Arif Ay[4], Efsane-Menkıbe konularında karşılaştırmalı bir çalışma yapmış ve bu konuyu işleyen Prof.Dr. Şükrü Elçin'in,"Halk Edebiyatına Giriş" isimli eserinde “Efsane-Menkabe” bahsinde şunları yazdığını aktarmaktadır: “İnsanoğlunun tarih sahnesinde göründüğü ilk devirlerden itibaren ayrı coğrafya, muhit veya kavimler arasında doğup gelişen; zamanla inanç, adet, anane ve merasimlerin teşekkülünde az çok rolü olan bir çeşit masallar vardır. Sözlü gelenekte yaşayan bu anonim masallara dilimizde Arapça:“Ustûre” (cem’i:esâtîr); Farsça:“Fesâne, efsâne”; Yunanca:“Mitos, mit” adı olarak verilmiştir". Bu konuda toplumun yarattığı masalların, menakıbların oluşmasını hazırladığını bildirmektedir.
Buna karşılık Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, efsaneyi masaldan ayıran özellikleri şöyle sıralamaktadır: "Efsanelerin hemen hepsinde ortak bir hususiyet olarak, insanların doğruluktan ayrılmamaya davet edildiğini görürüz. Yalan söyleyenler, tartıda hile yapanlar, emanete ihanet edenler, doğru söze kulak asmayanlar, kendini beğenmişler ve daha başkaları, efsanelerde ya cezalandırılır veya ikaz edilirler. Gözlerini mal hırsı bürüyen pek çok insan, efsanelerin büyülü havasında iyilik yapmayı, doğru yola girmeyi kolaylıkla öğreniverir. Aslında, efsanelerin en mühim vasfı olan inandırabilme, ikna edebilme hususiyeti, bizleri hudutları çizili bir dünyada yaşamaya zorlar".
Efsane ve menkıbe arasındaki benzer ve ayrı olan yönler: "Masal, mitos, efsane türleri gibi menkıbeler de olağanüstü olayları konu edinmiştir. Öteki türler gibi, başlangıçta bir fert tarafından ortaya konmuştur. Daha sonra, anonim bir hüviyet kazanır".
Efsane-Menkıbe-Masal Farkları
Onu, masal ve efsaneden ayıran en önemli fark budur.
Menkıbenin Özellikleri (Ahmet Yaşar Ocak)
1. Kahramanları gerçek ve mukaddes kişilerdir.
2. Olayların belirli yeri ve zamanı vardır.
3. eğlenmek, olayı izah etmek için uydurulmamıştır. Olayların gerçek olduklarına inanılır.
4.Yarı mukaddestirler ve bir doğma gibi kendilerini kabul ettirirler.
5. Konu edindikleri Veli hayatta olsun-olmasın hiç fark etmez.
6.Biçim olarak, kısa ve sade bir anlatım tarzı vardır.
Gürol Pehlivan[5], "Dinî Şahsiyetler Hakkında Oluşan Anlatılar" adlı Manisa ilinde yaptığı kapsamlı ve karşılaştırmalı çalışmasında, Menkıbe ve Efsane arasındaki ilişkiye dikkat çekerek şunları söylemektedir: "Genellikle mevcut çalışmalarda, bilinen tasnifler kullanılmaktadır. Hâlbuki bu tasnifler her zaman ihtiyaca cevap verememektedir. Sonuçta dinî şahsiyetlerle ilgili üç nesir anlatı türünden söz edilebileceğini tespit ettik: “Menkıbe”, “Efsane” ve “Memorat (İnanç Anısı)”. Bu çalışmada bu üç türün birbirinden ayrılma ölçütleri; kahramanın hayatta olması, inanç şiddeti, tecrübe, zamansallık, metnin öznesi başlıkları altında incelenmiştir.
"Bu ölçütlerden kahramanın hayatta olması ve metnin öznesi, menkıbeyle diğer iki türü birbirlerinden ayırırken; inanç şiddeti, tecrübe ve zamansallık, inanç anısıyla efsaneyi ayırt etmeyi sağlamaktadır.
"1. Kahramanın hayatta olması: Bu ölçüt, menkıbeyi efsane ve inanç anısından ayırt etmektedir.
2. İnanç şiddeti: Özellikle inanç anısı ile efsaneyi birbirinden ayırmada yararlı olmaktadır.
İnanç anısı, efsaneye kıyasla daha fazla inanılan bir türdür.
3. Tecrübe: İnanç anısında “olağanüstü tecrübe”yi yaşayan kişinin bizzat kendisi, tanıdıkları ya da adını verebildiği insanlardır. Efsanede ise, tecrübeyi yaşayan belirsizdir.
4. Zamansallık: Tecrübe ölçütüne bağlı olarak efsanede zaman, inanç anısına göre, belirsizleşmekte veya eskimektedir.
5. Metnin öznesi: menkıbenin öznesinin dinî şahsiyettir.
Bu ölçütlere yenilerini eklemek mümkündür.
Son olarak, türü ne olursa olsun bu metinlerin asıl amacı; dinî şahsiyetin kutsallığını açıklamaktır. Dolayısıyla hikâye etme şekli çok defa bir amaç değil, sadece araçtır. Önemli olan dinleyene “anlatının mesajını” nakledebilmektir.
Oğuz Erdoğan[6] " Dinî Şahsiyetler Etrafında Oluşan Anlatı Türlerinin Tasnif Ve Derlenmesi Üzerine Düşünceler: Aziz Mahmud Hüdâyî Örneği" adlı teorik ve derleme çalışmasında efsane, menkıbe ve memorat hakkında genel bilgiler yanında örneklemeler üzerinden açıklamalar yapmaktadır: "Menkıbe ve memoratlar efsanenin alt türleri olarak görülmeli, ancak farklı başlıklar altında toplanmalıdır. Toplanan bu metinlerin araştırmacıya kazandırdığı fikirlerle söz konusu şahsiyetin halk arasındaki yerini geçmişten günümüze mukayeseli olarak tespit etmede yardımcı olacaktır".
*
Kaynaklar
[1]Gülay Karaman: Mevlana’nın Menkıbeleri Üzerine Folklorik Bir İnceleme
International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 7/3, Summer 2012, p. 1675-1693
[2] Haşim Şahin: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c.29 s112-114
http://www.tdvia.org/dia/ayrmetin.php?idno=290114
[3] Yazar bu çalışmasını, bu sahada büyük emeklerle çokça önemli eserler vermiş bulunan Prof.Dr. Ahmet Yaşar Ocak’a adamıştır.
[4] http://dhgm.meb.gov.tr/yayimlar/dergiler/Milli_Egitim_Dergisi/medergi/20.htm
[5] Gürol Pehlivan: Dinî Şahsiyetler Hakkında Oluşan Anlatılar, Millî Folklor, 2009, Yıll 21, Sayı 83, s 88-96; http://www.millifolklor.com
[6] Oğuz Erdoğan: Dinî Şahsiyetler Etrafında Oluşan Anlatı Türlerinin Tasnif Ve Derlenmesi Üzerine Düşünceler: Aziz Mahmud Hüdâyî Örneği / Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi Cilt / Sayı XLIX, s. 95-118