Türkiye dünya gündeminde

Dr. Ömer ULUÇAY

29 Mart 2016 Salı 06:00

Ortadoğu'daki savaştan önce ve sonra, Türkiye gittikçe dünya gündeminde bir Bölge Devleti olarak rol aldı ve gündeme oturdu. Türkiye giderek küresel bir güç olmağa yöneldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Dünya beşlerden (BM Güvenlik Konseyi Üyeleri) büyüktür" açıklaması yankı buldu ve aynı zamanda korku saldı, müttefikler irkildi.

 Türkiye, Suriye ile ilgili olmasını istediklerini sıraladı ve buna göre organize oldu ve davrandı. Irakta savaşıp Musul'u alan ve sonra Rakka'yı merkez yapan, Bağdat-Erbil ve Şam yakınlarına kadar olan bölge ile Türkiye sınırına varan ve Kobani'yi çok zor çarpışmalarla bırakmak zorunda kalan DEAŞ, Lübnan sınırına kadar olan bölgede egemenlik kurdu. Şiddet ve kan ile dünyaya korku saldı. Canlı bomba ve bombaya dönüştürülmüş araçlarla saldıran DAEŞ yenilmez bir güç oldu.

Ancak Kobani'deki direnme ile Kürtler bu efsaneleşen çete grubunun imajını kırdı. ABD öncülüğünde Suriye'ye müdahale için kurulan Koalisyon, kara hareketi yapmadı ve sadece hava bombardımanı, lojistik destek, eğitim ve yönetim desteklerinde bulundu. Bu yapılanlar bir vekâlet savaşıdır.

Sonra Rusya etkin ve aktif bir güç ile olaylara müdahil oldu. Koalisyon güçlerinin yıllarca yapamadıklarını birkaç ay içinde gerçekleştirdi ve kısmen çekildi. Suriyedeki savaşı bitirmek için, Kahire, Paris, Londra, Washington, Viyana ve Cenevre görüşmelerinden barışa ve anlaşmaya yönelik bir sonuç çıkmadı. Bölgede etkin karagücü ve yoğunluklu nüfusa sahip olan Kürtler bu görüşmelere alınmadı ve özellikle Türkiye YPG/PYD karşıtı bir politika izledi.

Türkiye, YPG/PYD'yi PKK ile aynı ve terörist olarak görmektedir. ABD, PYD/YPG'yi Suriye'de müttefik olarak almakta ve ona destek olmaktadır. Rusya YPG-Kürt güçlerini eğittiğini bildirmektedir:

" ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner[1], PKK ve YPG’nin iki ayrı örgüt olduğunu, ABD’nin PKK’yı terörist örgüt olarak görmesine karşın, Suriye’nin kuzeyinde YPG ile işbirliğini sürdüreceklerini söyledi. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (İKBY) Başkanı Mesut Barzani’nin “PYD ve PKK tam olarak aynı şeydir” sözleriyle ilgili bir soruya cevaben, “PKK’nın terör örgütü olduğu yönündeki politikamızın arkasındayız. Bunu geçtiğimiz aylarda da belirttik. Türk vatandaşlarına yönelik düzenlediği terör saldırılarını kınıyoruz. PYD ya da YPG ile, Suriye’nin bazı bölgelerinde, İŞİD’e karşı savaşan ve kontrol ettiği bölgelerden çıkmaya zorlayan birçok grupla çalıştığımız gibi çalışıyoruz" dedi.

"Mark Toner, Anayasa Mahkemesi’nin kararı üzerine hapisten çıkarılan gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’le ilgili, “Davayı tabii ki izlemekteyiz. Bu özel durumla ve söz konusu gazetecilerle ilgili düşüncelerimizi, Türk hükümetinin temel özgürlüklerden biri olan basın özgürlüğüne yönelik tutumuna ilişkin endişelerimiz daha önce de açıkladık. Türk yetkililere çağrımızı yineliyoruz. Tüm bireyler ve için de basının da olduğu kuruluşlar, kendi-işlerini yapmakta ve düşüncelerini açıklamakta, eleştirmekte özgürdür. Bu Türkiye’nin anayasası tarafından da güvenceye alınmıştır. Davayı izlemeyi sürdüreceğiz” dedi.

