İstanbul’da 10-15 Nisan 2016 tarihleri arasında 56 Ülkenin Devlet-Hükümet Başkan ve temsilcilerinin katılımıyla İslam Dünyası ve tüm Cihan için önemli olan 13.İslam İşbirliği Teşkilatı-İTT Konferansı yapıldı.
Konferansın açılış gününde ABD, Türkiye İnsan Hakları Raporunu ve AB de Türkiye İlerleme Raporu- 2015’i yayınladı. Bu iki Raporda da Türkiye kuvvetle eleştirilmektedir. Bu iki Raporun aynı gün ve İslam Konferansının Açılış gününde yayınlanması manidardır.
İslam Konferansı Örgütü’nden İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)’na
Amaç: İslam Dünyasının hak ve çıkarlarını korumak, Üye Devletlerarasında işbirliği ve dayanışmayı güçlendirmek. Kudüs’ün İsrail tarafından işgali üzerine kuruldu ve Kudüs’ün kurtarılması hedeflendi.
Kuruluş: 25 Eylül 1969,Merkezi: Cidde/Suudi Arabistan
Üye Ülkeler (57 üyesi bulunmaktadır):
Afganistan, Arnavutluk, Azerbaycan, Bahreyn, Bangladeş, Benin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Brunei, Burkina-Faso, Cezayir, Cibuti, Çad, Endonezya, Fas, Fildişi Sahili, Filistin, Gabon, Gambiya, Gine, Gine Bissau, Guyana, Irak, İran, Kamerun, Katar, Kazakistan, Kırgızistan, Kornorlar, Kuveyt, Libya, Lübnan, Maldivler, Malezya, Mali, Mısır, Moritanya, Mozambik, Nijer, Nijerya, Özbekistan, Pakistan, Senegal, Sierra Leone, Somali, Sudan, Surinam, Suudi Arabistan, Tacikistan, Togo, Tunus, Türkiye (kuruluşundan bu yana üyedir), Türkmenistan, Uganda, Umman, Ürdün, Yemen, Suriye (Üyeliği 14-15 Ağustos tarihlerinde düzenlenen IV. Olağanüstü İTT Zirvesi’nde askıya alınmıştır.)
(Gözlemci ülkeler): Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (Kıbrıs Türk Devleti adıyla), Bosna-Hersek, Orta Afrika Cumhuriyeti, Rusya, Tayland.
İslam Konferansı Örgütü Tarihçesi: 21 Ağustos 1969 tarihinde İsrail'in işgali altında bulunan Kudüs'teki, Al-Aksa Mescidi'nin yakılmasının İslam dünyasında uyandırdığı tepki üzerine, 22–25 Eylül 1969 tarihlerinde Rabat’ta ilk kez düzenlenen İslam Zirve Konferansında alınan bir kararla kurulmuştur. Örgütün ismi 2011 Haziran ayında Astana’da düzenlenen 38. Dışişleri Bakanları Konseyi’nde İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) olarak değiştirildi.
İİT Zirve Toplantıları: Teşkilatın en üst düzeyde karar alma organı olan Zirve toplantıları her üç yılda bir, Devlet ve Hükümet Başkanları seviyesinde düzenlenmektedir. (XIII.) İslam Zirve Toplantısı 2016 yılında İstanbul’da yapılmıştır
Program; siyasi irade, dayanışma ve ortak İslam hareketi, ılımlılık ve İslam’ın hoşgörü anlayışı, İslam hukuku, İslam Fıkıh Akademisi, terörizmle mücadele, İslamofobi ile mücadele, insan hakları ve iyi yönetişim, Filistin ve işgal edilmiş Arap toprakları, çatışmaların önlenmesi ve çözümü, barış tesisi, ekonomik işbirliği, İslam Kalkınma Bankasının desteklenmesi, doğal afetler karşısında sosyal dayanışma, Afrika’da yoksullukla mücadele, yüksek öğretim, bilim ve teknoloji, İslam dünyasında kadın, genç ve çocuk hakları ve aile, üye ülkeler arasında kültürel değişim başlıkları altında detaylandırılan kapsamlı bir yol haritasıdır.
