İronilerimiz!

A.Kadir TUNÇER

02 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00

Hayatımızın merkezinde, her gün iç içe olduğumuz durumların cımbızla ayıklanmış ironi dolu halleri var! Yaşıyoruz ama farkında değiliz yaşadıklarımızdan! İçinde bulunduğumuz çelişkilerimizin haddi hesabı yok!

Güler misin, ağlar mısın?” dedirten durumlar manzumesi!

Hayatımızı yaşarken canımızı ısıran ve/ya dürten çelişkilerimizle birlikte, tuhaflık kisvesi giyerek, bir garip maratonu koşuyoruz!

Herkesin kendini “Haklı” olarak gördüğü bir dünyada, “Haksız” kime denir? Öfkeye karşıyız ama öfkelenmede “bir numara”yız! “Kimse mükemmel değildir!” derken bile, bizden daha çok mükemmeliyet düşkününü bulamıyoruz! Kusur aramak ve kusur oluşturmaktan nefret eden bizler; “kusur üreticisi” olduğunun farkında değil! Aşk doktoru olan arkadaş; aşkta sınıfta kalıp boşanabiliyor! Her şeye rağmen gülmeyi öneren dostun yüzü asık, yüzünden düşen bin parça!

Bir elinde Karl Marks’ın “Das Kapital”i olan insanımızın parmakları arasına sıkıştırdığı “puro” ve sehpasının önüne konan Amerikan menşeli bira kutusu…

Cenaze arabasıyla sadece ölüler mi taşınır? Boş zamanlarımızda, hele ki imkân varsa, düğün alaylarında araba konvoyu olarak da kullanır yurdum insanı! Toplu SMS ile kutlama ve tanıtımların bolca yapılabildiği bir dönemi yaşıyoruz. “Meyhaneci” arkadaş, “sms yolu ile Kandil Kutlaması” yapıyor! Şahsi olarak değil, işletme olarak! Kimi işletiyorsa?

Beş vakit namazını kılmayanlarımızın Cuma namazını kaçırmamak için gösterdiği telaşa ne demeli?

Evine bir parça et götürmekten yoksun insanlarımıza inat, “sanal âlemde paylaşılan” mükellef sofralarıyla böbürlenen yüksek akıl ve iman ehillerimizin, kelime ve cümlelerinden dökülen salyalar ibret verici!

Müslüman olduğunu iddia edenlerimizin, zulmün amansız pençesinde düşen kardeşlerini görmezden gelmesi, kardeşliğin katledilmesi, değerlerin ayaklar altına alınma çabaları,  Nemrutça yüksek ideallerin yanlış yerlerde araması, Karun gibi yaşayıp evde, işte ve/ya nerede olursa olsun, maiyetindeki insanlara Firavunca davranılması!

Sırf muhalefet olsun diye, yapılan sayısız hayırlı işi görmeyen, değerleri değil de, konjonktürü dikkate alan siyasilerimizin gülünç ve bir o kadar ibretlik durumları…

Arkadaş muhafazakâr sevmez ama muhafazakâr danışman alır! Seçim özel stratejileri… Oy devşirme adına atılan taklalar!

Ramazan ayında, adı “Ramazan” konmuş insanımızın, güpegündüz, gazeteye sarılmış içkiyi fondip yapması! Mü’minoğlu Tekel Bayi’de içki satılması! Başımız türbanlı ama “üstü kebap, altı şişhane” tarzından! Derdimiz ne ise?

Müslüman’ız ama Müslümanlıkla alakamız yok! İnançsız olabilmeyi normal, inançlı hali “öcü” gibi görme anlayışları işin cabası…

Peygamberi severiz. Canımız kurban ama sadece adı anıldığında “salavat” getiririz. Üstelik sağ elimizi sol göğsümüze koyarak! Yetmez mi? İçimiz temiz!

Hz. Ali’yi severiz ama içkimizi de içeriz! Yolundan gitmeyiz o başka!

Her türlü kitap okunur! Müstehcen de olsa! Revadır! Okunmaz mı?

Gelin görün ki;

Yeryüzünün en çok okunan, en büyük yazarı Yüce Allah’ın en muhteşem, en güzel yol gösterici, mutluluk kaynağı eseri Kur’an, (anlaşılarak) okunmaz!

Sahi! “Allah; Kur’an’ı, Peygamberi niye, ne diye gönderdi, ne istiyor, ne diyor, bizle derdi ne?” Diyerek, anlayarak, mealini/tefsirini bir kerecik de olsa okumak için, derde düşen, merak eden var mı? Yoksa umurumuzda değil mi?

İronilerimiz ansiklopedilere sığmaz!

Sevgi ile Kalın..

akt

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.