Kürt sorunu nedeniyle Türkiye-ABD ilişkileri bozulmuştur. ABD, Türkiye kendi Kürt Sorununu bir çözüme ulaştırana kadar ilişkilerin düzelmeyeceğini bildirmektedir.

Görülüyor ki ABD, sık sık Türkiye'nin dış ve iç sorunları/siyasetleri ve uygulamaları hakkında açıklamalar yapmakta ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan da bazan sert demeçler vermekte, kamuoyu önünde bir gerginlik yaşanmaktadır.

*

Suriye Kürtlerinin öncülüğünde kurulan Demokratik Suriye Güçleri (QSD), yapılan Meclis toplantısında, Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federal Sisteminin Askeri Gücü olarak kabul edildi.

Demokratik Federal Suriye isteyen bu gruptan tedirgin olan Barzani, "YPG/PYD-PKK aynıdır" demekte ve Türkiye ile birlikte, ABD'nin YPG ile ittifakına karşı çıkmaktadırlar. Acele olarak aldığı kararla "halkoylaması" yaparak Bağımsızlığını ilan etmek istemekte ve bunun için ABD'den anlayış beklemektedir. Barzani, böyle yapmakla Rojavanın önüne geçmek ve rol kapmak istemektedir.

Irak Merkezi Hükümeti koalisyon güçlerinin hava desteği altında Musul'u DAİŞ'ten almak için harekete geçmiştir.

*

Beyoğlu'nda Kaymakamlık önünde patlatılan canlı bomba tam bir facia oldu. Çok geçmedi Belçika'nın Başkenti Brüksel'de Canlı Bomba patladı. Bu katliamlarda ölenlere rahmet diliyorum. Artık hepimizin başı sağ olsun. Çünkü bu uygulamalar insanlığa karşı yapılmaktadır, masum insanlar ölmektedir.

Avrupa'daki Müslüman nüfus zan ve takip altındadır. Bu eylemlere katılmanın etno-dini sınıf temeli sosyal olarak incelenmektedir. Gettolarda yaşayan bu insanlar, modern ve gelişmiş toplumların kendi içindeki sınıfsal ayırıma ve sömürüye bir tepki olarak değerlendirilmektedir.

*

17/25 Aralık 2014 tarihindeki büyük yolsuzluk ve rüşvet olaylarının aktörü olan İran asıllı TC vatandaşı Rıza Zerrap, gittiği ABD Miami eyaletinde tutuklandı ve sorgulanıyor. ABD menfaatlerine karşı işlediği iddia edilen suçlarla ilgili olarak 75 yıla kadar hapsi isteniyor. Ama itirafçı olduğu zaman ceza çok hafiflediği gibi, cezasız da kalabilir. ABD diplomatları, Erdoğan ve Türkiye aleyhinde gazetelere makaleler yazmaktadır.

Zerrap'ın yargılandığı davalarda Türkiye'de gizlilik kararı konulmuş ve hepsi beraat etmiş, emanete alınmış paralara faiz ödenerek iade edilmişti. Şimdi ABD'de yapılan sorguda Zerrap; uçakla altın nakliyatını, verilmiş rüşvetleri ve ambargo uygulanan İrana hangi Bankalarla ne kadar para gönderildiğini ve kimlere ne rüşvetlerin verildiğini açıklarsa Türkiye'de durum ne olacaktır?

Nitekim Zerrapın kuryesi Âdem Karahan, hangi bankalara ne kadar para yatırdığını sorgulayan savcıya belgeleriyle vermek istemektedir. Bu şekilde yüklü paraların transfer edildiği ve aklandığı anlaşılmaktadır.

