Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki Tıp Bayramı Buluşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan[3] açıklıyor-talimat veriyor:
"Terör örgütlerine destek verdikleri için güvenlik güçlerimizce yakalanan kişilerin adliyenin bir kapısından girip, diğerinden çıkıp gitmesi artık tahammül edebileceğimiz bir durum değildir. Bu mesele düşünce, basın veya örgütlenme özgürlüğü meselesi değildir. Bu bakımdan terör tanımını, terörist tanımını en kısa sürede yeniden yaparak Ceza Kanunumuza derç etmeliyiz diye düşünüyorum
"Elinde silahı, bombası olan teröristle konumunu, kalemini, unvanını amacına ulaşabilmesi için teröristin emrine verenin de hiçbir farkı yoktur. Unvanı milletvekili, akademisyen, yazar, gazeteci, sivil toplum kuruluşu yöneticisi olması o kişinin aslında bir terörist olduğu gerçeğini değiştirmez. Bombayı patlatan, tetiği çeken terörist olabilir ama o eylemin amacına ulaşmasını sağlayan işte bu destekçiler, yardakçılardır.
"Ülkemizdeki ve dünyadaki bir takım çevreler bir yol ayrımındalar, ya bizim yanımızda olacaklar ya da teröristlerin yanında yer alacaklar. Bu işin ortası yoktur.
"Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizde terör örgütüne karşı operasyonlar yürüten güvenlik güçlerimize buradan tebriklerimi, teşekkürlerimi ifade ediyorum. Allah'ın yardımı, milletimizin duası onlarla birliktedir."
Sayın Erdoğan, Anayasa Mahkemesinin Cumhuriyet Gazetesinin tutuklu yazarları Can Dündar ve Erdem Gül için verdiği kararla salıverilmelerine karşı yaptığı açıklamada: "Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara uymuyorum, saygı da duymuyorum[4]" demiş (28.02.2016) ve AYM'nin 30 sayfalık karar gerekçesini de yerinde bulmamış ve bunu bir "telaş işareti" olarak değerlendirmişti. Şimdi de, Terörist şüphesiyle adliyeye sevk edilenlerin öbür kapıdan çıkmasına tepki göstermekte, yani tutuklanmasını istemektedir. Terör tanımı için yasal düzenleme yapılacağını, bazı kanaat önderleri (milletvekili, akademisyen, yazar, gazeteci, sivil toplum kuruluşu yöneticisi) için farklı düşünüldüğünü, iç-dış bazı çevreler için "ya kendilerinden yana veya teröristlerden yana" olarak değerlendirildiklerini söylemektedir. Bunlar da sonuç olarak, daha otoriter bir yönetimi gerekli kılmaktadır. Demek oluyor ki; polisin terörist diye adliyeye sevk ettikleri tutuklanmalı, ya destekleyeceksin veya eleştirir-uygulamaya karşı çıkarsan teröristlerden yana olacaksın ve buna göre de işlem göreceksin.
*
AKP iktidarında yaşanan bombalı terör olayları[5],[6]
2016
Güneydoğu Anadolu'da devam eden şehir operasyonları ve ölenler, göç edenler ile ayrıntı olaylar listeye dâhil edilmemiştir.
Evet, çevremizde ateş çemberi, sekiz komşudan sadece birisi ile iyi komşuluk ilişkisi içindeyiz. Demek derin bir yalnızlık var. Irak ve Suriye'de savaş hali tüm şiddeti ve anlık değişmesiyle devam etmektedir.
İçte ise, kırsalda ve şehirlerde daha yaşanmamış şiddette operasyonlar devam etmektedir. Geride enkaza dönmüş şehirler ve göç eden insanlar, yüzlerce ölü, savaş haline girmiş bir vatan bölgesi bulunmakta. Tarihi şehirler, Cengizhan usulü sürülmüş/süpürülmüş ve yerine TOKİ inşaatları vaad ediliyor."Eskiyi unut, yeni yolu tut, sen ol çocuğum!" marşını ezberletmişlerdi biz çocukken.
Başka bir yolu olmaz mı? Bu da yol mudur? Öldürerek sorun hal etmek, yöntem olur mu? Kim ne yaparsa yapsın, Devlet insani bir çözüm bulmak zorundadır.
[1] http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2015/09/cozum-surecine-donun-diyen-abdye-vatan.html
[2] https://www.ensonhaber.com/kalindan-amerikali-eski-elcilere-o-gunler-gecti-beyler-2016-03-12.html /12.03.2016
[3] http://www.sondakika.com/haber/haber-erdogan-saglik-hizmetlerini-engellemenin-cabasi-8259357/14.03.2016
[4] http://www.hurriyet.com.tr/erdoganin-aym-kararina-saygi-duymuyorum-sozleri-meclisi-karistirdi-40061435
[5] www.sozcu.com.tr/.../turkiyede-gerceklesen-en-kanli-bombali-saldirilar-...
[6] Vikipedi, özgür ansiklopedi