Geçtiğimiz hafta sonu Beyazevler mahallesinde Kreş açılışı yapan Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin;
“Kreşlerimizde laik çocuklar yetiştireceğiz” mesajını verdi.
Bir türlü bu saplantıdan kurtulamadık gitti.
Oysa insanlar laik olmaz, tersine devlet laik olur ve laik olmanın gereği vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde inançlara göre ayrım yapmayarak, herhangi bir inancın, özellikle de bir toplumda egemen olan inancın, aynı toplumda azınlıkların benimsediği inançlara baskı yapılmasını önler.
Kısacası laik devlet;
Kişilerin diline, diline, inancına, mezhebine ve meşrebine bakmaz, onların eşit bir şekilde yaşamlarını temin eder.
Laik devletin kısaca görevi budur.
Oysa siz, “Kreşlerde laik çocuklar yetiştireceğiz” diyorsunuz, bundan önce, “Önce ahlak ve maneviyatı öğreteceğiz” deseydiniz, bu milletin medeniyetinin temelini oluşturan harca katkı koymuş olurdunuz.
Çıkış tarihi 1600’lü yıllara kadar uzayan, ancak 1789 Fransız devrimi ile devletin bütün kurumlarında ve toplumda kendini hissettiren laiklik kavramını, İslam Dini Vahiyle birlikte uygulamaya koymuştur.
Tabi bu gerçeği bizimkiler görmek istemiyor.
Peki, 1400 Yıl önce Peygamber Efendimize indirilen Kur’an, bu konuda ne diyor?
Gaşiye Suresi 21 ve 22. Ayetlerde Allah diyor ki;
“Ey Muhammed Sen öğüt ver, çünkü Sen ancak öğüt verirsin. Onların üzerine zorlayıcı değilsin”
Yine Kehf Suresi 18 ve 29. Ayette,
“De ki, Hak (Bu Kur’an) Rabb’inizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin”
Bu ayetler İslam’ın, inanç hürriyetine bakışını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
İslam’ı kabul veya ret noktasında hiç kimse zorlama altında değildir, çünkü Allah böyle emrediyor.
İnanç zorla kabul ettirilmeye çalışılırsa, o zaman insanın sorunluluğunun, seçme hürriyetinin, İlahi adaletin, ceza ve mükafatın, dünyanın bir imtihan yeri olmasının da bir anlamı kalmayacaktır.
Hz. Peygamber İslam’ı insanlara tebliğ ettikten sonra, onları vicdanlarıyla baş başa bırakmış, iman edenleri din kardeşi olarak kabul etmiş, İslam’ı kabul etmeyip eski inançları üzerinde kalmak isteyenlere karşı ise herhangi bir olumsuz tavır takınmamış ve onların inançlarına sadece saygı göstermiştir.
Bu anlayış ise toplumsal barış ve huzuru getirmiştir.
Şimdi sormak lazım, insanların inanç ve fikir hürriyetini kim garanti altına almış?
Kur’an gerçekleri bu olmasına rağmen, Kur’an ahlakından bahsetmek gerekirken,
“Kreşlerde laik çocuklar yetiştireceğiz” söyleminin mantık ölçüsünde cevabı var mı?
Kaldı ki batı alemine baktığımız zaman, çocuklara henüz 3-4 yaşlarında iken kendi dinleri öğretilirken,
Ne hikmetse İslam Diniyle şereflenmiş olan bu topraklar üzerinde yaşayan insanlarımızın, inançlarına hala yabancı olmaya devam ediyoruz.
Sayın Çetin,
Günümüzde laiklik kavramı devlet kademesinde olmalı doğrudur ve katılıyorum.
Ancak, insanlar laiklik tanımında da yerini bulduğu gibi, laik olamazlar.
SONUÇ OLARAK
Sayın Başkan’ın bu görüşleri talihsiz ve toplumsal kabul görmeyecek olan sığ ve cılız bir görüştür diyorum.