Din-inanç ve bazı kavramlar (2)

Dr. Ömer ULUÇAY

09 Mart 2016 Çarşamba 06:00

İnanç; insan ile İlah arasındaki bağdır, içseldir, bireyseldir, her insana göre farklı içerik ve boyuttadır, izafidir, ölçüsü yoktur, görünümü eylemine, sözüne yansır.

Din; bir sistemdir, toplumsaldır, geneldir-evrenseldir, bir toplum tasavvuru-teklifi vardır, fizik ve metafizik içeriklidir, bir kurucu-davetçi vardır.

Dinin bireysel yaşama yansımasına “dindarlık” denir.

Din ve inançlar, Beşeri ve Semavi Dinler olarak iki başlık altında incelenmektedir. Dinlerin mahiyeti, oluşumu ve sistemleri kısaca anlatılacaktır. Beşeriyetin halk edilmesinden buyana insanoğlu hep inana gelmiştir. Zaman içinde ve bölgelere göre din ve inançlar değişmiştir. Ama arada ortak ve kalıcı olan unsurlar-ilkeler vardır.

Beşeri Din’lerin kaynağı insandır, fikir, zikir, sistem ondan sadır olmuştur. Bu kişiler kutsanmıştır ve örnek alınmıştır. Toplumda çeşitli hizmetlere karşılık gelen ara-makamlar ihdas edilmiştir: İlah tek veya çoktur. Buna ve bunlara bağlı, ilahe, melek, peri, cin, cadı, resimler, sayılar, harfler, şekil ve işaretler; doğadaki dağ, mağara, su kaynakları, nehir, ağaç; gökteki oluşumlar güneş, ay, yıldızlar, gezegenler; dikilen-yapılan heykeller, şahısların üzerlerinde taşıdıkları ikonlar-takılar, bedene işlenmiş remizler vardır ve bunlar vasıtadır vs.

Beşeri dinlerde de sonuçta, orkestrayı idare eden ve yaratan-koruyan-yokeden “Bir”in varlığına varılmıştır. “Bir” olan hemen daima gökte bilinmiştir. Böylece O; yüksekte, gören, veren, koruyan, idare eden, mükâfat ve ceza verendir. 

Beşeri din; kurucusu bir sistem sunmuştur, inananları onu geliştirmiş ve yorumlamışlardır. Sözü-sistemi kendisinindir, emanetçi değildir, sistemin sahibidir. Sistem onun adıyla da anılır. Amaca varmak üzere farklı yorumlar mümkündür. Başka kâmillere-arif ve velilere yer vardır. Bunlar zamana ve topluma göre uyarlama yaparlar, genel ilkelere sadık kalırlar. Dirayeten konuşur ve sistem koyarlar.

Dinler ve inançlar; itikat, ibadet, muamelat, müeyyide, ahlak bakımından birbirlerini etkiler ve diğerlerinin kısmen unsurlarını da içerir. Sonuçta bunlar ortak aklın veya Tek İlahın zamana göre insanlara bildirdiği kurallardır.

Âdem’den-Hatem’e insanlık tarihi, Beşeri ve Semavi Din’lere inanmışların birlikte yaşamasına ve bunlar arasındaki savaşlara sahne olmuştur. Beşeri Dinlerden bir kavim-inanır diğerini yendiği zaman, onun ilahını indirip yerine kendi Put-İlah sembolünü koymaktadır. İşlem bununla kalmaz, galibin Putu da mağlubu talan eder, yani onun tüm kudretini de temsil eder ve kullanır. Böylece galibin ve mağlubun ortak Put-ilahı olmaktadır. Bu olay, insanlık kazanımlarını toplamakta ve korumaktadır, böylece mükemmele gelmektedir.

Semavi Din, İlahın emirlere bir peygambere gelmiş ve o seçilmiş beşer de bunu topluma tebliğ etmiştir. Peygamberin söyledikleri ezberlenmiş ve sonra da yazılarak Kutsal Kitaplar oluşturulmuştur. Emir İlahtan gelmektedir. Yazıldığı şekli kesindir, değişmemiştir ve değiştirilemez, her dönemde ve her toplum için geçerlidir. Bu ifadeler “dogma”dır. Semavi Din olarak Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet kabul etmektedir. Dogma Kitaplar (Kutsal Semavi Kitap) ise Hz. Musa’ya indirilen Tevrat, Hz. Davud’a indirilen Zebur, Hz. İsa’ya  indirilen İncil ve Hz. Muhammed’e indirilen Kur’an-dır.

Beşeri dinin kaynağı insandır, ilhamdır, bilgidir. Kurucunun amacı, toplumun inanç ve yaşama sorunlarına çözüm bulmaktır. Önerilerini sistemleştirir ve böylece bir dini sistem oluşur. Eleştiri ve tercih mümkündür. Mehteran yürüyüşü ile sistem yerini ve taraftarlarını bulur. Din-inanç kurucusu sıradan bir filozoftan farklıdır. Bunun; topluma öncülük etmek, insanları etkileyip celbetmek, pratik çözümler bulmak, hitabet ve yaşamı ile örnek olmak, cesaret, toplumda yankı bulmak, isabetli kararlar almak ve uygulamak, örgütlemek, sevk ve idare etmek, toplumu iyi tanımış olmak gibi özellikleri vardır. Din kurmak ve dini sisteme dönüştürmek isteği olmasa bile zaman içinde toplumsal olan bu fiziki ve metafizik sistem din olur. Kurucuya gelinceye kadar ki din ve inanç ile felsefi görüşlerin, bilimsel gerçek ve keşiflerin etkileri vardır. Kurucunun içinden doğduğu ve seslendiği toplumun gelişmişlik düzeyine uygun düşer, sistemin rahmi burasıdır. Toptan red-inkâr yerine “düzenleme” vardır. Yani eskiler güncellenir, belirmiş sorunlara çözüm önerilir, topluma yeniden ufuk açılır, yenilikler yapılır. Her kişinin cesaret ve feraset gösteremeyeceği devrimsel değişmeler gerçekleşir. Halk irkilir, yanında veya karşısında yer alır. Davetçi ekibin başarısına göre sonuçlanır. Yasak ve imha çözüm değildir, fikir taraftar bulur ve yaşar.