*
Cumhurbaşkanı Erdoğan[1]: 13.İslam İşbirliği Konferansı-İstanbul açış konuşması (10-15 Nisan 2016)
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 13. İslam Zirvesi, İİT üyesi 56 ülkenin temsilcilerinin katılımıyla İstanbul Kongre Merkezi'nde başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nde konuşma yaptı.
“Ben Müslümanım
"Müslümanlar olarak üstesinden gelmemiz gereken sorunların başında mezhepçilik fitnesi geliyor, ırkçılık fitnesi geliyor. Her zaman ifade ettiğim gibi benim dinim Sünnilik de değildir Şiilik de değildir, benim dinim İslam'dır. Ben tıpkı 1 milyar 700 milyon kardeşim gibi sadece ve sadece bir Müslümanım. Diğer tüm farklılıklar bu inancımın, bu sıfatımın gerisindedir.
"İslam Barış Dinidir
"Sözüm ona İslam adına, Müslümanlık adına her gün mazlumlara saldıran, onların canlarına kasteden, mallarını yağmalayan terör örgütleri asla bu mukaddes dinin temsilcisi olamaz. Çünkü bizim dinimiz barış dinidir, sulh dinidir.
"Dünyanın dört bir yanından mağdurların, mazlumların çığlıkları yükseliyor. Maktullerin yürek parçalayan görüntüleri geliyor. Maalesef bu çığlıkların ve görüntülerin kahir ekseriyeti Müslümanlara aittir.
"Bölücü Değil Birleştirici Olmalıyız
"Bizler Müslüman olarak, İslam ülkeleri olarak ne kadar birbirimize düşersek, umudunu bizlere bağlamış olan masumlar o kadar çok sıkıntıya maruz kalacaklardır. Böyle bir vebali üstlenemeyiz. Bunun için bölücü değil birleştirici olmalıyız. İhtilafları değil ittifakları, husumeti değil muhabbeti güçlendirmeliyiz. Çünkü yaşanan çatışmalardan, çekişmelerden, düşmanlıklardan zarar gören sadece Müslümanlardır, sadece İslam ülkeleridir."
"Terör Örgütlerinin Tüm Zulümleri Müslümanlaradır
"Geçmişte El-Kaide yüzünden Afganistan'ın nasıl tahrip edildiğini, nasıl yüz binlerce Müslümanın katledildiğini, milyonlarcasının da mağdur edildiğini çok iyi hatırlıyoruz. Şimdi Irak'ta ve Suriye'de belirli bölgeleri kontrolü altına alan Libya'da etkinlik kurma çabası içinde olan DAİŞ aynı kirli gayeye hizmet ediyor. Afrika'nın çeşitli bölgelerinde terör eylemleri düzenleyen Boko Haram ve Eş Şebab gibi örgütleri de aynı kapsamda görüyoruz. Dikkat ediniz, birkaç şov amaçlı eylem dışında, bu terör örgütlerinin tüm zulümleri, tüm zararları Müslümanlaradır."
"Bir Kişi De Ölse Tüm İnsanlığın Ölümü Gibidir
“Terör örgütlerinin tamamına karşı aynı kararlılıkla mücadele edilmek zorundadır. Adaletten umudunu kesen insanların, terör örgütlerinin istismarına açık hale gelmesi kaçınılmazdır. Çünkü her şeyin başı ve sonu adalettir. Kardeşliği sadece sözde bırakmamalıyız. Teknik, ticari, ekonomik, kültürel, sosyal tüm boyutlarıyla gerçek anlamda hayata geçirmeliyiz. Tüm İİT örgütleri bu dayanışmayı en güzel şekilde ortaya koymalıdır." dedi.
13.İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (İİT) KONFERANSI-2
Dr. Ömer Uluçay
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan[2] 24. Muhtarlar Toplantısında Konuşuyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Külliyede yapılan 24. Muhtarlar Toplantısında konuştu (19.04.2016,alıntılar):
(Avrupa Parlamentosunun 2015-İlerleme Raporu için:)
“Türkiye'nin mega projelerinden kaygı duyulduğu ifade ediliyor. Savunma sanayi projelerimizi engellemek için çıkartmadık zorluk bırakmadılar. Akkuyu Nükleer Santrali'nin durdurulması çağrısı. Rapora bakıyorsunuz, Kıbrıs ve Ege'deki sorunlarla ilgili aynı sakat yaklaşım. Güneydoğu'daki olaylarla ilgili yine yalan yanlış bahaneler. Biz bunları çok iyi biliriz. Bunlar cibiliyetinin gereğini yapıyorlar. Hele bir de raporun 1915 olayları var ki tam evlere şenlik. Ülkemizin ne kadar hasmı varsa gönüllerindeki ve kafasındakileri rapora dökmüşler. Bu raporun hiçbir bağlayıcılığı olmadığını biliyoruz. Arkadaşlar kendilerine iade ettiler.
