Çözüm bekleyen sorunlar ve terör listesi (1)

Dr. Ömer ULUÇAY

17 Mart 2016 Perşembe 06:00

Hırsızda insaf, ev sahibinde tedbir ve çözüm yok. Bunun başı “baba hırsız yakaladım” öyküsüdür. Bir tarafta "yok sayılma"nın hak talebi ve devlet tarafında ise sorunlara çözüm öneri/denemesi yok. Tek çözüm “öldürmek” olmuştur. Bilinir ki, “öldürmek” sorunu çözmemiş ve bilakis giderek çığ gibi büyütmüştür.

Ortadoğu bir savaş içindedir. Türkiye önce bölgede aktif olmak siyasetini izledi. Ancak istekler ve siyasetler nedeniyle maalesef yalnız kaldı. Dahası iç istikrarsızlığa ve çatışmaya düştü, tüm gücüyle kırsalda ve şehirlerde operasyonlar yürütüyor. Kazılmış hendekler, yapılmış tahkimat görülmemiş(?) ki böyle oluyor.

Şimdi Türkiye; Suriye mültecileri konusunda özellikle AB'yi ve NATO'yu zorlayarak etkili olmağa çalışmaktadır, Suudi ve Katar ile bir blok içindedir.

*

Türkiye,stratejik müttefiki olduğu ABD ile çekişme halindedir:

ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass, Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı ve herhalde PYD için ‎uyarıldı (09.02.2016):‎

"ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby ‎, dün düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin aksine ‎‎Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) terörist örgüt olarak ‎‎görmediklerini ve desteklemeyi sürdüreceklerini söylemişti.‎

Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu da bugün yanıt olarak, “ABD’nin bir karar vermesi lazım, ortak ‎olarak ‎bizi mi seçiyor, terör örgütlerini mi seçiyor?” dedi.‎

ABD’li üst düzey diplomat Brett McGurk ve beraberindeki heyet Rojava’ya ‎giderek, PYD yetkilileriyle ‎görüşmüştü. Bunun üzerine karşılıklı sert açıklamalar gündemi doldurdu.   ‎

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Latin Amerika ziyareti dönüşünde ABD’nin PYD ile ilişkisini ‎eleştirmiş,  ‎‎“Ben miyim senin ortağın, yoksa Kobani’deki teröristler mi?” diye çıkışmıştı.‎

Türkiye ‘Vururuz’ dedi, ABD son noktayı koydu": "PYD müttefikimiz."‎

ABD Dışişleri Sözcü Yardımcısı Mark Toner[1], 31 Ağustos 2015 günü Vaşington'da düzenlediği basın toplantısında TSK tarafından PKK'ya düzenlenen operasyonlarla ilgili olarak şöyle dedi:"İki tarafın da şiddetten uzak durmasını ve barışa götürecek Çözüm Süreci'ne dönmesini istiyoruz"

Strateji kuruluşu Bipartisan Policy Center'ın "Türkiye İnisiyatifi" grubunun başkanlığını yapan ve Türkiye'de Büyükelçilik yapmış Morton Abramowitz ile Eric Edelman[2], 10 Mart 2016'da Washington Post gazetesinde yayımlanan ortak yazılarında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eleştirmişler. Yazıda güçlü, istikrarlı ve demokratik Türkiye için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "değişmesi ya da istifa etmesi" gerektiği savunulmuş.

Twitter hesabı üzerinden açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Kendini sömürge efendisi zanneden iki eski ABD büyükelçisi 'Erdoğan istifa etsin' yazmış. Türkiye'ye talimat verdiğiniz günler geçti beyler" dedi.

 Rus uçağının düşürülmesiyle daha bir tehlikeli konuma gelindi. Etkin bir hava hareketinden sonra Putin, Suriye'deki askeri gücün büyük kısmının çekilmesi emrini verdi. Zaman içinde gerçekleşecek bu çekilmenin sonuçları zaman içinde görülecek. Yüksek teknoloji ile donatılmış uçaklar ve gemiler yerinde durmaktadır.

Türkiye’nin yapacağı "emr-i vaki bir atak" girişimin, NATO’yu ilzam etmediği bildirilmektedir. Türkiye’nin çizdiği kırmızıçizgiler geçersiz kalmaktadır.

*

Kürt Sorunu, başlangıçta Türkiye’nin içinde iken, çözülmedi; ret ve inkâr ile bu noktaya gelindi ve Türkiye Kürtlere karşı mücadele eder konumda algılanır oldu. Herne kadar silahlı gruplara karşı olduğunu açıklasa da, konu bu netlikte anlaşılmadı.

