Tarla korkulukları

Sedat MEMİLİ

24 Şubat 2016 Çarşamba 06:00

Korkuluklar korkar mı?

Ya da hisseder kızarlar mı?

Neler düşünürler, uzaktan uçan ya da ürkekçe konan kargaları görünce?

Damlalar halinde düşen yağmurların sağanağa dönüşmesiyle üşürler mi?

Ay’ın cömertçe ışık dağıttığı zamanlarda, bir kuşun ya da bir solucanın arkadaşlığını düşlerler mi?

Rüzgârda sallanan çaputlar, kırpıntı ya da kullanılmış naylon poşetlerle var olan yaşamlarının farkındalar mı?

Ya da...

Ya da... Niçin orada bulunduklarını biliyorlar mı?

Bir korkuluğun niçin tarlada bulunduğunu her insan bilir. Peki, korkuluk bunun bilincinde mi? Bilincinde olsaydı, ona korkuluk değil başka bir ad verilirdi.

O bilinçsizlik halidir, korkuluğu korkuluk yapan.

Birileri korkuluğun ne işe yaradığını bilir. Çerden, çöpten, çaputtan bir korkuluk oluşturur ve tarlanın ortasında yalnızlığa terk eder.

Kolları ve bacaklarından sarkan çaputların rüzgârda salınması, kuşları ürkütür.

Kuşlar artık tarladaki ürünlere zarar veremezler.

Orada korkuluk var...

Kuşları da korkutan bilinçsizlik halleridir.

İnsanlar, korkuluklardan korkmaz. Çünkü insanda hem bilgi hem de bilinç vardır.

Öyle bir tablo oluşur ki doğada; bilgisi ve bilinci olmayan korkuluk, bilgisi vevbilinci olmayan kuşları korkutur. Bu garip ilişkiden oluşan yarar ise, korkuluğu tarlaya dikenin yani toprak sahibinindir. Bir anlamda rantı elde edendir.

Rant elde etmek isteyen kimse, bazen korkulukları çerden çöpten değil, yasalardan üretir.

Kendi düzenlediği yasaların yetkilendirdiği ve statü kazandırdığı kimseler bilinçsizce korkuluk olma görevlerini sürdürürler.

Tarih, bu korkulukları kendi çöp sepetine atar.

Tarihin çöplüğünde bu tür korkulukların hazin hikâyeleri oldukça fazladır.

Amerika’nın Meksika korkuluğu, Madero, Preferio Diaz; Şili korkuluğu Pinochet, Endonezya korkuluğu Suharto, Uganda’ya dikilen korkuluk İdi Amin bunlar tarihin çöp sepetinde yer alacak 20 yüzyıl korkuluklarıdır.

Elbette başkaları da var...Hem de çok sayıda…

Tarla korkulukları masumdur. Masumiyetlerinin kaynağı ise, bilinçsizlik halleridir.

Ama yasalarla oluşturulan ve demokrasi vitrinine gizlenen korkulukların masum olduğunu düşünmek saf dillik olur.

Ne Madero masumdu, ne idi Amin; Ne Suharto masumdu, ne de kan içen Pinochet…

Korkulukları bunlardan üstün yapan, bilinçleri olmayışı.

İlçeleri dolaşırken tarlalarda gördüğüm korkulukların o masum halleri, çirkinliklerini gölgede bırakıyor...

Onlar rüzgârın arkadaşı, toprağın dostu...

Onlar başakların koruyucusu,

Onlar korkuluk...

Onlar masum...

Onları çok seviyorum...

Çıkarsız, beklentisiz, yürek çarpıntısıyla seven tüm korkulukların sevgililer gününü kutluyorum.

Onlar sevgiyi en çok hak eden unutulmuş çaputlardır.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.