harekât timi ile ardından jandarma komando birlikleri ile şimdi de nihayet topçu ve tankçı birlikleriyle 10 bin kişilik bir kuvvetle 2 general, şu kadar albay, şu kadar görevli ile hepsi birlikte bir operasyon yürütüyorlar. Deniliyor ki, dünyaya buralarda hendekler kazıldığı için bu hendeklerin kapatılması gerekiyor. Ancak gerçek şu, hendek dediğiniz şey bir günde kapatılacak şeydir. Onu açan halk onu kapatmayı da bilir. Önemli olan bu halkın bu hendeklerin arkasına geçmesidir. Bu hendeklerin önünde değil, arkasında olmasıdır. Bu sorunun cevabı verilmediği sürece hendek meselesini doğru anlaşılmasına hiçbir zaman imkân yoktur. Hendekler halkın üzerindeki baskıların sonucudur.

"Bu nedenle biz HDP ve HDK olarak halkın üzerindeki baskılar kaldırılmadıkça, krizin derinleşerek süreceğini konusunda herkesi uyarmak istiyoruz.   Bu saldırganlık bugün yıllardır halka karşı düşmanca siyaseti ile tanınan Devlet Bahçeli'yi bile isyan ettirdiyse oturup düşünmek gerekir. Açıkça MHP lideri dedi ki hükümete, 'siz etnik tasfiye yapıyorsunuz'.  Ne demektir etnik tasfiye."

Eğitim-Sen Şırnak Şube Başkan Yardımcısı Tacettin Yalçın, SMS mesajları ile öğretmenlerin Cizre ve Silopi'den gönderilmesine tepki gösterdi:  "Mesajdan sonra her iki ilçede sokağa çıkma yasağı ilan edilerek, okulların kapısına kilit vuruldu. Milli Eğitim Bakanlığı'na sormak isteriz. Cizre ve Silopili öğretmenler seminerlerini nerede yapacak?. Bu karar Milli Eğitim Bakanlığı eliyle yapılan en büyük bölücülüktür”. 

*

AKP’li vekilden PKK’ye mesaj: “Özerklik de olur özyönetim de”

Habertürk canlı yayınında PKK’nin bölgedeki son eylemleri ve yürütülen operasyonlar masaya yatırılırken AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu[6], özerklik ve özyönetim çıkışı ile dikkat çekti. Ensarioğlu, Kandil’den gelen ‘Ya özerklik ya ayrılık’ açıklamasına ‘Özerklik olur ama yöntem bu değil’ mesajı gönderdi.  AKP’nin ‘demokratik özerklik’ ve ‘özyönetim’ taleplerini tartışabileceğini açıkladı.

*

Bir Yetkili (Üst düzey)-Diyalogda Öcalan faktörü: ‘Ya Öcalan etkili olmazsa? [7]

Çatışmalı sürecin sona ermesi için Abdullah Öcalan’ın devreye sokulması formülü yeniden tartışılıyor. Üst ‎düzey bir yetkili, bölgede şiddetin sona erdirilmesi için Abdullah Öcalan'ın rolünün hala ‎değerlendirildiğine dikkat çekerek, “Ya Öcalan, (örgüt üzerinde) etkili olmazsa ne olacak?” kaygısını dile ‎getirdi ve Öcalan faktörünü şu sözlerle değerlendirdi:‎

‎"Sadece Öcalan değil birçok faktör değerlendiriliyor. Fakat en son Cemil Bayık'ın yaptığı açıklamayı da ‎gözardı etmeyelim. 'Savaşı sona erdirecek ve bu konuda karar verecek olan KCK'dır, barış müzakerelerini ‎Öcalan yapabilir' dedi. Bu örgüt içerisinde çok görülen bir çatışma, gerilimdi. Elbette örgütte farklı ‎pozisyonlar var. Ama her defasında Öcalan'a sihirli değnek muamelesi yapıp bütün tartışmayı oraya ‎indirgemek doğru bir tutum değil. Etkili olamazsa ne olacak? Bu meşru bir soru. Öcalan 2013'te bir ‎çağrıda bulundu, 'sınır dışına çıkın' dedi; etkili olmadı mesela. Dolmabahçe sonrasında çağrısı vardı, etkili ‎olmadı. Herkeste bir tıkanma duygusu olduğunu anlıyorum; 'ne kadar sürecek bu' duygusu makul. Ama ‎öbür taraftan da birilerinin birşey yapması lazım. Hırsızın hiç mi suçu yok?."‎