AKP rakip Kürtlerle çözüm sürecine girdi ve sonra masayı devirdi ve yapılanları inkâr ve ret etti. Ama sorun yerinde duruyor ve gittikçe müdahil gruplar artıyor. Önce ülke içinde Demokratikleşme Sorunu iken şimdi uluslar arası bir sorun durumuna gelmiştir. Her ne ise bunu anlamak mümkün.

Hadi diyelim Rakiplerle olmadı. Sayın Erdoğan "Kürtlerin %70'i bizimledir, Kürtlerin partisi AKP'dir" diyordu. Doğrudur. Mademki bu sorun bir şekilde ve zaman içinde çözülecektir. İşte ortam: Kendi içindeki Kürtleri muhatap alıp sorunu çözmek vardı. Ama olmuyor. AKP'li Kürtlerden de bir ses yükselmiyor. Herhalde bu ses, asimilasyona ve inkâra karşı gelmek durumundadır.

Anayasa ve Yasa değiştirilmesini gerekli kılmayan idari yetkilerle yapılacak düzenlemeler de yapılmadı. Evet, eskiye nazaran bir hayli değişme vardır. Bunlar çatışma ile vücut bulmuş terminolojidir. Kart-kurt dönemi artık geride kalmıştır. Geçide gelinmiş, tenin rengi belli olmuştur.

Devlet büyüktür, vatandaşını bağışlar ve mutlu edebilir, etmelidir. İkide bir "kurtuluş savaşı ve vatanı böldürtmeyeceğiz" denilmektedir. Kapalı bir söylem olmakla birlikte, tarih kitaplarında bunun izahı açıktır. Kime karşı ve niçin böyledir. Yönetenler bunu görüp bir çözüme varmalıdır.

Zaman geçmiş, toplumlar değişmiştir. Her toplum, hakkını tanımakta ve istemektedir. Dimyata pirince gitmek şart mıdır? İkide bir “vatanı böldürtmeyeceğiz” demek bir tehlike işareti ise bunun çaresi ölmek-öldürmek midir? Devletin kendi vatandaşlarıyla bu noktaya gelmiş olmasındaki siyasetler doğru mudur?

Ölen de öldüren de Türkiye’nin vatandaşları. Maalesef maç skoruna dönüşmüş ölüm-şehit listesi. Bu reva mıdır? Birlikte maç yapmak, konuk olmak ve evlenmek varken, siperlerde kurşun sıkan kardeşler olmak, hangi akla hizmettir?

Bu ortamda Ankara ve İstanbul da istikrarsız duruma gelmektedir. Bunun acısı yüreklerdedir.  İ Ankara’da üç büyük patlama yaşandı. Ölenlere rahmet ve yaralılara şifalar, ailelere sabırlar diliyorum.

Surda, Cizre'de, Nusaybin'de, Silvan'da, Varto'da, Derik'te, Gever'de, İdil'de ve daha devam eden operasyonlara, yapılanlara bakıyorum da "söz bitti mi" diyerek; ölenlere rahmet, yaralılara şifalar diliyorum. Göç edip evsiz-barksız kalmışlara kolaylıklar diliyorum. Bunlar, bizim insanlarımız, vatandaşlarımız. Birlikte, eşit ve barış içinde yaşamak olanaksız değildir.

*

Medeni toplumlar, görüşerek sorunları çözmektedirler. Büyük adamlar, dar zamanda sorumluluk alarak sorunları çözerler. Çözüm demek, eski vadiden ve alışıldığı üzere gidip-çağlamak değildir. Çözüm üretmek, yeni bir yol, bir kanal açmak demektir. Türkiye halkı, içinden bu kapasitede idareci-yönetici-lider çıkarabilecektir ve vardır. Atılım beklenmektedir, zaman dardır. Namerdin eli araya girmemelidir. Arada olanlar, kendi yararlarını kollamakta, vatanın-milletin varına ortak olmaktadırlar. Böylelerini başımıza buyruk yapmanın âlemi var mıdır?

 

[1] http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2015/09/cozum-surecine-donun-diyen-abdye-vatan.html

[2] https://www.ensonhaber.com/kalindan-amerikali-eski-elcilere-o-gunler-gecti-beyler-2016-03-12.html ‎‎/12.03.2016 ‎

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.