17/25 Aralık Yolsuzluklarını Soruşturma Komisyonu Üyesi CHP eski Milletvekili Ali Özgündüz[2], Rıza Zarrap'ın ABD'de tutuklanması ile ilgili, “Rıza Zarrap konuşursa dört eski bakanın da malvarlığına el konularak ABD’de tutuklanmalarının önü açılır, yolsuzluğun üzerine gidip uluslararası yaptırımla karşılaşabiliriz. Zarrap’ın ortağı Babek Zencani’nin İran’da yolsuzluğu yaymak ve devleti dolandırmaktan aldığı idam cezasının bu sürecin bir uzantısı olduğunu, başka ülkeler yolsuzlukla mücadele ederken, Türkiye’nin üzerini örttüğünü ifade etti. Ayrıca ambargonun delinmesinde Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan da kilit rol oynadığını, Türkiye’nin tüm bu olayların üstünü örttüğünü" söyledi.   

 *

Muhalefet kendi derdine düşmüştür.

HDP, Doğu ve Güneydoğuya sanki hapsolmuş ve dokunulmazlık dosyalarıyla meşguldür. Bu çatışma ortamında Newroz içinde barış ve çözüm mesajları vermektedir. AKP ve MHP, HDP dosyalarını önce oylamak/dokunulmazlıklarını kaldırmakta anlaşmış bulunmaktadır. CHP henüz net bir çözüm önermemiştir. AKP teknik ve siyasi manevralar içinde öneriler getirmektedir.

Şimdilik Canlı Bomba katliamları gündemi doldurmaktadır. Bir de Karaman'da Ensar Vakfı Yurdunda çocuk istismarı kamuoyunu üzmüş ve izlemektedir.

CHP yeni bir Kongreyi beklemeden tekrar bir hesaplaşma içine girmiş ve Genel Başkan adayları ortaya çıkmış bulunmaktadır.

MHP Olağanüstü Kongreyi toplamamış ama Genel Başkan adayları açıklanmıştır. Parti yönetiminin Kayyuma verilmesi beklenmektedir. Diğer taraftan, yapılan kamuoyu yoklamalarında MHP'nin seçim barajının altında kaldığı görüldüğünden, Devlet Bahçeli'nin seçim barajını düşürmek şartıyla AKP'nin Anayasa değişikliği teklifine destek olacağı konuşulmaktadır.

 *

Doğu ve Güneydoğu şehirlerinde operasyonlar, savaş hali devam etmektedir. Basın ve yandaş medya sadece güvenlik haberleri vermekte ve operasyonların çapı ve derinliği, hak ihlalleri, ölümler, göçler ve maddi-manevi zararlar hakkında herhangi bir açıklama, gözlem yayınlamamaktadır. Adeta resmi basın organlarına dönülmüş gibidir. Olayların sebep ve sonuçları gözden kaçmıştır.

Vatan-millet tehlikede denilerek, merkezileşme ve militerleşme öne çıkmaktadır. Çatışma ortamının oya devşirildiği görülünce ve burdan başkanlık sisteminin çıkacağı varsayımıyla terörün tırmanması devam etmektedir. Devletin tehdit altında olduğu algısı ve savaş halinin merkezileşme ve otoriter yönetimle sonuçlandığı bilinmektedir.

 Sosyal ve idari-siyasi içerikli olan Kürt sorunu sadece askeri çözüme endekslenmiştir. Daha önce de denendi ve sonuç alınmadı. Şimdiki militer çözüm daha derin ve kapsamlı, ölüm, göç ve şehirlerin yıkılması, cesetlerin yakılması. Eskiden kırsalda olan çatışma şimdi şehirlerde ve evlerde sürmektedir."Tek terörist kalmayıncaya kadar" şiarıyla operasyonlar devam etmektedir.

Bitecek mi dersin?

 

[1] DHA,http://www.taraf.com.tr/abd-ypg-ile-isbirligimiz-surecek/24 Mart 2016 ‎

[2] Hüseyin Şimşek huseyinsimsek@birgun.net

http://www.birgun.net/haber-detay/bakanlarin-da-malvarligina-el-konulabilir-107171.html,24.03.2016‎

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.