İslamcılık, milliyetçilikten baskın olmalı
Türkiye'deki gelişmeleri bir aydın sorumluluğu ile izleyen ve fikir beyan eden Ömer Faruk Gergerlioğlu[1], muhafazakâr ve İslamcı camianın Kürt Sorunu karşısındaki tutumunu eleştirmektedir: "Devletten yıllarca sopa yiyen, ötekileştirilen dindarlar oy verdikleri hükümetin yürüttüğü savaşta taraf oluyorlar, hükümete artan bir destek veriyorlar".
İslam âlimlerinin, iktidarın sağladığı olanaklara yenildiklerini ve bu nedenle fikir beyan edemediklerini söylemekte. Buna karşın Ebu Hanife'nin direnişini örnek göstermektedir.
ÖF Gergerlioğlu, İslamiyet ve Türk Milliyetçiliğinin ilişkisi konusunda şu tahlili ve çıkarımı yapmaktadır:
"İslam dini, her iki milliyetin (Türk-Kürt) genel olarak ortak değeri olduğundan barış için bir şans olabilirdi. Ama her geçen gün artan Türk milliyetçiliği dalgası bu ihtimali de toplumda minimale indiriyor. İslam, daha çok Türk milliyetçiliğiyle karıştırılarak öğretildi. Şanlı tarih, evliya sultanlar, asrısaadet gibi olan Osmanlı yaşam tarzı, vb. aşırı kutsallaştırıldı. Osmanlı, gazavat, Türklük artık bu yeni tepkiselliğin içinde dini bir elbise giydirilerek kabulleniliyordu. Cumhuriyetin ilk muhafazakâr akımları oldukça milliyetçi tonlara sahipti. Türk'e, Osmanlı'ya sahip çıkmak, dine sahip çıkmak olarak değerlendiriliyordu. Necip Fazıl Kısakürek vb. İslamcıların çoğu Türk milliyetçiliğiyle din arasındaki çelişkiyi göremedi.
"Kur'an'a dönüş hareketleri gelişince her kesimden dindar, Türk milliyetçiliğinin İslami bir yöneliş olmadığını fark etti. Muhafazakârların en alttan en üste kadar olan bilinçaltı Türk milliyetçiliğiyle dolmuştu. Dindar Türk camia, kendisine zulmeden devletin uygulamaları bir başka toplumsal kesime yöneldiğinde hiçbir rahatsızlık duymuyordu. İktidar nereye dönse oraya dönen bu kesim, yolsuzluk söylentilerini, otoriterleşme eleştirilerini ve hatta İsrail'le düzelmeye başlayan ilişkileri bile sorun etmedi. Varsa yoksa İslamcılığın amaçlarına hizmet edeceğini düşündüğü bir iktidarı korumak, kollamak, ona gelen eleştirilere göğüs germek oldu. Bir de iktidarın nimetleri bu gayreti pekiştiriyordu.
"Türk dindarlar, Kürt meselesini bilimsel, tarihi araştırmalarla ve bölgeye giderek derin tahlillere yönelerek çözmeyi denemediler. Muhafazakârlar yeniden bir dini dirilişe yönelmeli, İslamcılar ise dini fazla siyasileştirme illetinden artık kendilerini kurtarmalıdır".
Gergerlioğlu, sosyal olayları ve özellikle Kürt Sorununu, geleneksel Sultani İslamın kabulleri yerine, güncel bilimsel verilere dayalı olarak incelenmesini ve buna göre tavır belirlenmesini istemektedir. İslamın milliyetleri kabul ve fakat milliyetçiliklerin ayırıcı/ötekileştirici olduklarına işaretle, İslamcılığın Türk milliyetçiliğinin önüne geçmesi gerektiğine işaret etmektedir.
