Edebi-teşhis; bir edebi sanat türüdür. İnsan dışındaki varlıkları insan özelliğiyle donatma, kişileştirme sanatıdır. Edebiyat dışında hitabet sanatında (retorik), görsel sanatlarda, dini metinlerde vs. De kullanılır.
Tıbbi-Teşhis, aynı zamanda bir tıbbi kelimedir, hastalığı tanımak anlamındadır. Bunda da olayı, sırrı anlamak, saklı olanı bilmek, bilineni sınıflandırıp anlatmayı ve anlaşılmasını kolaylaştırmak vardır. Teşhiste gözlem şart olduğu gibi, sorgulamak, görünenleri bağdaştırmak ve böylece bir sonuca varmak demektir. Bu her zaman mümkün olmaz, cevaplanmamış soru ve sorunlar olabilir. Bunun için de araştırma, yardımlaşma gereksinimi vardır.
Edebi Teşhiste, herşey insanileşmekte, başta konuşmakta ve sonra da insani davranışlarda bulunmakta, insan dışı bir varlık olarak kendisini, özelliklerini, gelişmesini, çektiklerini dile getirmekte ve insanın sorduklarına cevap vermektedir. İnsan neleri sorar? hemen yine soralım ki insan neleri sormaz? Anlaşılıyor ki insan herşeyi sorar. Dağa, taşa, açan çiçeğe, rüzgara, börtü-böceğe, dağa, suya, kuyuya, aynaya, ay-güneş ve yıldızlara kapılmış çer-çöpe, uçan kelebeğe, gaklayan kurbağaya, kartala, aslana, arıya, karıncaya vd neler sormaz ki?
İşte doğanın sırrına vakıf olmak amacını güden, sorunlarına cevap arayan insanoğlu, kendi dışındaki yaratıklara, insani özellik olarak söz söyletmekte, onları konuşturarak aynı cevherden olduklarını vurgulamaktadır.Bu edebi sanatın adı "Teşhis ve intak"tır.
İntak, konuşturmaktır. Konuşma yeteneği olmayan varlıkları konuşturma sanatıdır. Genellikle teşhis sanatı ile birlikte kullanılır. Yalnız başına kullanıldığı da olur.
Teşhis-İntak, Kur'an-da da vardır, hayvanlar konuşturulmaktadır.Böylece bu söz sanatı adeta kutsanmış olmaktadır.
Teşhis ve intak ile, insanlar söylemekten zorlandıkları, korktukları konuları, hayvan öyküleri ile rahatça anlatabilmektedirler. Buna "fabl" denilmektedir.Canlı-cansız varlıklar dile gelmektedir.
"bu sanatlar heyecana bağlıdır, insan bazen bir duygu sağanağı altında kalır. Çok üzülür veya sevinir, işte insanı saran böyle duygular onun çevreye ve diğer varlıklara da bu duyguları vermesi, onları da kendi ruhuna ortak etmesi sonucunu doğurur. Duygularımız insan dışı varlıklarda da görünmeye başlar. Söz konusu varlıklar insana (bize) benzerlik kazanırlar. Eserde o varlıkların isimleri geçer ama bunlar özellikleri bakımından tamamen insan gibi ele alınırlar.
"Teşhis'in bir derece ilerisi intak’tır. Heyecanın etkisi biraz daha yükselirse, bu varlıklar sadece insanî özellikler taşımakla kalmayıp, bizim duygularımızı söylemeye de başlarlar. Yani konuşurlar. İşte bu noktada intak sanatı meydana gelir. Her iki sanat da kelimelerin manalarına dayalı olarak yapıldıklarından mana sanatları bölümünde sayılırlar" .
*
Teşbih (benzetme) sanatı özellikleri-türleri
Teşbih (benzetme) : anlatımı güçlendirmek amacıyla, aralarında ortak nitelik bulunan iki varlık ya da kavramdan, güçlü olandan zayıf olana aktarma yapılmasıdır.
Benzetmenin dört öğesi vardır:
1. Benzeyen ( b ) : özellikçe zayıf olan
2. Kendisine benzetilen ( kb ) : özellikçe güçlü olan
3. Benzetme yönü ( by ) : aktarılan özellik
4. Benzetme edatı ( be ) : gibi, kadar, sanki, güya, misal, andırmak.
Bunlardan ilk ikisi benzetmenin asıl öğeleridir. Benzetme yönü ve benzetme edatı yardımcı öğelerdir. Yardımcı öğeler kullanılmadan da benzetme gerçekleşebilir. Benzetme, açık-kapalı, uzun-kısa olabilir. Bazan tek sözcük benzetmeyi tamamlar (ceylanım geldi. Gülün kokusu var).
*
