Gündemi özetlemek

Dr. Ömer ULUÇAY

28 Mart 2016 Pazartesi 10:01

Savaş, zaten kanlı ve kirlidir. Buna bir de medya ve basın eklendi. Sosyal Medyada dolaşım daha hızlı ve kontrolsüz olmaktadır. Bilgi kirliliği had safhadadır. Bununla savaş sadedinde olmak üzere resmi açıklamalar da şüpheli ve bütünüyle taraflı olmaktadır. Bu durum, farklı kaynaklara yöneltmektedir. İşte bu noktada aspagas haberler doğmakta. Tahminleri de içeren bu kışkırtıcı, saptıran, yalan haberlerde bazan isabet de olmaktadır.

Türkiye'de bu durumların hepsi tedavüldedir. Bu nedenle; istihbarat, karşı istihbarat, yönlendirme ve propaganda bir koordinasyon içine olmak zorundadır.

Almanya: Almanya başta olmak üzere Türkiye'de DAEŞ’in muhtemel terör eylemlerine karşı kendi resmi kurumlarını (Konsolosluk, Lise) tatil etti ve Türkiyede yaşayan 15 bin kadar yurttaşını uyardı.

Sosyal medyada bu haberler hızla yayıldı ve bir panik havası yaratıldı. Buna dikkat çeken ve her türlü tedbirin alındığını bildiren resmi açıklamalara rağmen bir sakinleşme olmadı. Meydanlar, AVM ve eğlence yerleri boşaldı, herkes erkenden evine çekildi, caddeler boşaldı.

ABD: ABD'nin Ankara Büyükelçiliği, Nevruz kutlamaları öncesi yeni bir uyarı yayınladı. Türkiye'deki birçok ilçe için uyarı yapan ABD, bu kez 17-21 Mart tarihleri arasına dikkat çekti. Nevruz kutlamalarının Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana'da 20 Mart Pazar günü yapılacağını ifade etti ve bu şehirlerde yaşayan vatandaşlarını güvenlik konusunda uyardı. 

ABD’nin eski diplomatları ve kuruluşlarda halen görevli olanlar, Türkiye aleyhinde bir planın hazırlayıcıları olmaktadır. Daha önce Türkiyede görev yapmış iki Büyükelçi, Cumhurbaşkanı RT Erdoğan için “ya ayrılsın veya reform yapsın” demişlerdi.

Şimdi de Columbia Üniversitesi Barış ve İnsan Hakları Direktörü ve Amerikan Dışişleri Bakanlığı eski kıdemli danışmanı David Phillips[1], BM’den Türkiyede ki uygulamalar ile Erdoğan hakkında bir Araştırma Komisyonunun kurulmasını istiyor:“İfade özgürlüğü çerçevesinde görüşlerini açıklamak aktif bir terör eylemi değildir. Hükümetin, terörle mücadele bahanesiyle, muhalefeti ve karşıt görüşleri susturmak için yaptığı baskılar, sivilleri öldürmek ise bir devlet terörüdür. Birleşmiş Milletler, derhal harekete geçmeli. Türkiye’nin işlediği suçları ve bu konuda Erdoğan’ın yönetiminin sorumluluklarını araştıracak bir komisyon kurup soruşturma başlatmalı” dedi.

Bu bir psikolojik baskıdır.

Rusya-Putin: Rusya hernekadar Suriye’den “çekiliyorum” dese de etkin bir güç olarak yerini korumaktadır. Kısa sürede Rusya’nın Suriye’de etkin rol oynaması ABD’yi tedirgin etti. Zaten ABD, Suriye operasyonunu sonuçlandıramadığı için Rusya devreye girmişti.

