Gündemden notlar

Dr. Ömer ULUÇAY

14 Nisan 2016 Perşembe 06:00

Başbakan Davutoğlu: "Cumhurbaşkanımızla aramızda kararlılık konusunda milim fark yok, kanaat farkı olabilir. Mevzuatımızda terörle ilişkisi dolayısıyla birinin vatandaşlıktan çıkması mümkün değil"[1]

Başbakan Ahmet Davutoğlu, son dönemde çözüm süreci ve tutuklu akademisyenler konusunda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ters düştükleri yolundaki yorumlara ilişkin olarak, “Ben bu algının doğru olduğu kanaatinde değilim. Cumhurbaşkanımızla aramızda kararlılık konusunda milim fark yoktur. Her şey istişare edilerek yürütülüyor. Mevzuatımızda terörle ilişkisi dolayısıyla birinin vatandaşlıktan çıkması mümkün değil. Şu ana kadar böyle bir konu gündemimize gelmedi. Sayın Cumhurbaşkanımız, buna ihtiyaç olduğu kanaatindeyse, terörle mücadelede fayda getirecekse, hukuki veçheleri incelenir. Üzerinde çalışılması gereken bir konu” dedi. 

(Çözüm süreci): "Mutlak bir silahsızlanma gerçekleşmeden bu anlamda bir gelişme olması mümkün değil. Diyarbakır’da yaptığım açıklamada da bunun aksine bir görüş yok. Mutlak silahsızlanma. Bu bir önşarttır. Bu olup Türkiye’ye tehdit olma niteliği kalkarsa, Irak’taki Suriye’deki varlıklarının Türkiye’ye dönük tehdit olma niteliğinin kalkması lazım. Artık bir daha biz oralarda Türkiye’yi her an tehdit potansiyeline sahip bir şeyi doğru görmeyiz. Şu olursa böyle olur, bu olursa şöyle olur değil, önce Türkiye içinde mutlak anlamda silahsızlanma, Türkiye’nin, Kuzey Irak bölgesel Kürt yönetiminin güvenliğini, sınırları tehdit etmeyen bir çizgi. Bunu bir görmemiz lazım.

Başbakan Davutoğlu, Güney Kürdistan'da KDP yönetimindeki Barzani rejimini ve Rojava'da YPG/PYD'ye karşı savaşan grupları da himayesine aldığını bildirdi. PKK'nın sadece Türkiye'de silah bırakmasını değil, belirtilen yerlerde de tehdit olmaktan çıkarılması gerektiğini söylemektedir.

*

Anayasada Değişiklik Yapmak Süreci[2]

Anayasanın değiştirilmesi, TBMM üye tam sayısının en az üçte biri (184) tarafından yazıyla teklif edilebiliyor. Anayasa değişikliği teklifi, TBMM Anayasa Komisyonu'nun ardından, Genel Kurul'da iki kez görüşülüyor.

Teklifin kabulü, Meclis'in üye tam sayısının beşte üç (330) çoğunluğunun gizli oyuyla mümkün oluyor. Cumhurbaşkanı, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderebiliyor. Meclis, geri gönderilen kanunu üye tam sayısının üçte iki (367) çoğunluğuyla aynen kabul ederse, Cumhurbaşkanı bu kanunu halkoyuna sunabiliyor. Meclis'çe üye tam sayısının beşte üç (330) ile üçte ikisinden (367) az oyla kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki kanun, Cumhurbaşkanı'nca Meclis'e iade edilmediği takdirde halkoyuna sunulmak üzere, Resmi Gazete'de yayımlanıyor.

Doğrudan veya Cumhurbaşkanı'nın iadesi üzerine, Meclis üye tam sayısının üçte iki (367) çoğunluğuyla kabul edilen anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya gerekli görülen maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabiliyor.

Halkoylamasına sunulmayan Anayasa Değişikliği Kanunu Resim Gazete'de yayımlanıyor.

