Rüya ve masal

Dr. Ömer ULUÇAY

28 Nisan 2016 Perşembe 06:00

Rüya, insanlık âlemini hep meşgul etmiştir. Kimileri bundan medet ummuş ve kimi zamanlar da "şeytan kandırmış"tır. İlahi vahyi bildiren ve erenlerin istiare ile gördükleri "hayırlı ve kutsal" rüyalar bildirilmiştir.

Rüya birçok şekilde tanımlanmıştır:"Rüya, uyku halinde görsel ve işitsel algı ve duygulardır. Rüyaların çoğu yalnızca 5 ile 20 dakika arasında ‎bir süre sürer. Normal bir gece uykusunda 60-‎‎90 dakikada bir başlamak üzere uykusu boyunca ‎‎4-5 kez REM dönemi yaşanır; REM evrelerinden ‎her biri ortalama 20-25 dakika sürer‎"

Son yıllarda uyku fizyolojisi araştırmaları ilerlemiştir. Uyku modunda, göz kapaklarındaki sinirlerden gelen uyarı ile göz kapakları kapanmakta ve sonra dört devre halinde insan uyumaktadır. Göz kapaklarının kapanmasıyla göz-küresinde farklı ve hızlı bir hareketlenme görülmüş ve bunun nedeni deneklere sorulunca rüya gördüğü bildirilmiştir.

 Görme organı göz olmakla birlikte, görme merkezi beyindedir. Burası bozulduğu zaman "merkezi körlük" olmaktadır. Bu nedenle körlerin de rüya gördüğü saptanmıştır. Bu noktada, rüyanın gözle mi yoksa beyinle mi gördüğü sorulmuştur.

 Uyku sırasındaki göz, beyin, kas elektrografileri eşzamanlı incelenerek şahısların rüya durumları değerlendirilmiştir.

Bu bilimsel çalışmaların yanında geleneksel rüya tabircileri de vardır. Bunların en ünlüsü Yusuf Peygamberdir. Orfecilikte ve Pisagor ekolünde, insanın semavi ‎âlemle ilişkisinin ancak uyku sırasında ‎gerçekleşebildiği öğretilmekteydi.‎

"İslam bilgini İbn-i Haldun’a (1332-1406) göre esas ‎olarak iki tür rüya vardır. Bunlardan biri ilahî ‎varlığın kuşku götürmez vahyi olan "salih ‎rüya"lardır; derhal uyanmayı zorunlu kılarlar ve ‎kişide öylesine derin bir iz bırakırlar ki, kolay kolay ‎unutulamazlar. Diğer gruptakiler ise hatırlanması ‎için çaba harcanılan ve yorumlanmak ‎ihtiyacındaki olağan rüyalardır.‎"

"Muhyiddin İbn Arabi’ye göre de, veliler bilgilerini, ‎peygambere vahyi getiren meleğin aldığı ‎kaynaktan alırlar. İlham, söz veya yazı tarzında dışarı ‎yansıdığında vahiy adını alır.‎"

"Tasavvufi menkıbelerin çoğu rüyalara ‎dayanır. Mürşidler rüya yoluyla ölen ‎insanların ahiret durumları hakkında da bilgi ‎verebilirlerdi."

Rüya metaforu, Mitoloji ve Masal-Efsane dünyasını tanımak için iyi bir örnektir.

*

İnsanlar çeşitli içecek, yiyecek, çiğnenen, dumanı ve buharı çekilen, ağızda tutulup emilen, yutulan, cilde tatbik edilen, bedene şırınga edilen şeylerle, hayal dünyasına geçmiş ve bununla ilgili bir sanayi ve sistem oluşturmuşlardır. Böylece meyhane ve sigara icad olmuştur.

Yazar-çizer ve sanatkâr grupları başta olmak üzere farklı meslek erbabı ve farklı karakter yapısında olan şahıslar, içine girdikleri bu evrendeki hayal ve yanılgıları, hallusinasyonları anımsayarak bunları yazmaktadır.

Bu da bir iptila yaratmıştır. Aslında yazacağı olanlar, böyle şeylere gerek duymadan yazmalıdır. Konumuz edebiyat. Güzel şeyler söyleyip yazanların ve nasihatler yapanların bunlara karşı bir davranışta bulunmaları bir kendini aldatma olsa gerektir. Bunlarla şuurun freni gevşemekte ve araba yolda daha çok kuralsız gitmekte veya kaza yapmaktadır. Bazılarınca kaza da bir olaydır ve bunu da yazmalı denilmektedir. Tartışılır.