Üst düzey yetkili, PKK ile görüşmelerin yeniden başlaması için şartları şöyle sıraladı:‎

‎-Hendekleri kapatması, Türkiye'de tek bir silahlı kişinin olmaması gerek. Ancak bu söz vererek değil, ‎fiilen kanıtlanmalı. Silahlar bırakılmadığı müddetçe bu sürecin normalleşmesi mümkün değil.‎

‎-Silahlı grupların ülkeyi terk ettiğinin görülmesi müzakerelerin başlaması için şart. Tek bir silahlı güç ‎olmadığını görmemiz gerek.‎

‎-Artık koşullu bir müzakere yürütülemez.‎

‎-Artık Anayasa ile ilgili PKK ile konuşmam

‎-Nevruz 2013 koşullarına geri dönülürse, takvimlendirme oluşursa, hendekler kapatılırsa dönülebilir ama ‎bunun için söz yetmez, görülmesi gerek

‎ ‎Yetkili baklayı çıkarıyor: Zihinlerde "katliam-jenosit?"

Bölgede devam eden operasyonların ne kadar daha süreceği sorusuna, "İmkân olsa 1 saat içerisinde ‎bitirilir", yetkili şöyle devam etti:‎

‎"İmkan olsa 1 saat içinde bitirilir. Devletin hak-hukuk yükümlülükleri olmasaydı, biz Suriye olsaydık, 3-5 ‎top ile bitebilirdi. Devlet elinden geldiğince hassas davranarak ilerlemek istiyor. Bunun bize bir zaman ‎maliyeti var. Ama hata yapmaktansa zamanın uzamasını tercih ediyoruz. Ama ne kadar erken biterse o ‎kadar iyi olur. Çünkü benim başımda bir Suriye sıkıntısı var". 

‎"Çözüm süreci sayesinde PKK'nın 2010-11'de yapmak istediği şeyi biz bugün yaşıyoruz. Bu çözüm sürecini ‎yürüten figürlerin başarısı. 4-5 yıl kontrol etme, erteleme imkânı oldu".‎

*

 Demirtaş: "Özerklik için kararlar alacağız"[8]

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP’nin hem parti programında, Meclis’te ve meydanlarda ‎Türkiye’de yönetim modelinin ne olması gerektiğini açıkça ifade ettiğini belirterek, “O da özerkliktir. ‎Özyönetimdir” dedi. Demirtaş, 26- 27 Aralık günlerinde Diyarbakır’da olağanüstü toplanacak ‎Demokratik Topluk Kongresi’nde (DTK) ‘özerklik ilanı’ için önemli kararlar alacaklarını söyledi. Demirtaş, ‎‎“Özyönetimin, özerkliğin inşası ve içinin doldurulması ve sürecin siyasi zeminde daha güçlü şekilde ‎ilerletilmesi için çok yoğun tartışmalar yapacağız ve önemli kararlar alacağız. Bunların hepsini de hayata ‎geçireceğiz. Parlamentodan çekilme gibi bir kararımız yok" diye konuştu.‎

 Kürtlerin Ortadoğu’da devleti yok

Selahattin Demirtaş[9],Türkiye’de kutuplaşmanın derinleştiğine dikkat çekerek şunları söyledi:“7 Haziran kutuplaşmayı minimuma indirdi. Fakat AKP bundan rahatsız oldu. Çünkü kutuplaşmadan, gerilimden beslenen bir parti. Ülkeyi tekrar kutuplaşmaya götürdü ve normalleşme artık eskisinden daha zor. Kürtlerin Ortadoğu’da devlet kurma hakkı olduğunu, herkesin buna saygı duyması gerekir.   Hem devlet Kürtlerin devleti değil, hem de Kürtlerin Ortadoğu’da devleti yok. İlle de dört ülkeden ayrılarak kurulacak birleşik büyük bir Kürdistan olmak zorunda da değil ama Irak’ta federal Kürdistan var buna saygı duymak lazım, Türkiye’de Kürtler özerklik istiyor. Bunların hepsi devlet modelleridir. Yaşadığımız devletler de bize kendi devletimizmiş hissiyatı yaratacak uygulamalarda bulunmuyor.”

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.