13. İslam işbirliği teşkilatı zirvesi

Dr. Ömer ULUÇAY

27 Nisan 2016 Çarşamba 06:00

İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Kongresi İstanbul'da tamamlandı. Bilindiği gibi, bugün İran hariç tüm İslam Coğrafyası bir savaş ve sömürü alanı durumundadır. Sanki yeniden Haçlı Seferleri yaşanmaktadır. Nitekim ABD Başkanı Bush, Irak'ı İşgali sırasında bunu açıkça ifade etmiştir.

Şimdiki durum bundan da kötüdür. Hiç olmazsa o zamanlar, ümmet bir ittifak halindeydi ve fakat mecalsizdi. Bir Selahattini Eyyubi ile İslam Ümmeti yeniden canlandı ve şahlandı, Kudüs alındı ve Haçlı Seferleri sonlandı.

Şimdi ise İslam Devletleri kamplara ayrılmış ve emperyal güçlerle ittifak halindedir. Kendi aralarındaki rekabet körüklenmiş ve İslam Devletleri birbirine düşürülmüştür. İktidarlar kendi hükümdarlıkları için müstevli ile işbirliği yapmaktadır.

Kemal Paşa bunu çok önce ifade etmişti:" İktidara sahip olanlar, kendi menfaatlerini müstevlilerin menfaatleriyle tevhit edebilirler". İşte bugünkü resmin ifadesidir. ABD ve AB'nin oluşturduğu Koalisyona komşu Müslüman Devletler katılarak Suriye iktidarı-Rejimi değiştirilmek istenmektedir. Bu başlangıç ile sıradaki devletler zamanı beklemektedir.

Bu makûs talihi döndürmenin zamanıdır. Bunu yapacak kudret Ümmetin imanında ve vicdanında mevcuttur. Bir rehbere ihtiyaç vardır. Hak nasip edecek inşallah.

*

İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Kongresi Sonuç Bildirisi İslam coğrafyasının ve Ümmetin durumunu kısmen açıklamaktadır:

13.İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi Sonuç Bildirisi [1]

(İstanbul, 15.Nisan 2016,özet)

 

Türkiye'nin İİT Polis İşbirliği ve Koordinasyon Merkezi'ne ev sahipliği yapma teklifi kabul edildi. 

Hizbullah: Suudi Arabistan ve tüm üye ülkelere, terörle mücadele konusunda destek verildi ve konuyla ilgilenen ülkeler, ittifaka katılmaya davet edildi. Terörün her türlüsü kesin biçimde lanetlendi. Hizbullah; Suriye, Bahreyn, Kuveyt ve Yemen'deki terörist faaliyetlerde bulunduğu, terörist hareketleri ve grupları desteklediği, üye ülkelerin güvenliği ve istikrarına zarar verdiği gerekçesiyle kınandı.

Libya: Libya'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi'nin başkent Trablus'a intikal ederek göreve başlaması, Libya Siyasi Anlaşması'nın uygulanması için önemli bir adımdır. Parlamentoya, ülkeyi yönetme konusunda yetkililere imkân verme, yeni hükümetle temasta olma ve hükümetin terörle mücadelesine destek verme ve sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapıldı.

Terörizmle mücadelede, herhangi bir askeri hareketin Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin talebi üzerine ve BM sözleşmesi hükümleriyle uyumlu biçimde olması gerektiği kaydedildi.

Irak, Yemen ve Somali: Irak'ın DAEŞ ile mücadeledeki ve bölgeye kalıcı barış ve istikrar getirmedeki rolü vurgulanırken, DAEŞ'in Irak'ın Kerkük ilindeki Tazehurmatu ilçesinde sivillere karşı kimyasal silah kullanması "insanlığa karşı suç" olarak kınandı.

Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'nin temsil ettiği anayasal düzeni desteklemeye devam ettiğinin açıkladı.

Somali'de elçilikleri bulunmayan İİT üyelerinin ülkede elçilikler açması ve uluslararası forumlarda Somali'nin geleceğine yönelik daha aktif rol alması istendi.