Rüya Tanrısı Morpheus[1]

Yunan mitolojisinin rüya tanrısı Morpheus, uyku tanrısı Hypnos'un oğludur. Babası   Hipnoz kelimesine ve kendisi de  Morfin'e (morphin'e) isim babası olmuştur.

Description: http://1.bp.blogspot.com/-26BiUMyBFlw/UpEV3BUT4XI/AAAAAAAAGZ4/M6XT1038xzY/s400/morpheus.jpgİnsanların rüyalarına girebilme ve onlara görünme özelliği olan Morpheus, istediği şekle girebilen bir varlıktır. Tanrıların habercisi olarak hükümdar ve kralların rüyalarına girmektedir.

Romalı Şair Ovidius'un Metamorfozlar (Dönüşümler) isimli eserinde Morpheus, kanatlı bir Tanrı olarak anlatılır. Morpheus, Orta Çağ'dan itibaren imgelem olarak kullanılmaya başlanmıştır.

‎*‎

Hikâye-Masal Anlatmak

Nazlı Çevik Azazi[2], masalın önemim ve masal anlatma tekniği hakkında önemli bilgiler vermekte ve bu amaçla açtığı atelyede eğitim vermektedir. Kendisi ile yapılan uzun söyleşide, konuya ilişkin etkin açıklamalar yapmaktadır. Söylediklerini özetlemek yerine, onun sesinden okumak daha isabetli olacaktır:

"N.A: Anlatıcı, anlatacağı masalın dünyasını kendi hayal âleminde yeniden yaratır. Daha sonra bir ressam gibi masalın renkli dünyasını, dinleyicinin zihnine/ruhuna çizer. Anlatıcı ve dinleyicinin iç dünyasında bir sinema perdesi aralanmıştır artık. Dinleyen ve anlatanın “gerçek” dünyayı unutup masalın dünyasında yaşaması demektir bu. Bir olmak, muhabbet etmek demektir.

"Masallarda da taşlar konuşur, rüzgârın dili vardır, yüksek kule prensesle konuşup tavsiyelerde bulunur, güneşin duyguları vardır. Yani nesnelerin de canlılar gibi onları hareket ettiren “ruhları” vardır.

"Masallar sadece  bebekler/çocuklar için değildir. Rasyonel aklın egemen olduğu toplumlar rüyalarını, hayallerini ve masallarını kaybediyorlar. Dünyayı sadece aklın sınırları ile bilmeye çalışınca bütünlüğümüzü yitiriyoruz. 

"Jungcu Psikiyatris Nancy Qualls-Corbet, “Kültürümüzün logos yanı bizleri, olmaktan çok yapmaya, deneyimlemekten çok başarmaya, hissetmekten çok düşünmeye değer vermeye yöneltiyor.” demektedir.

"Bu ifade, kaybettiğimiz mitos yanımıza vurgu yapıyor. Ruhumuzun mitos tarafı; rüyaların, sezgilerin, duyguların, duyumsamanın ve masalların sesinin en çok duyulduğu kısım. Postmodern insanın mutsuzluğunun en temel nedeni bu bütünselliği yitirmesi bence. Tam da bu noktada kadim bilgelik geleneklerinden ve bu felsefenin en temel taşıyıcılarından biri olan masallar ve mitlerden öğrenecek ne çok şeyimiz var. Bu yüzden masallar kendi yolunu arayan herkes içindir bence.

"Masalı anlatırken, onun iskeletini değiştirmeyin. Masalın iskeleti, onun en temel öğeleridir. Masalı anlatırken dil yapısına dikkat etmek gerekli. Uzun cümleler yerine kısa cümleler kurmak, anlatıyı daha da netleştirir. Bir de dolaylı anlatım yerine, doğrudan anlatımı tercih etmeli. 

"(Kişi kendi yaratıcı gücünün bilincine varınca) ancak o zaman kendi içinde dünyalar yaratabilir ve başkalarını davet edebilir. İkinci adımda anlatıcının, yaratılan bu dünyanın dinleyenin zihninde/ruhunda nasıl “yeniden” oluşmasına vesile olacağıdır.

"Anlatıcı, bedenini, sesini, mekânı iyi kullanabilmelidir ve ritim duygusu olmalıdır. Seyirci ile göz teması kurabilmeli, doğaçlama yapabilmeli. Dinleyici ile etkileşime açık olabilmelidir. Dinleyicisini dinleyebilmeli ve onun ihtiyaçlarını fark edebilmeli. Bir de dili iyi kullanabilmelidir.

