Borderline kişilik ve edebiyat (2)

Dr. Ömer ULUÇAY

23 Ocak 2016 Cumartesi 06:00

Kişinin, sınır-karakteri sergilemesini belirtileri ve tanınması yazının birinci kısmında dile getirildi. Burda inanmak ve red etmek veya inançlar arasında kalmak vardır. Cinsiyet seçiminde, kendi organik cinsiyetinin karşıtına kaçmak veya ikisini birden kullanmağa çalışmak vardır. Bireysel sevgi-nefret dönemlerinde aşırı davranmak, kararsız kalmak, ilişkileri kararlı yürütememek vardır. İş seçiminde aşırı ve aykırı olmak, bilmediği-yapamayacağı iş kollarında çalışmak, iş kurmak vardır. Çalıştığı yerde fedakâr davranmak veya düşmanca hislere kapılarak kurumu zarara uğratmak, ihbar vardır. Bunlar, artık bir dizidir, çeşitlenir. Doyumsuzluğun ve uyumsuzluğun, öfke, karasevda ve düşmanlığın davranışlarını tahmin edebiliriz.

İşte Borderline Edebiyat, bu konuları ve karakterleri işlemekte ve tanıtmaktadır. Doğru-yanlış, haklı-haksız, moral-immoral davranış ve hükümler kısmen izafidir. Normal ve anormal arasındaki gri-saha, tampon bölgedir. İki taraf da vardırburda, yoğunlukları, oranları değişmektedir. Aynı suda hem tuz ve hem de şeker erimektedir. İkisi de bir akım içinde olursa bazan tuzlu ve bazan da tatlı olmaktadır. Belli olan şudur: Bu su ne tuzlu ve ne de tatlıdır. Kendisine benzer/olan başka bir şeydir. İsteyelim-istemeyelim bu böyledir ve vardır. Sınır çizgisinin uzağındaki insanlar ise tek seçimlidir; ya tuzlu veya şekerlidir. İki taraf da bu üçüncü hale uzak durmaktadır.

Milliyetler/devletler arasındaki sınır halkları da böyledir. İki tarafın insanları, iki tarafın dillerini, örf ve adetlerini bilir ve uyum sağlar. Tercihe-baskıya göre bir tarafı daha yakın görür. Yararı hangi tarafta olursa onu tercih edebilir. Ama şu gerçek vardır ki ailede taraflardan birisinin milliyet ve inancı baskın gelmektedir. Aynı milletin/kavmin içinden geçen ve onları bölen devlet sınırı boyunca böyle bir ayrışma/rekabet/ikame sözkonusu değildir. Ayrı düşürülmenin ızdırabı yaşanır.

Azınlık dil ve inançları, çokluk içinde öksüz kalmakta ve gelişmesi, yayılması yasak/kaçak/sorun olmaktadır. Gelişmemiş bir dil, yasaklanmış bir dil, asimile olan ve gelişemeyen, bilime ve teknolojiye yetmeyen bir dil vardır. Ekseriyetin dilinde ise aynı şahıs yetersizdir. Çoğunluk diline kendi dilinden sözcükler taşır ve bu adacıklarda yerleşir. Bununla teselli bulur. Dil ve gönül yarası kalır ve derinleşir. Ama pansumanlar devam eder. Çek Yahudi’si Franz Kafka, Minör Edebiyat başlığı altında bu insani ve yaygın sorunu irdeler, örnekler getirir. Bu ayrı bir konudur ve örneklerinde işlenecektir.

*

Bireysel Borderline (sınır) karakter örnekleri için, daha önce Saba Kırer[1]in Jako adlı öykü/romanını incelemiştim[2].

Şair Nisa Leyla[3]Dar Paçalı Dizeler adıyla bir şiir kitabı yayınlamış ve tarafımdan incelenip yayınlanmıştı[4].Şair, kültür emekçisi dost Mustafa Emre, Nisa Leylanın son şiir kitabı Yokoluş Bir Sözcükse[5] adlı eserini, imzalı olarak bana verdi. Uzun bir süredir aralıklı olarak okuyor ve üzerinde düşünüyor, önceki şiirlerle kıyaslıyordum. Hepsini aynı çizgide gördüm. Karakterlerin, özne(nin)lerin davranışını bir zincirin halkaları olarak gördüm. Hepsini sınır-hattında, kaçağa çıkmış Şahan gibi gördüm. Borderline örnek olacak anlatımlar.

