Bu can gövdeye konuktur

Dr. Ömer ULUÇAY

14 Mart 2016 Pazartesi 06:00

Yunus Emre’yi dinliyor ve izliyoruz, söylediklerinin hikmetine ulaşmağa gayret ediyoruz. Gelen-geçen nice insanlar böyle yaptılar, katkılarını anlatıp yazdılar. Yunusun sade anlatımlarının bu kadar içli-özlü olmasına şaşırdılar.

 

Dünya hevesine kapılanların mutlu olamadıkları/olamadıkları görülmektedir. Bu nedenle, mala taammüt edenlerin “gözünü bir avuç toprak doyurur” demişler. Dünya ölçeğinde insan ömrü kısadır. Yunus bunu dile getirir:

 

Ömür dediğin esti-geçti bir yel gibi, etkisi oldu ama kısa sürdü, kimi yerlerde hoşnutluk ve bazı yerlerde tayfun oldu. Her nasılsa kısa oldu. Bu öyle bir gerçektir ki Hak buna tanıktır. Adetullah böyledir, Hakkın yasaları böyledir. Kudret yasalarını, dağa-taşa, nebat ve hayvanata, yetmemiş insanın bedenine yazmış Yaradan. Biraz idrak edip düşünmek yeterli olmaktadır.

 

Her gün değişen hava durumu, her bölgedeki hava hareketleri, gece ve gündüz farkı, semadaki parıltılar, bulut akını ve yağış durumu, güneşin ışınları ve bunun etkisi; ayın görünüşü ve bunların yeryüzüne etkileri hep Sünnetullahtır.

 

Doğa Yasaları dediğimiz nesne budur işte. İdrak lazım, fikir lazım ve bir de nasip lazım bunları okumak için. Bunun için ermişler demişler “ben aktan okurum”. Gözün feri yeter bunun için. Bir de idrak ve infak, verileni yerinde ve yararlı kullanmak, ne güzeldir. Hikmetli olan da budur zaten.

 

İnsan bedeni “küçük evren”dir, microcosmos. Evrende, en geniş anlatımı ile kâinatta her ne ararsan insanda, bu kucakladığın bedende vardır. Bir yaşlıda ve yeni doğmuş bir bebekte, erkekte ve kadında; her ne ararsan vardır onda. Her şeyin yeri ve makamı, sevk ve idare eden emre tabi olan bir amiri; bozulunca tamir edecek bir üstazı/ustası vardır. İçinde keşfi bekleyen, hayaller, rüyalar, hikmetler vardır. Uzayda yapılan keşifler ve mikroskopla sırrına varılan hikmetler hep insanda. “Her ne ararsan sendedir sende. Hak da sende, şeytan da sende. Cehennemin narı da sende, ,ilahi nur da sende. Sen seni bil sen seni”. İşte böyle söyler arif, sözü bilene. Yunus bunları ata bindirmiş, köşe bucak gezdirip, âleme söyler. Ama bilmez, bir şey anlamaz, “bir yel esmiş gibi” geldi ve geçti. Ama sahradaki yolcu, deryadaki denizci bilir bu esintinin kudretini ve hemen yelken açar. Bir diyardan başka bir diyara. Keşif ve keramet burdadır işte.

 

Yunus, rençberin tohumu gibi sözlerini serpiyor insan topluluklarına. Kimi yere düşüp börtü-böceği doyurur, kimi taşta kalır kuşa yem olur, bazısı da imaretli toprakta çatlar ve göverir, ürün verir, ekin olur, imladan geçer ve insanları kıtık olup, güç kuvvet verir. Bu noktaya gelinceye kadar da birçok işlemden-halden geçer. Yeşilken otlanmamalı, gebe iken korunmalı ve başağa durmalı, ömrü yetince kurumuş bedeni toplayıp harman etmeli. Sapı havalandırıp ezmeli ve bir karara getirmeli, sonra tekrar toplanıp ince ince dövülmeli, tane-saman birlikte öbek edilmeli. Bereketli rüzgârda usul usul savrulup dane-saman ayrılmalı. Samanı davara saklamalı, ev işlerinde kullanmalı.