Suriye: Suriye'de devam eden şiddet ve katliamlardan derin endişe duyulmaktadır. Ülkenin birliği, bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının önemlidir. BM öncülüğünde devam eden Cenevre'deki Suriye görüşmelerine verilen desteğin teyit edildi.    İnsan haklarının her şeyden üstün tutulduğu, kanun önünde eşitliğin tanındığı, çoğulcu, bir mezhebe bağlı olmayan, demokratik, sivil sistemle yönetilen bir Suriye'nin inşa edilmesini sağlayacak siyasi geçiş sürecinin beklendiği belirtildi.

Teşkilata üye ülkelere, hoşgörü, karşılıklı saygı, birlikte barış içinde yaşama ve karşılıklı saygıyı teşvik ile yanlış anlaşılmaları önleme noktasında diyalog mekanizmalarını güçlendirmesi, radikal eğilimleri ve İslamofobiyi önlemede din ve toplum liderlerinin daha aktif rol alması için çağrı yapıldı.

Sudan: Uluslararası topluma, Sudan'ın dış borcunu silmesi çağrısında bulunuldu. Ayrıca, ABD'ye, Sudan'ı terörü finanse eden devletler listesinden çıkarması çağrısı yapıldı. Özellikle Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el Beşir hakkındaki kararı ve suçlamaları da dahil olmak üzere Sudan'ın içişlerine yönelik her türlü yabancı müdahalenin tamamen reddedildiği vurgulandı, mahkeme kararının kalıcı olarak yürürlükten kaldırılması istendi.

Trakya ve Ahıska Türkleri: Batı Trakya'daki Türk Müslüman azınlık sorununa desteklendi. 12 adalardaki Müslüman nüfus için birliktelik mesajı verildi. Yunanistan'a, Müslüman azınlığın hakları kimlikleri ve kültürlerine saygı noktasında çağrı yapıldı.

1944'te anavatanlarını terk etmeye zorlanan Ahıska Türklerinin, ülkelerine geri dönüş süreçlerinin önemi vurgulandı. Gürcistan hükümetinin 2014'te kabul ettiği "Ahıskalıların Ülkelerine Dönmesi Stratejisi" olumlu karşılandı. Ahıska Türklerinin, Gürcü toplumuna entegrasyonu için eylem planının yapılması noktasında Gürcistan'ın teşviki uygun görüldü.

Kırım Tatarları: Kırım Müslüman Tatarlarının son durumlarıyla dikkate alınarak statüsü, güvenliği ve emniyeti konusunun uygun şekilde ele alınması gerektiği belirtildi. Kırım Tatarlarının, din, kültür, eğitim ve mülkiyet haklarının etkin şekilde garanti altına alınması için İİT Genel Sekreteri'nin, faaliyetler yürütmesi gereklidir. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev'in 13 Nisan'daki ortak deklarasyonuyla başlatılmasına karar verilen inisiyatifinden duyulan memnuniyetin vurgulandığı bildiride, söz konusu inisiyatifle İslam dünyasındaki ilişkilerde yeni bir paradigma elde edilmesinin hedeflendiği bildirildi.

İslami uzlaşı inisiyatifi marifetiyle, uyuşmazlıkların iyi niyet ve yapıcı yaklaşımlarla barışçıl şekilde çözümlenmesinin, toprak bütünlüğü ve egemenliğe saygı ile başka devletlerin iç işlerine karışmamanın ve İİT'ye üye devletlerarasında dostane ilişkilerin yürütülmesi ile İslam ümmetinin birliğinin güçlendirilmesinin amaçlandığı bildirildi.

Darfur'un kalkınması, güvenlik ve barışın tesisi amacıyla yürütülen Doha Barış Süreci'ne de destek yinelendi.

Myanmar'daki yeni hükümete, Arakan Müslümanlarının temel haklarının korunması ve temel vatandaşlık haklarının sağlanmalıdır. Arakan Müslümanlarına insani yardımların kolay şekilde ulaştırılmasına izin verilmelidir. 