Âlimler, kâmiller, arifler, makul olanlar, bilginler, şair-düşünür ve filozoflar bu Beşeri Ummanın kaynakları-gözeleridir. Bunların ürünleri, buluş ve keşifleri sistemi zenginleştirir.

Sistem insanlara, söz, eylem, hal ve sembollerle, misallerle anlatılır. Sistem; halkın mevcut inancı ve yaşama koşulları, tercih ve umutları dikkate alınarak rahat anlatılıp- anlaşılacak şekilde sınıflandırılmıştır. Hizmet erleri, inanca göre metafizik sembollerle anlatılır. Sistemi yürütmek için, manevi yetkili merciler ihdas edilmiştir. Toplumdaki her duruma icabet eden ermişler vardır. Bunlar bir halka oluştururlar ve devam ede-gelir. Bölgede yaşayan kişiler bu karakterin devamı olarak bilinir ve saygı görürler. Onun için “öldü ama ölmedi” derler. Bu anlatım toplumun içinde daima örnek-iyilerin yaşadığına işarettir. Kişi bencil duygu ve dürtülerini frenleyip iyi olana erişirse, olgunlaşır ve ürüne durursa buna da “öldü de ölmedi” denilmektedir.

Beşeri Dinin, eğitenleri, öğretenleri, örnek erleri, sistemin izcileri ve gözcüleri vardır. Bunlar toplanarak, bölgesel ve inanırlar adına değerlendirmede bulunur, yeni nesiller birbiriyle tanışır, sistemin pürüzleri giderilir, şahsa ve sisteme ait olanlar ayıklanır ve böylece ortak uygulama sağlanır ve korunur. Merci bu gelişmeleri değerlendirir. Bayramlar ve ziyaretler, sistemin kutsal günleri buna vesile olmaktadır.

Beşeri dini sitemin kaynakları çeşitlidir. Kurucunun yazılı ve sözlü deyişleri, yol sürenlerin söz-deyiş ve eylemleri, yazılı ve sözlü ürünleri, çeşitli de olsa kaynak oluşturmaktadır. Tüm grupları her zaman bağlayan “dogma metin” yoktur. Farklılıklar bir bütün, bir desen, bir bahçe, bir koro oluşturur. Bu aynı zamanda toplumsal yaşama, kültür, bilgi, tarih, coğrafya, yetenek farklarına, olanların birlikteliğine ve birbirini tamamlamasına, farkın zenginlik olduğuna işarettir.

Genel ilkede değişim-uyarlama gerektiği zaman, yetkili bir makam-merci (kişi-heyet) duruma vaziyet eder ve sorunu çözer-bağlar (mutatis mutandis: Evrensel bir kuralın amacına varmak için, engellerin kaldırılması ve uyarlamanın yapılması).

Merci olmadığı zaman gruplaşma-rekabet ve erime başlar.

Yeni-farklı sistemlerin ilanı-tebliği, daima mümkündür ve kapı açıktır. Toplumlar ve şartlar buna gebedir. Uygun ortam olunca, vakti erince tohum yeşerir, güneş doğar. Bireyselde bu Hızır ve toplumsalda Mehdi inancıdır. Hep gece olmaz, gün doğar.

Sistemin ana-direkleri bellidir. Aranın kapatılması ve içerisinin bezenmesi, topluma ve kültüre göredir. İnsanın; canı, aklı-şuuru, nesli, dini-inancı, dili, malı-mülkü, adalet korunacaktır. Bunu geliştirmek-korumak için öneri kapısı açıktır. Uygun olanın seçimi ve kabulü esastır. Ortak akıldan(aklı kül) süzülmüş ilkelere uymak vardır. Doğa yasalarına uygun bir toplumsal yaşam amaçlanır. İnanç-itikat ve ilahın adı, vasıfları, filleri, bireylerle ilişkisi, bireysel ve toplumsal ibadet şekilleri (ritüeller), insanın mutluluğunu, yararını, rahat yaşamasını, farklı toplumsal sistemleri (seçilmiş kavim iddiası, kast sistemi, eşit-özgür)  öngörür. Bazısı bireyi yahut toplumu; bazısı da birey-toplum dengesini (ağaç-orman ilişkisi)öngörür. İnancın ve dinin uygulama şekli olan diyanet, insanlar arasındaki muamelatı, helal-haramı, nikâh ve miras durumunu belirler. Cezalandırma-ukubat ise dini vecibelere, toplumsal gereklere uyulmadığı zaman uygulanacak müeyyideyi belirlemektedir.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.