*
Anayasa Platformu[2]
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Anayasa Platformu tarafından Ankara'da düzenlenen programa katıldı ve konuştu. Etkinliğin logosu çok anlamlı idi: Hilalin uçları arasında Yeni Anayasa yazılmış ve ortaya bir terazi konulmuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor:
"Yeni anayasa yerlidir, millidir; yeni ve milli olan her meselede Cumhurbaşkanı olarak ben de varım. Bundan önceki bütün anayasalar ithaldir. Anayasa metinleri bir toplum mutabakatıdır, bizdeki anayasalar ise darbe dönemlerinin anayasalarıdır.
"Yasama organları ile yürütme ve yargı organları arasındaki çatışma devam ediyor, güçler birliği değil, güçler çatışması var. Yeni anayasa ile birlikte hayata geçirilecek başkanlık sistemine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz, halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı'nın sembolik olması düşünülemez. Türkiye'nin yeniden yapılanmaya ihtiyacı hat safhadadır.
"Tek millet diyoruz. Tek bayrak diyoruz. Başka bir bayrak asla bu semalarda dalgalanamaz diyoruz. Tek vatan diyoruz. 780 bin metrekare vatan toprağında herhangi bir ameliyata asla göz yumamayız. Tek devlet diyoruz".
Sayın Cumhurbaşkanı Yeni Anayasa ve Yeni Türkiye demektedir. Ama bunun ilkeleri, unsurları henüz ilan edilmemiştir. Başkanlık denilmekte ve fakat tartışılacak bir metin yok. İsteyen ve istemeyen afakî/tahmini konuşmaktadır. Ortada metin/tasarı yok. Öyle anlaşılıyor ve görülüyor ki Sayın "Recep Tayip Erdoğan Başkan olsun, Başkanlık metni ne olursa olsun", denilmektedir.
*
Her mahalleye karakol[3]
Bakanlar Kurulu Kürt kentlerinde ‘polis noktası’ adı altında 36 yeni karakol yapma kararı aldı. Karar yürürlüğe girdi (Resmi Gazete-25.12.2015).
Buna göre Diyarbakır, Şırnak, Hakkâri, Bingöl ve Mardin merkez ile ilçelerinde 36 yeni polis güvenlik noktasının kurulması ve belirlenen taşınmazların kamulaştırılması kararlaştırıldı. Hükümet, neredeyse Bölgedeki her tepeye bir karakol kurmaktadır. Bu dönemde inşa edilen bölgedeki karakol ve kalekol sayısı 1600’e ulaşırken, bununla yetinmeyen AKP hükümeti artık karakolları mahallelere kadar taşıma kararı aldı.
Şırnak merkezde Gazipaşa, Bahçelievler, Yeni ve Cumhuriyet Mahallesi’nde 4, Beytüşşebap ilçesinde Elki Mahallesi’nde 2, Cizre ilçesinde Cudi ve Yafes Mahallelerinde 2’şer, Sur Mahallesi ile Çatalköy ve Bozalan köyünde 1’er yeni polis noktası kurulacak.
İdil ilçesine bağlı Atatürk, Atakent ve Yenimahallelerinde 1’er yeni nokta oluşturulması kararı alındı. Silopi’de ise Karşıyaka Mahallesi’nde 1, Şehit Harun Boy Mahallesi’nde 2 ve Esenli köyünde 1, Uludere’ye bağlı Klaban Mahallesinde yeni polis noktası kurulacak.
Mardin’de ise Dargeçit ve Kızıltepe ilçelerinde 2’şer Midyat’ta ise 1 yeni polis noktası oluşturulacak. Söz konusu 5 nokta için de 14 bin 8 metrekarenin kamulaştırılmak istenmesi kurulmak istenenin polis noktasından çok kalekol olduğunu da ortaya koyuyor. Sadece Mardin’in Bahçelievler Mahallesi’nde 3 bin 10 metrekare alanın kamulaştırılması hedefleniyor.
Erzurum’un Karayazı ilçesi Bayraktar Mahallesi’nde de polis noktası adı altında yeni bir karakol yapımı hedefleniyor. Bunun için 350 bin 83 metrekarelik arazi üzerinde 7 bin metrekarelik bir alan planlanıyor.