AKP, anayasa değişikliği için milletvekillerinden imza toplamaya başladı.‎

*

Nuray Mert[3], makalesinde, Anayasa tartışmalarının Başkanlık tartışmasına indirgendiğini ve karşı çıkışların susturulduğuna dikkat çekerek "bu ortamda sizinle neyi tartışalım?" diye sormakta ve bazı noktalarda eleştirilerini ve bunlara karşı çıkışları dile getirmektedir:

"Mevcut anayasanın değişmesi gerekiyordu, ama ‎amaç askerlerin kurguladığı otoriter yapıyı yıkmak, yerine demokratik bir anayasa ‎kurgulamaktı. Şu anda, söz konusu olan bu değil, şu anda söz konusu olan milliyetçi-‎İslamcı-devletçi-militer-totaliter bir rejimin kurumsallaşmasını tanımlayan bir anayasa ‎çalışması. ‎Özgürlüklerin bunca kısıtlandığı bir ortamda, ‎neyi nasıl tartışacağız? “Kürtlerin hakları” deseniz “terörist”, “sivil vesayet sistemi” ‎deseniz “darbeci”, “evrensel insan hakları” deseniz, “bize yabancı değerleri bahane edip ‎iktidarı yıpratmak” ile itham olunmanız işten bile değil. Tartışma eşit koşullarda olur, bir tarafın ‎iktidarın her tür aracını kullanarak karşısındakini susturma imkânını kullandığı ‎koşullarda tartışma olmaz. Biz kendi doğru bildiklerimizi söyleyelim. Şu anda en çok ‎ihtiyacımız olan, doğru bildiklerimizin ardında sağlam durmak.‎

 “Başkanlık sisteminde federatif yapı söz konusu olabilir” deseniz, “ayrılıkçı ‎teröre destek” diye, başkanlık sisteminin tek başarılı uygulandığı yer ABD, orada kesin ‎bir kuvvetler ayrılığı altyapısı var deseniz, “bizimki Türk tipi olacak” diye lafınız ağzınıza ‎tıkılıyor. “Başkanlık sistemi dediğiniz,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sorumluluksuz ve tek ‎gerçek yetkili olacağı bir düzenin kurgulanması” deseniz, “şahsileştirmeyin” diyen bir ‎babalanma" var.

*

Pazarcıkta Döne Ana: "Gezi’yi, Cerrattepe’yi, Bergama’yı örnek alın"[4]

Pazarcık’ta kurulması planlanan sığınmacı kampına karşı direniş, ikinci haftasını geride bıraktı.    yöre ‎halkı direnişe destek verdi. Aşağı Terolar Cemevi civarında gece ateş yakılıp gündüzleri toplantılar ‎düzenleniyor.   ‎

Döne Ana, Pazarcık’ta başından beri yaşanan süreci anlatıyor: “Söylentiler, ilk kez ‎‎4-5 ay önce duyuldu. Önce, ‘Böyle bir şey yok’ diyerek bizi oyaladılar. Ancak yakın zamanda vali, ‎kaymakam ve emniyet müdürü köylüleri çağırdı. Ardından da muhtarları toplayıp onlara, ‘Evet, buraya ‎bir AFAD kampı yapılacak’ diye açıklama yaptı. Hemen akabinde iş makineleri çalışmaya başladı.”   

Döne Ana, “Direnişin simgesi ‎çadırdır. Malzemeleri topladım, yanıma da iki genç aldım ve ovaya indim. ‘Gezi’yi, Cerrattepe’yi, ‎Bergama’yı, Altınyol’u örnek alın’ dedim. Sonrasında kalabalık artmaya başladı. Geçen pazar 10 bin kişi ‎toplandı. Ama yetmez. Tüm Maraş halkının ve Türkiye’nin bizim haklı talebimize destek vermesine ‎ihtiyaç duyuyoruz!”‎

Döne Ana, ‎‎“Biz Maraş 78”i yaşadık. Korkumuz, kamp bahanesiyle ‎buraya cihatçıların, IŞİD ve El- Nusra’cıların getirilmesi. Onları aramıza yerleştirerek, yaşam alanlarımızı ‎istila edecekler. Bizi buradan uzaklaştıracaklar. Burada sadece Aleviler değil Kürt, Türk, Sünni iç içe ‎yaşıyor. Devletin bu eziyeti yeter!”‎

Görüldüğü gibi Suriye'deki iç savaş‎, ‎çevre ülkeleri ve Batıyı etkilemiştir‎. ‎Ama savaş ve göç beş senedir ‏daha devam etmektedir‎.‎Avrupa'daki göçmenler bir anlaşma ile Türkiye'de barınacaklar‎. ‎Şimdiye kadar ‏yuvarlak hesapla Mardin'de ‏‎ 350 ‎bin‎,   Şanlıurfa'da ‏‎400‎bin Gaziantep'te ‏‎300 ‎bin İstanbul'da‏‎ 400 ‎bin‎,  ‎Adana'da ‎150 ‎bin sığınmacı bulunmaktadır‎.‎

AKP iktidarının bu Suriye menşeli sığınmacılarla ilgili olarak siyasi hesaplarının bulunduğu ileri ‏sürülmektedir‎.‎Maksat‎, ‎iktidara katkı olsun‎.‎

*

ABD'den PKK'ye "silah bırak" çağrısı[5] ve ABD'ye arabulucu olması teklifi[6]

ABD Ankara Büyükelçisi John Bass, PKK'ye silah bırakma çağrısında ‎bulundu. Hükümet'te de "Sivil can kayıpları ‎önlenmeli" dedi.