İslam İşbirliği Teşkilatı-İTT
“Teşkilatı adına ve misyonuna yakışır bir konuma getirmek istiyoruz. Müslümanların adının terör, sefalet, cehaletle değil; medeniyetimizin parlak günlerinde olduğu gibi insanlığa hizmetle anılması en büyük temennimizdir.
56 üyeli İİT'nin 25 ülke devlet ve hükümet düzeyinde katıldı. Gerek zirve toplantılarında, gerek zirve öncesi ve sonrası görüşmelerinde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Zulüm etrafında birleşenler sadece zalimlerdir. İnsanoğlu hep adalet ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu günümüzde de devam ediyor. Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz.
“Birincisi Mezhepçiliktir. İslam dünyası içinde öyle bir virüs haline geldi ki, bu yayılma adeta bir din gibi algılanmaya başladı. Bizim bu noktada dinimiz İslam'dır, İslam'ın içinde böyle bir ayrımcılık olamaz. Buna sıcak da bakamayız. Bize sorduklarında Müslüman'ım deriz ve gereğini yerine getiririz. Mezhepçilik ayrımcılık olacaksa vay bu toplumun haline.
“İkincisi ırkçılıktır. Bizde Romanmış, Boşnakmış, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş, Kürtmüş bizde böyle bir şey yok. Üçüncüsü de terördür. Geldiğimiz nokta ortada. Çok kayıplar verdik. 40 bini aşkın insanımız 35 yıldır terörün kurbanı oldu. Önce demokratik açılım dedik, milli birlik kardeşlik ve çözüm süreci dedik olmadı. Hepsi bir yana, çözüm sürecini de buzdolabına koyduk.
“Şimdi operasyonlar dönemi. Bu dönemde bu iş bitecek. Çünkü bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur. Sonuna kadar üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Askerimizle, polisimizle dayanışma içinde bu işi sürdüreceğiz. Bu işi başaramazsak yazıklar olsun. Bu işi başaracağız. Bu milletin huzuruna kimsenin kast etmeye hakkı yoktur, kimsenin bir şeyler elde etmeye de hakkı yoktur.
“Yaşanan bu terör olayları, terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. “Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız” diyorlar. Bunların en önemli sebebi, bölge halkının tercihinin bölünmekten yana değil milletimizin devletimizin tek parça kalmasından yana olmasıdır.
" Türkiye'nin bugünkü sınırları bizim son sınırlarımızdır.
“100 yıl önce 5 milyon kilometrekareydi. Bunun ancak 780 bin kilometresini muhafaza edebildik. Asıl hedefin bizi kazımak olduğunun farkındayız. Hiç kimse kusura bakmasın artık o devir geride kaldı
“HDP bırakın Türkiye partisi olmayı, benim vatandaşlarımın hepsine düşmanlık etmek için kurulmuş bir parti niteliğindedir. Bayraktan, ezandan, camiden, İstiklal Marşı'ndan, vatandaşımızın kılık kıyafetinden rahatsız olan bir parti bu ülkenin partisi olamaz.
“ABD'de; Ermenileri, PKK'lıları, Paralel devleti ve HDP'lileri bize karşı eylem yaparken gördüm.
*
İslam coğrafyası ve ümmeti yüzyıllardır sosyal ve yönetsel, ekonomik sorunlar içindedir. Hükümet darbeleri, diktatörlükler, Hanedanlıklar yan-yana ve iç-içedir. Bunlar ayrıca emperyal güçlerle de ittifak halindedirler.