Karakollardan 2’si Ergani ilçesine bağlı Bahçekaşı ve Kemaliye Mahallelerine, Silvan’ın Mescit Mahallesi ve Bağlar’ın Bağcılar Mahallesi’nde de yeni noktalar kurulacak.
Bingöl’ün Adaklı, Karlıova ve Yayladere ilçelerinde kamulaştırılma yapılarak, yeni polis noktası adı altında karakol yapılacak. Kars ve Hakkâri'de de yeni karakol yapımı için kamulaştırma yapılacak.
Batıda da Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerde de karakol yapımı kararı alındı. Aydın’ın Ortaklar Mahallesi, Ankara’nın Mamak ilçesi Altıağaç Mahallesi ile Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Kemalpaşa Mahallesi’nde yeni karakollar yapılacak.(Ankara/DİHA)
Sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü illerin de bulunduğu 39 ayrı noktada 169 bin 56 metre karelik alan acele kamulaştırma ile polise verildi. Bakanlar Kurulu kararına göre, ‘güvenlik noktası’ yapımı amacıyla 10 ilde 39 bölge ‘acele’ olarak kamulaştırıldı. Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren karar sonrasında polis, 169 bin 56 metre karelik yeni alana sahip oldu.
Polise jet hızıyla verilen yeni alanlar, Diyarbakır’ın Bağlar, Ergani, ve Silvan, Hakkari’nin merkez, Kars’ın Digor, Mardin’in Dargeçit, Kızıltepe ve Midyat, Şırnak’ın merkez, Beytüşşebat, Cizre, İdil, Silopi ve Uludere, Erzurum’un Karayazı, Aydın’ın Ortaklar, Ankara’nın Mamak, Bingöl’ün Adaklı, Karlıova ve Yayladere ile Mersin’in Tarsus ilçelerinde bulunuyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Öztürk Türkyılmaz, “Mahallelerin ortasına polis merkezleri denen, büyüklüklerine baktığımızda kalekollarla eşdeğer olan yapılar inşa ediliyor. Devletin güvenlikçi anlayışla Kürt sorununu çözülmez. Ankara’dan gönderdiğiniz emniyet kuvvetleri ve benzeri yapılarla bir bölgeyi sürekli kontrol altında tutmanız mümkün değildir” dedi.
Terörle mücadele yurt çapına mı yayılıyor?
Sabah gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu[4], “yeni terörle mücadele” stratejisini kaleme aldı. Buna göre; İstanbul’da Okmeydanı, Gazi Mahallesi, Ankara’da ise Tuzluçayır gibi bölgelerde “yüksek güvenlikli mahalle karakolları inşa edilecek”.
Önümüzdeki bir yılda, aralarında İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın, Adana, Mersin’in bazı mahallelerinin de bulunduğu 29 il ve 129 ilçede, 190 noktada “kalıcı polis noktaları” kurulacağını belirten Okan Müderrisoğlu, bu yeni kurulan karakolların görevinin, şehirlerde “kurtarılmış bölgeler”, “girilemeyen mahalleler” oluşturulmasını önlemek olacağını yazdı.
“Konuşlanma, önleme, anında müdahale” ayaklarından oluşan yeni konsepte göre terör örgütü unsurları ilçelerden temizlendikten sonra Türkiye’nin genelinde teröre tam saha pres uygulanacak. Terör örgütünün sızma girişiminde bulunacağı ya da eleman barındırdığı bölgelerde “yüksek güvenlikli geçici polis noktası” kurulacak.
