İktisat hocamız, ağzı dolu dolu anlatırdı;
“Çocuklar! Gençler! Bu gün kullandığımız malların tamamı için para ödememize gerek yok .Tabiatta öyle mallar vardır ki, bunlar bedavadır… Beleştir... Bunlara hiçbir para ödemememize gerek yok. Çünkü bu malların üretilmesi için emek ve sermaye harcamadık. O yüzden kullanırken de ekonomik değeri yoktur ve biz bunlara serbest mal deriz…”
“Bir örnek verin hocam…”
“Mesela hava, mesela, nehir, göl ve deniz suları…”
İşte biz, kamu kaynaklarını kullanmanın beleş olduğunu bilimsel bir yöntemle öğrendik.
Bir gün bu suyun, havanın herkese ait olduğunu doğa bize öğretecektir. Bu ayrı. Ama beleşçilik ruhumuz öylesine canlı ki…
Bakın şimdi bir örnek vereyim.
Bir yolun birkaç yıl içinde defalarca kazılıp yeniden yapılmasını kimse umursamaz.
Çünkü bunların bedelini biz değil, Utarit Gezegenin yaratıkları ödüyor; bizimle ve haklarımızla hiç alakası yok.
Şimdi Adana’da yeni bir modayı daha ilgisizce ve dikkatsizce izlemekteyiz.
Sanki, memleketin her tarafından kentsel dönüşüm bitmiş gibi, yerleşik bölgelerde kentsel dönüşüm yapılmakta.
Uçak Mahallesi, Kıbrıs Caddesi veya Meydan Mahallesi gibi yerler dururken Reşatbey gibi merkezi mahallelerde “kentsel dönüşüm” yapılıyor.
Ara not: Demek ki kentsel dönüşüm kentteki yaşam kalitesi ile ilgili değil, direk rant ile ilgili.
Benim kafam bu kadar basıyor.
Bütün altyapısı tamam olan yerlerdeki kentsel dönüşümün başka bir anlamı varsa birileri anlatsın.
Neyse; şimdi geçelim beleşçiliğe.
Bir sabah uyanıyor bakıyorsun ki, yollar tutulmuş, çitler çekilmiş, kaldırımlar yayaya, yollar araç geçişlerine kapatılmış…
İyi güzel…
Neler oluyor demeye kalmadan bir yanıt geliyor;
“Burası yıkılacak yeniden yapılacak…”
Tamam orada yeri olanlar, daha büyük rant uğruna yıktırsınlar, yaptırsınlar… Bana ne?
Beni ilgilendiren şu; Kardeşim, yolumu, kaldırımı ve oradaki her yeri mahvediyorsun.
Dükkanlar iş yapmıyor, müşterilerinin yolu kesiliyor;
Yazın tozdan, kışın çamurdan geçilmiyor.
Birileri para kazanacak diye başka birilerinin yaşam kalitesini yok ediyorsun.
Yaşam kalitesi bir kenara, bozulan o kaldırımlar, o yollar…
Ha! Anladım.
Bu müteahhit ve halkımızın çoğu aynı hocanın öğrencileriyiz.
Kamuya ait mallar serbesttir ve beleştir...
İnsan refahı da, hakkı da, huzuru da…
Kaldırımı da yolu da, taşı da….
Serbest!
Ye babam ye!