"Hikâye/Masal Anlatıcılığı, kendi başına bir disiplin ve bazı temel metotları var. Bunlar hayal âlemine ve anlatıcılık dünyasına açılan kapıları aralayan renkli anahtarlar gibidir".

*

Masal Diyarında Bir Masalcı: Judith Liberman[3]

‎"Her şey bir masal dinletisi ile başladı. Judith Liberman‎ ‎ Türkiye’de 11 yıldır yaşayan bir ‎Fransız Masal Perisi ‎ve masalları ile dedelerinin ve ninelerinin masallarından yoksun kalan ‎yetişkinlere ve çocuklara masallar ‎anlatıyor ve masal anlatıcılığı üzerine eğitimler veriyor."‎

Böyle birikimli bir kişi ile Murat Tali'nin yapmış olduğu söyleşi elbette ki ilginç ‎ve yararlı ‎olacaktır. Judith Liberman'nın bu verimli anlatımlarını, alıntılarla sizlere de duyurmak ‎istiyorum:‎

‎"Fransa’da dokumacı bir komünde büyüdüm. Gecelerimiz, ateş başında; masal anlatarak, ‎şarkı söyleyerek ‎ve müzik çalarak sona ererdi. Benim için orada başladı her şey. Sonra ‎Fransa’daki masal anlatma sanatının ‎yeniden canlanmasında ailem aktif bir rol oynadı. Masal ‎geceleri ve festivaller düzenliyorlardı. Genç yaşta ‎anlatmaya başladım. ‎

‎"Paris’te masalcılık konservatuvar eğitimini ‎bitirdim. Masalcı eğitmenliği eğitimi aldım. Masal ‎ve hikâye anlatmak ‎günümüzde yaratılan izolasyonun panzehiridir. Ayda iki kez masal geceleri ‎yapıyorduk, son masal dinletimizde izleyiciyi oturtacak yer bulamamıştık her yer dolup ‎taşmıştı. ‎

‎Masallar, simgesel bir dil kullanıyor ve bütün masallar iyi bitiyor. Aslında masallar çocukların ‎ve ‎yetişkinlerin içinde yatan korkularla yüzleşmeye götürüyor ve masal kahramanları, bu ‎korkular ile yüzleşip ‎onu yenerek içimizden atacağımızı gösteriyor. Masallar bize yolda ‎‎olduğumuzu ve o yolun bir kahramanı olduğumuzu hatırlatır.‎

‎"Çocuk ve yetişkin arasında fark görmüyorum. En çok yetişkinlerin hayal gücünü arttırmaya ‎ihtiyacı var, ben ‎buna inanıyorum. Tılsımdan ayrılmak ‎insanların yaşam sevincini öldürüyor ve ‎insanlığın sevme duygularını da.‎

‎"Masallar toplumu/toplumları birleştiren bir ‎sanattır ve ayrıştırmadan büyüyen bir hayatı ‎bize öğretiyor. Bizler modern yaşam dinamikleri içerisinde ‎hayatı o kadar çok ayrı ayrı ‎yaşıyoruz ki insanlar birbirlerini anlamıyorlar artık. Eskiden köylerde ortak ‎masallar anlatılırdı ‎ve herkes dinliyordu. Bu da bir birliktelik ve bir olma hali yaratıyordu.‎ ‎

‎"Aslına bakarsanız yola çıkmak zaten kahramanlığın kendisi idi sadece ‎başardığında değil, ‎deneyimlediği her şeyde insan kahraman oluyor ve kahramanlık hikâyesini yeniden ‎yazıyor.‎"‎

*

 

 

 

 

 

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Morpheus_(mitoloji)

[2] Nazlı Çevik Azazi (Hikâye Anlatıcısı, Tiyatro ve Dans Pedagogu ile röportaj): ‎http://kadikoyanneleri.com/2015/06/soz-hikaye-anlaticisi-tiyatro-ve-dans-pedagogu-nazli-cevik-‎‎azazi-ile-masal-anlaticiligi-uzerine/18 Haziran 2015  ‎

[3] Murat Tali: Masal Diyarına Yolculuk: Judith Liberman, 12 Aralık 2013 Röportaj, Sayı: 99, Yaşam‎

https://indigodergisi.com/2013/12/masallar-diyarina-yolculuk/‎

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.