 

Böylece artık vardık buğday tanesine. Bunun bir kısmı tohuma ayrılır, Bir kısmı haddeden geçirilmek üzere ayrılır, kaynatılır, dövülür, kurutulur ve öğütülür. Böylece bulgur-dövme ve çeşitleri oluşur. Bir maharetle bunlardan gıdalar yapılır. Kalabalığın ihtiyacına göre buğday değirmende un yapılır. Bunun için çeşitli el aletleri yapılmıştır. İnsan, su ve elektrik gücünden istifade edilir.

 

Maksadımız tarım ve hasat bilgisi değildir. Biz bu yasadan, arif ve kâmil insana, veliye varmak istiyoruz. Bir ekmek yemek için safhalar buna örnektir. Bir insandan olgun bir söz işitmek bir ekmek almaktır, işte böyle. Kolay olmadığı ve bunun bir nasip olduğu anlaşılmaktadır.

 

Yunus bir insan ömrünü ekinciye benzetmektedir. Genç yaşta ölenlere hayıflanmakta ve onu yeşilken ekinin biçilmesine benzetmektedir(gök ekin biçilmiş gibi).İnsana yapılan yardımları Cennet unsurlarıyla ödüllendirmektedir: İhtiyarın halini somalı, hastaya yardım etmeli, sağlığın kadri bilinmeli. “Herkes ölümcüldür”. Bunu unutmadan insani ilişkiler geliştirilip yüce tutulmalı.

 

Miskin âdem oğlanını benzetmişler ekinciye

Kimi biter, kimi yiter, yere tohum saçmış gibi

İş bu söze Hak tanıktır, bu can gövdeye konuktur

Bir gün ola çıka gide, kafesten kuş uçmuş gibi

*

Yunus diyor ki herkes vaktine hazır olsun. Herşeyin vardır sahibi, senin de canını alır bir gün.Kuş misali uçarsın kafesten. Bir süre yerin boş kalır ve sonra anılmaz olursun. İyisi mi iyi bir iş yapmalı, bugünden yarına kalmalı.

 

Yunus Emrem bunu söyler, aşkın deryasını boylar

Şol yüce köşkler, saraylar, viran olur kalır bir gün

 

Ecel çöker, kalır bahçeler ve bağlar, kadın ve çocuklar, herkes kendi ömrünce yaşar. Herkes verir kendi hesabını. Köşe bucak kaçmak nafiledir bugün. Mevki-makamın yoktur etkisi, paranın-pulun yoktur kıymeti harbiyesi, gözünün yaşına bakmaz, cansız bırakır umur görmüş bedeni ve çeker sorguya. Haramın helalin ve yapılanın hesabı sorulur bugün. Bunu bilip ona göre davranmalı her gün. Kim ki kul ondan razıdır, ölçüdür bu, Hak da ondan razıdır.

 

Yunus kabir sorgusuna İslami inancı şahit-delil getirir. Burda rahat olması için insanlara yol gösterir:

 

Sen sende iken menzil alınmaz

Bahrî olmadan gevher bulunmaz

 

 Benlik kaygusundan geçmeden yol alınmaz, gerçeğe varılmaz, böbürlenmekle, büyüklenmekle menzile varılmaz. İkilikten geçip Bir’e varmalı. Söz doğru, kişi güvenilir olmalı. Din budur, ahlak budur, ilke-kural budur. Yol ve menzil budur.

 

Erenler yolu açmış, nurlamışlar, sen yola revan ol. Yol haline göre kuşanmalı, gıdasını almalı, yol sürmeli, yolcuyu kayırmalı, kendini nasıl bilir-isterse, gayrıya da onu yapmalı. Budur yolun gerekleri ve ahvali. Yol sürmekle varılır menzile. Bilene sormalı, bulana uymalı, Hak sözü demeli, beklemesini ve susmasını bilmeli, sorulunca cevap vermeli, destursuz meydana girmemeli.

 

Erenin gözünde, gönlünde perde olmaz, zahir-batın bir gelir, ayan olur dile gelir, gavvas olup dalar uymana bir öbek inci ile gelir.

 

Bu öyle derin bir deryadır, dibi bulunmaz.

Yüce bir dağdır zirvesi bulunmaz

Doğru bir yoldur başı-sonu bulunmaz

Yolcular bir haldir aralarında farkı bulunmaz

Dilleri hep aynı sözün hamı bulunmaz.

Tek başına yetmez yoldaş olmadan menzile varılmaz.

Ve Yunus söyler: ”Can vermeyince canan bulunmaz”

 

Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle selam ve saygılar olsun.

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.