Dil yeni, açık, güncel, anlatım çarpıcı, davranış sınırda. Tutku, cinsellik, erotizm, umut, öfke, bekleyiş, derin aşk ve hasret. Bir mozaikten diğerine sekerek. Özgün dizeler, dizelerde tekrarlar var, bir vurgu yapmış.

Dizelerden, sözcüklerden yani ki pencerelerden batını izleyelim, iklimine nüfuz etmeğe gayret edelim:

Sözcükler büyülüdür (s.9-13): Sana. sana yazıyorum kendimi. Dinle. Göğüste arzunun ritmi ve darabanı. Sen eski ve sürekli bir bildiri. Dünyamız iç-içe ve sözcükler de sever. Konuşuyorsun. Işıldıyorum sevgilim. Sözcüklerin senden daha çok seviyor beni. Konuşuyorsun. Kalbim konçerto. Kumda istiridye olmuşsun. Ben de tamamladım kozamı ve belki de ölürüm, ama yine seninle.

Bir kozada iki tırtıl? Sonrası ipek olacak.

Babamın bıraktığı yerden sarıl bana(s14-17): Metin Altıok’un “anamın bıraktığı yerden sarıl bana” dizesine nazire olarak bu şiirde baba sarılmış. Hele bakalım nasıl sarılmış.

Bir de günümüzdeki Diyanetin Fetvası. Baba kızına şehvetle sarılırsa karısı ile nikâhın durumu/önemi sorusuna verilen cevap. Sanki bir ensest ilişkiye ruhsat çıkıyormuş?

Şiirde dörder defa “çok utanıyorum” ve “hiç utanmıyorum” denilmiş. “Ölürüm söylemez söylenmezsem”.”Kök sal benliğime sevgilim, hüznümün gizli tebessümü, başlangıç meridyenim babamdı”.Yaralı yalnızlığım.

 

Çok utanıyorum, hiç utanmıyorum

Babamın bıraktığı yerden sarıl bana!

Kendine tamamla…(s 17)

 

“üvey aşklarını bırak,ol bende:

Deniz tanrısı saçlarıma ak!...(s 20)

 

Ünlemin anlamın sureti. bırak!

Kırmızı göl sunağıma.

Kör umudunu keşkelerimle birleştirip

Açacağım kırkbir kapıyı, infilak!

Sen yeter ki kendini faşizmime bırak

Devrimini vücuduma sakla(s 22)

 

Senle açılıyorum(s 28,29): Işığa basılı bir el, sesin kesilince karanlık. Beni sen açıp sen, beni sen kapatıyorsun. Magmama bir tek sen iniyorsun. Dokununca çiçekleniyor ve dokunmayınca yanıyorum.

-bir yanım dünya, bir yanım düş

-yaşadığım hayat beni bağışlasın

Seni gezdirirken tenimde(s34,35) şiirinde aşk var demektedir. Bir de,  iyi ki aşk var. Herhalde yeni bir sevdaya vurgu var.

-dikiş tutmayan özgüvenim.

Elbisem asılı, orada (s 39-43) uzakta, Ankara’da, kilisenin çanında, minarede. Elbisem sana asılı orada/Ankara’da sana akmayı bekliyor…

-Sen bana aşk geldin.

*

Diğer şiirler de akıcı ve açık, özlemler, sevgiler, abartılar, hasret, bekleyiş. Duygu yüklü bir anlatım.

Zaten şiir de bu değil mi?

Acaba şimdi hangi özlemlerle, gözlemlerle, anılarla, fantezilerle gelecek?

Bekliyor ve başarılar diliyoruz.

 

[1] Saba Kırer: Jako, İstanbul, Everest Yayınları, Melisa Mat, 112 s, 2008.‎

[2] Ömer Uluçay:adanamedya.com/psikolojik-roman-ve-jako-5149yy.htm,16-17.06.2015   

[3] Nisa Leyla: “Dar Paçalı Dizeler”, Yazılı Kâğıt Yayını, Ankara, 2014, 78 s, 37 şiir.

[4] Dr.Ömer Uluçay: http://www.adanamedya.com/pacalar-dar-olunca-1-5290yy.htm,27-28 Temmuz 2015

[5] Nisa Leyla:Yokoluş bir sözcüksa, yasakmeyve,İstanbul,Ege reklam basım, 2015,94 s, 41 şiir(Karton kapak,I.hamur,özenli bir mizanpaj.İki bölüm şeklinde.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.