Putin Moskova’da Suriye savaşında başarılı gördüğü subaylara verdiği ödül töreninde (17.3.2016) gerekirse birkaç saat içinde tekrar Suriye’de olacaklarını bildirdi:

 “Geldiğimiz noktada Suriye yönetimi ve Devlet Başkanı Beşşar Esad’a mali ve istihbarat yardımı sağlamaya devam edeceğiz. Orada ayrıca yeterli sayıda askeri gücümüz de kalıyor. Özellikle Suriye hava sahasını denetim altında tutmak için S-400 füzeleriyle Pantser-F hava savunma sistemlerini bıraktık. Kalan kuvvetlerimize tehdit oluştuğunu hissettiğimiz an bu silahları çekinmeden kullanmaya hazırız. Suriye’deki durum tırmanışa geçer ve tekrar bizim askeri gücümüzle devreye girmemizi gerektirirse birkaç saat içinde önceki gücümüzle oraya geri dönme kabiliyetimizi koruduğumuz bilinmeli” diye konuştu”[2].

“Öte yandan Rusya, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) uçaksavar desteği de sağladı. Rusya’nın Kürt Yönetimi’nin merkezi Erbil’deki başkonsolosluğu, Bağdat yönetiminin onayıyla Irak Kürt bölgesine 5 adet ZU-23 uçaksavar bataryası ve buna ait 19 bin mühimmat teslim edildiğini duyurdu”[3].

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan: Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun katılımıyla yapılan Devlet Övünç Madalyası Tevcih Töreni’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan[4] konuştu: 

“Milletimizin birliğine, beraberliğine sahip çıkacağız. Göklerde dalgalanan bayrağımıza, minarelerden 5 vakit okunan ezanımıza, vatanımıza, devletimize sahip çıkacağız. Çünkü bugün bunların hepsi birden saldırı altındadır. Geçtiğimiz Temmuz ayından bu yana 300′ün üzerinde asker ve polisimizi şehit verdik. Ama ne kazandık biliyor musunuz? Bu toprakların vatanımız olduğunu dosta düşmana bir kez daha gösterdik. Bu önemliydi. Bu kazanç var ya, öyle büyük bir kazançtır ki, ancak Çanakkale ile Kurtuluş Savaşı ile mukayese edebiliriz”. 

Yüksekova: 13 Mart gecesi başlayan sokağa çıkma yasağının sürdüğü Hakkâri’nin Yüksekova İlçesi’nde top atışları devam ediyor, ilçenin çevresinde bulunan hâkim noktalara helikopterlerle asker indirildi.

Şırnak: Uygulanan sokağa çıkma yasağıyla birlikte 23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı bahçesinden PKK ve patlayıcı tuzaklı hedeflere tanklarla top atışı yapıldı ve jandarma özel harekât timleri de operasyon için kent merkezine indi.

AB-“Türkiye ile anlaşmak zorundayız":Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında bugün yapılacak zirveye ilişkin, "Türkiye ile anlaşmak zorundayız ve umuyorum ki bu anlaşma uluslararası yasalarla uyumlu olur. AB'nin Türkiye ile imzalayacağı bir anlaşma Avrupa Konseyi, Cenevre Sözleşmesi, insan haklarına ilişkin uluslararası yasalar, kurallar ve düzenlemelerle uyumlu olmak zorundadır" dedi.

Kuzey Suriye Koridoru: Yeni Şafaktan İbrahim Karagül[5] yazıyor: “Ülkelerin nasıl parçalanacağı, ne tür yeni devletler kurulacağı, bölgesel kaosun nasıl çıkarılacağı ve bu kaoslar üzerinden hangi şehirlerin kimlere kalacağı, hangi terör örgütleri üzerinden ne tür senaryolar uygulanacağı tartışılıyor.
 Bu koridor Türkiye ile Arap-İslam dünyası arasındaki bütün bağları koparmak için planlandı. Bu koridor Türkiye ile Kürtleri sonsuz savaşlara sürüklemek için planlandı. Bu koridor, Türkiye'yi parçalamanın ilk adımı olarak planlandı. Bu koridor, Türkiye'ye yönelik bir savaş ilanıdır. Çünkü bu savaşın ilk adımları olarak planlandı. Bize harita dayatanlara Musul'dan Halep'e kadar bir harita göstereceğiz. Bize parçalanma senaryoları çizenlere coğrafyamızda yeni ortaklarla, dostlarla karşılık vereceğiz. Sınırlarımıza silahla gelenlere sınırlarımızın çok ötelerinde silahla karşılık vereceğiz.

