Hâl-i pürmelâl!

A.Kadir TUNÇER

02 Mart 2016 Çarşamba 06:00

 

Bir ömre sığmayanı bir sayfaya sığdırmak, uçsuz bucaksız bir âleme dolmayanı kocaman bir dünyaya tokuşturmak zor mu zor bizler için! Hele ki âlemler üstü bir güzelliğin küçücük bir yüreğe sığması yok mu? Hayretler ötesi bir güzellik, nadide bir ihsandır Yaratandan!

Her türlü sağanağın üstüne yağdığı nadide yer! Ansiklopedilere sığmayan tarif!

 

Ah gönül!

Üşüyen duygularımın ve ruhumun, kederden inleyen yüreğimin nadide sığınağına ihtiyacı var! Hüznün keskin dişleri yüreğimi ısırıyor kanatarak acımasızca!

 

Bütün kederler kanat takmış üstüme üşüşmekte… Karabulutları aratan bir haldeler. Bulut yerine kaplamışlar düşlerimin üstünü, muhtaç olduğum güneşimin ışıklarından mahrum bırakarak… 

 

Menzilimin tenzili yaralıyor beni… Kaybolmuş kuytulardayım! Aklım gürültüden, yüreğim sessizlikten kıvranmakta…

 

Mutluluğa yabancı bir mevsimdeyim!

 

Gözlerime şaşarım bazen, harcıâlem gördüklerine… Görmek istediklerine, bakıp da gör(e)mediklerine! Görmek istemediklerine! Bir de yanarım şu hale ki;

Dünyanın taşımaktan korktuğu iki damla yaşı nasıl taşır gözlerim? Diye.

 

Ah özlem yüklü kelimeler!

Aklım çabuk unutur diye yüreğime yerleştiniz! Siz aklımdan da akıllı çıktınız! En unutulmaz yeri bulmuşsunuz akıldan akıllıca hareket ederek. Harf harf kazıyarak edindiğiniz yerlerin hepsi artık sizin. Rahatınıza bakın gönül evimde! Ömrümce konuğumsunuz bu dünyada! Bu dünyada sadece… Çünkü iman etmişim ben! Biliyorum ki; “öteler ötesi”nde özlem denen şey yok! Vuslat var en bitimsizinden! Babamla, anamla, yarenlerimle arama giremezsiniz!

 

Bana uzağı yakın kılan özlemlerimi seviyorum, vuslatın hatırına!

 

Yüreğim acıyor be yavrucuğum!

 

Kayboldu yüzümde ve yüreğimde bana hayat veren tebessümler!

Gökkuşağımdaki renkler ikiye düştü! Biri kalmıştı ak ve pak! O da kayboldu yıldızlı semalarımdan, kaydı ve gitti! Geriye bir tek renk kaldı hüzünden esvap niyetine!

Sim/Siyah! Giydirdin ruhuma ak kefen niyetine! Dipdiri meyyit oldum!

 

Ey hüzün!

 

Halimi pür melal eden imtihanım!

Ne kadar da acı veren bir dilin var! 

 

***

 

Acı, ruhuma sindi güneşim battığında!

Zifiri karanlığın gölgesi ne betermiş!

Ayın ışığı bari içimi yaktığında,

Bulutun arkasında anladım ne demekmiş!

 

Ölümün ekşi yüzü, tebessümümü sildi.

Nefsimin karasını gösterdi hevesime!

Gülün dikeni bir ok, gerildi ha gerildi,

Saplandı vuslat için, kederli yüreğime!

(Sevgili Anacığıma ithafımdır!)

Hal-i pürmelâlimi paylaştım hoşgörünüzle…

 

Sevgi ile Kalın…

akt

 
http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.