Hak, önce hak edilmeli

Sedat MEMİLİ

11 Mart 2016 Cuma 06:00

Tükettiğini üretmeyen bir nesil ile karşı karşıyayız.

Üreticilerin sayısı azaldıkça, tüketenlerin sayısı çoğalıyor.

Kazancın, emek ve çalışma sonucu elde edildiği bilincinden uzaklaşan nesil, şimdi, iddaa bayilerinin önünde kuyruk oluşturuyor.

Çevrenize bakın, tornacılar kapanıyor; lotocular açılıyor…

El işi satışı yapan halıcılar kapanıyor; ganyan bayi açılıyor.

En çok açılan kurumlar ise, cep telefonları ile ilgili…

Domates, biber üretmeyenler laf üretiyorlar.

Üretim hacmi olarak Avrupa’da sonuncu, cep telefonu ile konuşmada Avrupa’da birinci sıradayız.

Tükettiğini üretmeyen bir toplum tutsak olmaya mahkûmdur.

Bu anlayışın yarattığı zararların boyutlarını tahmin etmek bile güçtür.

Ben basit bir zararından söz edeceğim:

Sosyal Güvenlik Kurumlarının uğradığı zarardan.

“DEVLETTEN HAKKIMIZI İSTİYORUZ ANCAK DEVLETE KARŞI GÖREVİMİZİ YAPMIYORUZ”

Bu konuda herkesin kendini sorgulaması gerekir.

Şimdi bütün kurumlarımız, çevresinde sigortalı çalışan ve çalıştıran kurumları bilmektedir.

Bu olumsuzluğun nesnel koşulları olduğu gerçek; ama bir suiistimalin hepimizin gözünün önünde işlediği de bir gerçek.

Kişisel çıkarları söz konusu olduğunda “devlet bundan zarar görür” diyerek vaz geçen kaç kişi görürsünüz.

İşsizlik bir sorundur. Ancak işsizlik tehdidi ile sigortasız çalışan yüzbinlerce insan vardır.

Hani sendikalar, sanayi odaları, ticaret odaları…

Azıcık da sigortalı çalışma konusunda devlete bir omuz verelim.

İş bulma karşılığında her türlü sosyal güvenceden yoksun olarak çalışmak zorunda kalmak özgürlük değildir.

Bu aksaklıkların giderilmesi konusunda herkes devlete yardımcı olmalıdır.

Bunları aşırı devletçi olduğumdan söylemiyorum. Sadece ve sadece bu devlette yaşıyorum en azından yasalara uyulmasını öneriyorum.

Ne verdik ki ne isteyelim?

Herkes SSK primi çalarsa, emekli aylıkları artar mı?

Bu kadar kaçağa göz yumanlar, asgari ücretin arttırılmasını nasıl talep edecekler?

İşte o açıdan diyorum ki, devletin gelirleri konusunda biz de omuz verelim ki, hak istemeye yüzümüz olsun.

Dürüst çalışan bütün iş yerleri ve sigortalıları tenzih ediyorum.

Sigortasız çalışan veya çalıştıran, uzun vadede kendi çıkarlarına da zarar vermektedir.

SGK İl Müdürü sayın Bilal Canbolat bir sohbet sırasında: “Camdan yapılmış bir kulede yaşıyorsak, başkalarına taş atmamamız gerekir” demişti.

Benim hak istemem için öncelikle yurttaş olarak devlete karşı görevlerimi yapmam gerekir.

Eğer SGK önlem almamış olsaydı, bu gün milyonlarca insan sağlık hizmetlerinden yararlanamayacaktı.

Bu konu bitmez… 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.