Dokunulmazlık Dosyaları: Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM'de bulunan 506 dosyasını dokunulmazlığını bir oturumda kaldırmak için muhalefete çağrı yaptı ve meydan okudu. Mevcut Mevzuata göre her dosya ayrı ayrı müzakere edilip karara varılacak. Kısa sürede görüşmek hesabıyla dahi bunun sürekli görüşülmek şartıyla beş ayda ancak bitirileceği görüldü. Bu nedenle bir Anayasa geçici Maddesi eklenerek bütün dosyalardaki dokunulmazlığın bir oylamada bitirilmesini önerdi. Muhalefet şaşkın, AKP cevap bekliyor. Bu manevra ile tekbaşına HDP dosyalarını hedeflemiş olmaktan çıkmaktadır.

16 Mart 2016 tarihi itibariyle, Meclis'te bulunan 506 dokunulmazlık dosyası 112 Milletvekili ile ilgilidir.

Bunların 278'i HDP'li 41 milletvekiline (Toplam 50) aittir (HDP'de Selahattin Demirtaş hakkında 57, Figen Yüksekdağ hakkında 7, Pervin Buldan için 46 fezleke var).

116 dosya CHP'li 33 milletvekiline (Toplam:133) aittir (Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu için 37 fezleke var).

41 dosya 22 AK Partili milletvekiline (Toplam:317) ait (Başta Şamil Tayyar-10 fezleke geliyor).

14 dosya ise MHP'li 6 MHP'li milletvekiline (Toplam: 40) ait En çok Genel Başkan Devlet Bahçeli, 5 fezleke var).

Bilindiği gibi, dokunulmazlık dosyaları gizli oylama ile ve her dosya ayrı ayrı görüşülerek karar alınmaktadır. Bu nedenle Anayasaya geçici bir madde eklenmesi ve bunun için de 367 oy gereklidir.

Anayasa oylamaları, gizli yapılır ve öncesinde grup kararı alınmaz. O zaman dokunulmazlığı kalkacak 122 milletvekili hayır oyu kullanırsa, geri kalan 428 milletvekilinden de 80 ve üstü fire çıkarsa değişiklik için yeter sayıya ulaşılmaz.  

Newroz: Her yıl olduğu gibi 21 Martta Newroz başlamakta ve bir hafta sürmektedir. Zalim hükümdar Dehhaka karşı Mezopotamya halkı Demirci Kawanın öncülüğünde ayaklanmış ve Dehhakı devirmiş, zalim idareye son vermiş ve onun yerine adil Feridun hükümdar olmuştur. Takvim itibariyle 21 Martta gece-gündüz eşittir, baharın başlangıcıdır, Hz. Âlinin doğum günüdür, Mezopotamya halklarının Özgürlük ve eşitlik bayramıdır. Yüzyıllardan beri kutlanır.

Türkiye önce Newrozu yasakladı. Sonra Türklerin bayramıdır dediler ve resmi kurumlarca, protokol içinde kutlandı, sonra vazgeçildi. Kürtlerin Newroz kutlamalarında devlet yasakladı, çatışma ve ölümler oldu.

Newroz şimdi yine yasaklandı (Urfa,  Hakkâri,  Mardin,  Muş ve  Batman, Bingöl vd), ama hazırlıklar devam ediyor, kutlanıyor. Herkesin gözü Mezopotamya'nın yanık ve yaralı şehri Cizre Newrozunda. Kürtler Fırat ve Dicle olup Cizre'ye akacak. Kim ne sed-barikat koyacak ve sonu nasıl olacak. Herhalde asayiş ve ilkyardım önlemleri en isabetlisi olacak.

 

 

[1] http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/erdogan-icin-bm-devreye-gisin-18.03.2016

[2] http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/putin-suriye-icin-meydan-okudu-/18.03.2016

[3] Aynı kaynak

[4] http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/erdogan-teroristler-eninde-sonunda-imha-edilecek-/17.3.2016

[5] http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/bugunlerde-her-masada-bir-harita-var-17.3.2016

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.