Yaşam mı itici ölüm mü çekici?
İnsan neden ölmeyi ister?
Oysa ölümü istemek için hiçbir veri yoktur elinde…
Ölümü ne ile kıyaslıyor ki, ölümü tercih ediyor.
Kişinin bireysel intiharı ile “canlı bomba” olarak yaşamına son vermesi arasında ortak bir yan yoktur.
Son zamanlarda canlı bomba olarak adlandırdığımız kişiler hangi psikoloji ile yetişiyor ve nasıl o hale geliyorlar? s
Japonya’da Kamikaze uçaklarını kullanan pilotlar ile bu canlı bombalar aynı kategoride sayılabilir mi? Bu soruların yanıtını elbette bilim insanları verecektir; vermelidir.
Canlı bomba bir sorundur ve buna neden olan olguları ortaya çıkarmak bilim adamlarının görevidir. Devlet de önlem almak durumundadır.
*
Canlı bombaların kirli amaçlar için kullanılan kurban oldukları kesindir.
Aynı kurbanlık koyun gibi, yetiştirilmektedirler.
Yıllar önce “Tanrılaşan Prens: Buda” adlı kitabı yazmak için Hint Felsefe ve Hint Sosyal Yaşamı, gelenek ve görenekleri hakkında yüzeysel bir araştırma yapmıştım.
“Meriah” diye bir kavrama rastladım.
“Meriah; kurbanlık insan” demektir.
Hindistan’ın bazı bölgelerinde yaşayan kavimler, reislerinin tanrının yeryüzündeki temsilcisi olduğuna inanırlardı. Reisleri, kutsal bir varlıktı.
Reis’e koşulsuz itaat, inanılan kutsal değere koşulsuz itaat anlamını taşırdı.
Kabilenin reisi hem bu dünyada tanrının niteliklerini üzerinde bulundurur, hem de öldükten sonra tanrılığı devam ederdi.
Ama bir sorun vardı; Reenkarnasyonun merkezi olan Hindistan’da ölümden sonra oluşan hayat ihtiyarlamış reisler için bir sorun olabilirdi. Öyle ya, ihtiyarlayan, dişleri dökülen, güçsüzleşen bir reis öteki dünyada yaşamını nasıl sürdürecekti.
Soruna çözüm buldular; Reis genç iken dinsel bir törenle öldürülür ve tanrısal nitelik taşıyan kanından birer damla kabilenin ileri gelenlerinin alnına sürülürdü. Böylelikle, Reis’te var olan mistik güçler, kabilenin ileri gelenlerine aktarılmış olurdu.
Zamanla, Reis yerine, kurban edilecek insanlar uygulaması başladı. Sadece Reisler için değil, tapınaklar, inanç merkezleri, dini törenlerde de kurban törenleri için “kurbanlıklara” büyük ihtiyaç vardı.
Ama hangi insanlar kurban edilecekti.
Sosyolojik olarak bir çözüm bulundu. Bazı aileler, yeni doğan çocuklarını “kurbanlık” yetiştirilmek üzere “dini önderlere” bedel karşılığı vermeye başladılar.
Dini önder, çocukları öylesine yetiştiriyordu ki, çocuklar kurban edilmeye hazır hale geliyordu.
Hatta, kurban edilmek neredeyse bir ayrıcalık haline dönüşmüştü.
Esasında Allah’a inanmak ve İslamiyet bu anlayışı kökten ortadan kaldırmıştır. İnsanı, canlı bomba olarak yetiştirmek, bir İslami gelenek ve yöntem değildir.
İlkel çağlardan kalma bir yöntemdir.
Kurban edilen “Meriah”, kimin günahları için kurban edildiğini bilmeden ölürdü; şimdi canlı bombalar da kime alet olduklarını, kime hizmet ettiklerini bilmeden yaşamlarına son vermekteler…
Baktığınız zaman “Meriah” daha masumdu; hiç olmazsa kimsenin canına kast etmiyordu.