İlk etapta, Şırnak, Hakkâri, Mardin, Ağrı, Van, Bitlis ve Muş’ta, kritik 38 noktaya “yüksek güvenlikli geçici polis noktası” kurulacak. Önümüzdeki bir yılda, aralarında İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın, Adana, Mersin’in bazı mahallelerinin de bulunduğu 29 il ve 129 ilçede, 190 noktada “kalıcı polis noktaları” kurulacak. Bu emniyet merkezlerinde vatandaşın günlük asayişle ilgili işlemler yapılmayacak. Karakolların tek görevi, şehirlerde “kurtarılmış bölgeler” ve “girilemeyen mahalleler” oluşturulmasını önlemek ve terör örgütü mensuplarının yerleşmesini engellemek olacak.
7 bin 800 olan polis özel harekât sayısının 19 bin 500′e çıkarılacağı belirtildi. Ayrıca “Yüksek güvenlikli mahalle karakollarında özel eğitimli polisler görev yapacak".
*
Rusya, Türkiye üzerinde gözlem uçuşu yapacak[5]
Rusya daha önce Türkiye hava sahasını ihlal etmiş ve Türkiye bir savaş uçağını düşürmüştü. Arada büyük bir gerginlik oldu ve Rusya, ikinci defa hava sahası ihlalini tekrarladı iddiasını ret etmekte ve buna teknik açıklamalar getirmektedir. Yapılan ihlal de yüz metrelerle ifade edilmekte. Reaksiyonun psikolojik bir hal olduğuna işaret edilmektedir. ABD ve NATO Türkiye'yi desteklemektedir. Öteden beri Rusya'nın NATO'yu test edeceği bilinmekte ve bunun Türkiye üzerinden yapılacağı anlaşılmaktadır. Bunun nekadar tehlikeli olduğu da bilinmektedir.
Bu ortamda Rusya başka bir provokatif eylem yapacaktır.
Rusya Nükleer Tehlikenin Azaltılması Ulusal Merkezi Başkanı Sergey Rızhkov, Rus askeri uzmanlarının 1-5 Şubat tarihlerinde Türkiye üzerinde gözlem uçuşu yapacaklarını bildirdi:
"Uluslararası Açık Hava Anlaşması çerçevesinde bu yıl ilk kez gerçekleşecek olan uçuş Rus An-30B uçağı ile gerçekleştirilecek. Rusya, uçuşun Uluslararası Açık Hava Anlaşması çerçevesinde gerçekleşeceğini ve uçağın Eskişehir havalimanından kalkacağı, Kabin içinde bulunan Türk uzmanların da uçağın belirlenen rota üzerinde uçuş yapmasını sağlayacağı belirtildi.
Gözlem uçuşu, anlaşmaya dâhil olan üye ülkeleri askeri faaliyetlerde daha açık ve şeffaf olmaya teşvik etmek amacıyla gerçekleştiriliyor. Bu Rusya’nın 2016’da gerçekleştireceği ilk uçuş olacak.
Açık Hava Sahası Anlaşması, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'na üye 27 ülke tarafından 1992 yılında Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de imzalandı. Bu anlaşmanın amacı, ülkelerin birbirlerini karşılıklı denetlemesi. Anlaşmada 34 ülke yer alırken, Rusya bu anlaşmaya 26 Mayıs 2001’de dâhil oldu.
[1] http://t24.com.tr/yazarlar/omer-faruk-gergerlioglu/islamcilik-milliyetciligi-bastiramiyor-mu,13766,28 Ocak 2016; drgergerlioglu@gmail.com
[2] http://www.ensonhaber.com/cumhurbaskani-erdogan-konusuyor-2016-01-28.html
[3] Hayri Demir:http://www.evrensel.net/haber/271172/her-mahalleye-karakol,28 Ocak 2016
Hüseyin Şimşek:http://www.birgun.net/haber-detay/jet-hiziyla-her-mahalleye-bir-karakol-102144.html
[4] http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/terorle-mucadele-yurt-capina-yayiliyor-1037706/,Ocak 01, 2016
[5] http://haber.sol.org.tr/dunya/rusya-turkiye-uzerinde-gozlem-ucusu-yapacak-144439,01 Şubat 2016