O günden sonra çocuklarına DENİZ adını verdiler...
Kızlı erkekli... Güzel ülkemin güzel çocukları DENİZ diye çağrılır oldu o günden sonra...
Ne bir haram yedi, ne cana kıydı,
Ekmek kadar temiz, su gibi aydın...
Kimseler duymadan idam edildi,
Yiğidim aslanım...
Diye ağıtlar yakıldı.
“Öldürdün mü sandınız beni Cellat 6 Mayıs'ta?
Say bakalım o günden bu güne doğan çocukların adını...
Kaçı cellat, kaçı Deniz?”
Diye seslendi celladına...
Cellat bile utandı da üç fidana kıyanların yüzü kızarmadı...
Sonra
Ülkemin güzel insanları güzel çocuklarına DENİZ adını verdiler.
Kızlı erkeklı...
Çocuklarını DENİZ’im diye sevdiler, sevgiyle büyüttüler.
DENİZ kadar engin, deniz kadar coşkun...
Güneş gibi oldular, aydınlattılar her bir yanı.
Biri;
“Bir çocuğumuz olursa adı DENİZ olmalı” dedi.
Diğeri;
“DENİZ koydum adını” diye yanıtladı.
“Hoşçakal kardeşim DENİZ” diye uğurlarken, gelecek güzel günlerde buluşmayı dilediler. DENİZ’in hayalindeki gibi “Bağımsız Türkiye” için attı kalpleri, canları sağ oldukça...
DENİZ’i öldürebilir misiniz?
Bunca DENİZ’le başa çıkabilir misiniz?
Öldürmeye çalıştıkları 6 Mayıs’ta, önlerinde eğiliyorum.
Bize yurtseverliği
Ve ölümsüzlüğü öğrettikleri için...
DENİZ, YUSUF ve HÜSEYİN
Hepsi birer DENİZ...
Engin ve coşkun...