Birinci Dünya Savaşından sonra, haksızlığa ve kayba uğradığını düşünen Almanya, Hitlerin idaresinde yeniden toparlandı ve tekrar egemen güç haline geldi. Dünyanın yeniden bölüşülmesi için Berlin-Roma-Tokyo mihver ittifakı oluştu ve II. Dünya Savaşı patladı. Bu blok yenildi, Almanya ikiye bölündü. Altyapı tamamen bozulmuş ve talan edilmişti. Buna rağmen Almanya görülmemiş bir kalkınma hamlesi gerçekleştirdi, Doğu Almanya barışla/satın alarak Batı ile birleşti. Böylece Federal Almanya gerçekleşti.
Roma Kömür Antlaşmasının ardından, bu ittifak gelişip değişerek Avrupa Birliğine(AB) ve giderek Avrupa Parlamentosuna (AP) ve para birimi olarak Euro'ya ulaştı.
1990'da Rusya'daki Komünist sistem yıkıldı ve piyasa sistemine geçildi. Dağılan İmparatorluk(!) hızla toparlandı, uzaya uydular gönderdi, silah sanayisi gelişti, balistik füzeler yapıldı, hegemonik bölgesini tekrar toparladı ve tek kutuba dönmüş olan dünyada ikinci süper güç olarak yerini aldı.
İki cihan savaşı yaşamış paylaşım şekli, ABD, AB ve Rusya'yı tatmin etmedi. Yeniden bir paylaşım Projesi oluşturuldu (BOP). Nerdeyse sadece İslam coğrafyasında siyasi sınırlarda değişikliği içeren yeniden paylaşım devreye sokuldu.
İslam Devletleri kendilerini korumak için bu Projede yer/rol aldılar. Devletler sınırlarını ve Hanedanlar tahtlarını korumak istemektedir. Kendi içlerindeki hak talepleri karşılanmamış ve "terör" olarak isimlendirilip inkâr ve imhaya çalışılmaktadır. Kendi içlerinde çatışmalı ve yaralı duruma getirilmiş İslam Devletleri, emperyalın yardım ve himmetine, onayına muhtaç bırakılmıştır. Bu noktada, devletlerin ittifakı ve yardımlaşması mümkün olmamakta, aradan çıkarılacak bir devletin mirasından pay kapma yarışı/mücadelesi yapılmaktadır. Bunun yanında Mezhep çatışmaları körüklenerek çatışma derinleştirilmektedir. Bu mücadelede emperyal güçler kârlı olmaktadır.
*
İslam devletlerinin yönetim, temsil, gelir dağılımı, insan hakları sorunları, gelişmişlik ve eğitim düzeyleri, kadın ve çocuk hakları, modernizasyon, altyapı sorunları, demokratik haklar hiç dikkate alınmadan, âlimane birlik-ittifak davetinin yapılması dikkat çekmekte ve gerçeklerden uzak durmaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanı RT Erdoğan, bağımsız bir gözlemci, bir âlim ve umut insanı olarak İslam dünyasının sorunlarına işaret etmektedir. Yıllarca iktidarda bulunmasına rağmen Türkiye sakin, güvenli ve kendisinden beklenen duruma henüz gelememiştir. Türkiye, diğer İslam ülkeleri ile ilişki halindedir ve bu devletlerin hemen hepsi Suriye Savaşının içindedir ve düşman bloklarda yer almaktadır.
Umutlar ve şartlar ile imkânlar uyum içinde değildir. Söylenenler bir temennide kalmaktadır. Aslında söylenenler ve beklenenler gerçektir ama şartlarla uyum içinde olmadıkları gözlenmektedir.
Nitekim 24. Muhtarlar Toplantısındaki konuşmasında Sayın Erdoğan, İttifakın önündeki sorunlara işaret etmektedir. 35 senedir devam eden bir mücadelenin Operasyonlarla "yok edilmesi" hedeflenmiştir. Bu ifade bile İslam devletlerinin işinin pek kolay olmadığını göstermektedir.
Sayın Erdoğan'ın konuşmaları, dönemin ruhunu kavramak ve Türkiye devlet politikasını tanımak ve uygulamaları değerlendirmek, ileriye doğru tahminlerde bulunabilmek için ayrı bir öneme sahiptir. Bu nedenle siyasetin birinci elden izlenmesi ve değerlendirilmesi yararlı olacaktır.