Filipinler'de hükümetin güvence vermesine rağmen "Bangsamoro Temel Yasası"nın Kongre'den geçmemesinden dolayı hayal kırıldığı belirtildi.

İran'ın bölge ülkeleri ile Bahreyn, Yemen, Suriye ve Somali gibi üye ülkelerin içişlerine müdahalesinden ve teröre desteğini sürdürmesinden üzüntü duyulduğu bildirildi. İslam ülkeleri ve İran arasında, iyi komşuluk ilişkileri, içişlerine karışmama, bağımsızlık ve toprak bütünlüğe saygı, farklılıkları İİT, BM şartı ve uluslararası hukuk içerisinde barışı bir biçimde çözme, tehdit ve güç kullanmaktan geri durma temelinde işbirliğine ihtiyaç olduğu belirtildi. Tahran ve Meşhed'deki Suudi Arabistan misyonlarına yönelik saldırıların, diplomatik ve konsolosluk ilişkileri hakkındaki Viyana sözleşmelerinin ve diplomatik misyonların dokunulmazlığı yönündeki uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğu vurgulandı. İran'ın, Suudi Arabistan'a karşı "terör suçu" işlediği belirtildi. Tahran yönetimi, BM, İİT ve uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı bir şekilde Suudi Arabistan'ın içişlerine müdahalede bulunmakla suçlandı.

*

Bildiride her ne kadar kardeşlik, barış, eşitlik, egemenlik haklarına saygı ifade edilmekte ise de Sonuç Bildirisi bir kamplaşmaya da (Sünni-Şii) işaret etmektedir. Sünni Bloğun, Suriye'nin iç-işlerine karışması görmezlikten gelinmiş ve İran kınanmıştır. Suudi Kralına özel bir protokol uygulanmış ve ayrıca "Devlet Nişanı" ile taltif edilmiştir.

Sonuç Bildirisi, Suudi-İran çekişmesinde sanki taraf olmuş ve Suudi Hanedanı desteklemektedir.

Sonuç Bildirisi, İslam Ümmetinin durumunu ve kısmen sorunlarını devletler açısından açıklamaktadır. Devletlerin kendi halklarıyla ilişkileri ve temsili ayrı bir sorundur. Devlet gelirlerinin dağılımı, fakirlik ve açlık, sefalet yanında iç-savaşlar bir trajedidir.

Sonuç Bildirisi, Ümmetin iç-sorunlarının çözümünü konu almamıştır. İslam dünyasındaki dini, mezhebi ve meşrep sorunları dikkate alınmamıştır. Hac farizasının koşulları ve geliri, hizmetleri Ümmet açısından söz konusu olmamıştır. Dini vecibe nedeniyle zorunlu/şart/gerekli görülen Hac Farizasının gelirleri Ümmet için kullanılmamaktadır.

Ümmetin içindeki sorunların çözümü yönünde bir inisiyatitif/aktivite yoktur. İslam coğrafyasındaki İnsan Hakları İhlalleri için bir takip/kontrol/iyileştirme sistemi oluşturulmamıştır. Hac Dönemi, doğal bir İslam Kongresi olması gerektiği halde zaman, imkân boşa geçmektedir. Bunda Ümmet âlimleri başta olmak üzere her Müslüman sorumludur.

İslam Devletleri arasında bir yardımlaşma Kurumu oluşmalı ve etkin olarak devreye girmelidir. Mezhep Ayırımcılığı, bütün bu iyi/gerekli işlerin yapılmasına engel olmaktadır. Ümmetin Âlimleri, Hükümetlerini bu yönde etkilemeli ve hatta zorlamalıdır. Öyle ise önce Âlimler arasında, Mezhep yarışına/taassubuna düşmeden bir ittifak olmalıdır.

İslam âlimleri, bilindiği gibi duygularla değil ve fakat akıl ve Ayet ile zamana uygun fetvalar vermeli ve tevhidi esas alan uygulamalara öncü olmalıdır.

 

[1] http://www.haberler.com/islam-isbirligi-teskilati-13-zirvesi-sonuc-8361992-haberi/15 Nisan 2016

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.