İnsan Hakları Logosu
23 Eylül 2011,New York
Adana, Şubat 2016
Evrensel İnsan Hakları Bağlamında
FARKLI OLUŞ ZENGİNLİKTİR VE BİRLİK KORUNACAK (1)
Dr.Ömer Uluçay
Fark vardır, zenginliktir, korunacak
Fark, ayrı ve ayrılık demek değildir. Farklı olmak Yaradan’ın hikmetindendir. Ayet-i Kerimedir: “İki anı aynı olan, zarardadır”. Demek ki fark, hayattır ve canlı olmaktır. Çünkü doğada ve ilahi yasada değişim-dönüşüm vardır, esastır.
Herşey ama herşey bir dönüşüm, devinim içindedir. Yani her şeyin, içinde bulunduğu her an, farklıdır. Herşey doğuyor, büyüyor, olgunlaşıyor, ölüyor-kayboluyor. Ama A.L. Lavoisier (1743-1794, Paris) diyor ki ,“vardan yok ve yoktan var olmaz. Değişen şekil ve özelliktir”.
İnsan; doğuyor- yaşıyor ve ölüyor, ama inanıyoruz ki uhrevi hayata göç ediyor. Bu nedenle, ölen kişi için “dünyasını değiştirdi” diyoruz. Su buhar oluyor, göğe ağıyor ve yağmur-kar olup yere yağıyor. Toprak suyu emiyor, bitkilere can veriyor. Yani bir değişim-dönüşümdür, devam ediyor.
Doğada fark vardır
Fark, kıyaslanan iki şey arasında ortak olmayan özelliklerdir. Fark ve ortak noktalar, sayı ve önem bakımından değerlendirilir. Ortak noktalar, ağır basarsa birlik ve beraberlik olur. Farklı noktalar ağır basarsa ayrılık çöker. Toplumlar ve insanlar, farklılıklara rağmen bir arada yaşarlar. Uzun süre birlikte yaşayınca birbirine benzerler ve ortak noktaları çoğaltırlar. Öyle bir noktaya gelinir ki, ayrı olmaktan öte, artık birleşik ve birlik olmuşlardır.
İşte; insan unsuru bakımından, Anadolu ve Trakya’nın insanları, yedi yüzyıldır birlikte yaşıyor, ülkelerini ve toplumsal yararlarını korudular, ortak bir inanca vardılar, farklı inananları korudular, ortak bir lisana vardılar, birbirleriyle aynı safta ve siperde saf tuttular, birbirlerinin kucağında şehit düştüler. Birbirlerinin yardımına koştular. Birlikte ülkelerini mamur ettiler ve refahı bölüştüler.
Bunda eksik-kusur yok mudur? Koskoca bir imparatorluk, milyonlarca halk ve farklı diller, inançlar, renkler bir arada yaşamaktadırlar. Arada niza olabilir, eksik ve yanlış vardır. Dünya halinde hiçbir şey tam ve tekmil değildir. Her pilavda taş ve her sofrada eğri kaşık bulunur. Bunu sebep bilip sofrayı devirmek olmaz.
Demokratik sistemlerde, işte bu noktada, önderlere, topluma karşı kendisini sorumlu bilenlere, görev düşmektedir. Eksik ve yanlışlara işaret etmek ve toplumu birliğe davet etmek hepimizin görevidir. Devlet adamlarının da bu sesi işitmesi ve yanlışı düzeltmek için gayret göstermesi gerekir. Memleket hepimizindir, birlikte barış içinde, ülkemizi mamur duruma getirmek zorundayız.
Demokratik Hukuk Devleti olmak üzere, ülkemizde geniş bir mevzuat düzenlemesi yapılmaktadır. Hukuk Devletinde her insanın, din ve inanç hürriyeti, anadil hakkı, felsefi kanaat ve vicdan hürriyeti vardır. Bu sistem içinde, adaletli olmak şartıyla, hoşgörü ve feragat ile anlaşma, barışma yollarını bulmak ve birbirimizden razı kalacak koşulları yaratmak ve korumak durumundayız.
Şair diyor ki “senlik-benlik etmesinler, dünya dardır demesinler”. Gerçekten dünya geniştir ve Anadolu bir başka güzeldir. Ülkemizin ve halkımızın kıymetini bilmek ve birliği, bütünlüğü korumak şarttır.
Haydar Aslan söylesinler
Boş kovanı neylesinler
Türap ol ki çiğnesinler
Sevda yüce dağlar gibi
Ve “söz ola kestire savaşı, söz ola bal eyleye ağulu aşı”.
Ve sonra da “ben gelmedim davi için”.
Gelin biliş olalım” diyor Koca Yunus.
Sorunlar, en doğru ve kalıcı olarak, Barış ortamında çözülmektedir. Barışı bozan nedenleri izale etmek gereklidir. Herkes konuşabilmeli ve adil olmalıdır. “Yanık ekmek, her fırında bulunur”, bahane aramağa gerek yoktur.
Fark her yerde ve herşeyde vardır
Dünya coğrafyası çeşitlidir; dağlar, vadiler, çöller, meralar vardır. Ormanlık alanlar, maki bitkileri, envai çeşit ağaç-ot türler, her yerde ayrı mevsimde, şekilde açılan çiçekleri, rengârenk gülleri vardır. Irmaklar, dereler, göller, kuruçaylar, sıcak-soğuk su kaynakları, birikintiler, denizler, deryalar ve okyanuslar vardır.
Yerin altı da bir o kadar farklıdır. Dağların her birinde farklı madenler saklıdır. Yeraltında su ve petrol ile nice cevherler vardır. Yer altı suları ve mağaraları, yanardağları, yer kaymaları ve deprem vardır.
Görülüyor ki hava-yer küre ve zemin hep farklı ve değişme halindedir. Gökyüzünün her saatinde ayrı bir parıltı-karartı, görünüş, ayrı bir gezegen, göktaşı ve bunların cümbüşü-güzelliği, hikmeti ve işareti vardır.
İlerleyen bilim bize astronomide yeni ufuklar açmaktadır, her gün evrende yeni keşifler yapılmaktadır. Her gezegenin kendi ve güneşin yörüngesindeki dönme hızları farlıdır. Dolayısıyla dünya yılı esas alındığı zaman, bunlardaki tam döngü süresi daha uzundur. Bu büyük bir özelliktir. Ama hepsi kendi yörüngesinde ve sistem içinde dönmekte ve onu korumaktadır, ilahi nizam budur.
Gökkuşağı ne kadar da güzel ve rengârenktir. Altından geçen muradına erermiş. Anadolu’muzdan zaten hiç eksik olmaz gökkuşağı, hepimiz onu temaşa ederiz.
Denizin hikmetleri de sonsuz, içinde ayrı dünyalar barındırır. Canlı ve cansız varlıkları, insanların hizmetindedir. İçindeki yaratıkların her biri, ayrı bir âlemdir. Bunlar özelliklerine göre sınıflandırılır. Yaratıklar vardır, yalnız karada ve suda yaşarlar; bazısı da uçar, kimisi de yürür-uçar-yüzer (kaz, ördek, penguen). Görülüyor ki âlemler arasında köprüler var.
Hayvanlar âlemi bir başkadır; tekhücreli, çokhücreli, omurgalı-omurgasız, memeli-memesiz; yüzenler, uçanlar, kaçanlar, sürünenler, yeraltında yaşayanlar, et-ot obur olanlar, avlayanlar; öten, havlayan, uluyan ve böğürenler, evcil-yabanıl olanlar ve diğerleri.