KCK de ABD'ye arabuluculuk çağrısı yaptı.

ABD Ankara Büyükelçisi John Bass'in yaptığı, "PKK'yı silah bırakmaya ‎çağırıyoruz" çağrısını değerlendiren KCK'nın Avrupa sorumlularından ‎ve kapatılan DEP eski Milletvekili Zübeyir Aydar, "barış ve diyalog ‎çağrılarına kıymet verdiklerini, ancak çağrının iki tarafa yapılması ‎gerektiğini" söyledi.‎

"Amerika'nın Sesi Radyosu Kürtçe servisine konuşan Aydar, "ABD arabulucu olsun, bizi ve Türkiye'yi yeniden bir masada bir araya getirsin. Sorunlarımızı ‎konuşalım, biz buna hazırız. Barış ve diyalog çağrılarına kıymet veriyoruz. Ama bu sorun sadece açıklamalarla çözülmüyor. ‎Şiddetin sonuçlanmasını ve sorunun diyalog ile çözülmesi çağrısını yapıyor ama bu sorun tek taraflı ‎değil, iki taraflı bir sorundur. Bir taraf biz, diğer taraf Türkiye devletidir. Daha önce de Amerikalı ‎yetkililerin savaşın durdurulması ve tarafların masaya gelmesi konusunda çağrıları vardı. Biz bu tür ‎çağrıların iki taraflı olmasını istiyoruz. Eğer Türkiye devleti hazır ise biz de hazırız."   

‎"Bir masa kursunlar biz iki taraf bu masaya oturalım. Amerika bu konuda arabulucu olsun. İki tarafı ‎yan yana getirsin biz o masada konuşalım. Biz ABD'nin arabuluculuğunda bir diyaloga hazırız. ‎ Amerika'nın Türkiye'yi ikna etme imkanları vardır. Biz bugün yaşananları kabul etmiyoruz. ‎Biz sorunun çatışma ve savaş ile çözmek istemiyoruz. Bu Türkiye'nin tercihidir, biz de buna sonuna ‎kadar direneceğiz. Bu çatışmaların zararlarını biliyoruz ama başka çaremiz yoktur."‎

*

Kırıkkale silah fabrikası müdürü tutuklandı[7]

Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) Silah Fabrikası Müdürü Mustafa Tanrıverdi, ABD’de silah fabrikası bulunan Türk iş adamı K.K.’ye MP-5 ve MPT-76 marka silahların çizim ve üretim planlarını satarken suçüstü yakalandı. Tanrıverdi yanında getirdiği gizli bilgiler kayıtlı 2 adet flaş belleği ihbarı gerçekleştiren iş adamı K.K’ya teslim etti. İşadamı da önceden hazırlanarak seri numaraları alınan çanta içerisindeki 200 bin TL ve 300 bin dolar parayı Tanrıverdi’ye teslim etti. İçerisi para dolu çantayı teslim alan Tanrıverdi lokantanın önünden ayrıldığı sırada polislerce gözaltına alındı.

 

 

 

 

 

 

 

[1] http://t24.com.tr/haber/davutoglu-cumhurbaskanimizla-aramizda-kararlilik-konusunda-milim-fark-‎yoktur,335379,08 Nisan 2016‎

[2] http://t24.com.tr/haber/akp-anayasa-degisikligi-icin-milletvekillerinden-imza-toplamaya-07 Nisan 2016 ‎

[3] Nuray Mert Cumhuriyet gazetesi,08 Nisan 2016

 

[4] Erk Acarer:http://www.birgun.net/haber-detay/done-ana-gezi-yi-cerrattepe-yi-bergama-yi-ornek-alin-‎‎‎108469.html,08.04.2016 ‎

[5] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/511576/ABD_den_PKK_ye__silah_birak__cagrisi.html, ‎‎08 ‎Nisan 2016,07 Nisan 2016‎

[6]http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/512201/KCK_den_ABD_ye_arabuluculuk_cagrisi.html,08.04.‎‎201‎‎6‎; http://odatv.com/turkiyeyi-masaya-getir-0804161200.html‎

[7] Odatv.com; http://odatv.com/skandal-casusluk-operasyonu-0704161200.html, 07.04.2016‎;Hürriyet gazetesi

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.