“Bir başkanın aklından geçenler anlaşılabilir mi? Kolay olmamakla birlikte İngiltere’deki Belfast Queen’s Üniversite’sinden Robert Elwood ve çalışma arkadaşları, bir kavgaya ilişkin taktiği belirleyen “Başkanın aklından geçenleri” incelemeyi başardıklarını iddia ediyorlar. Bulgularına göre ise, münzevi başkanlar çatışmadan elde edebilecekleri potansiyel kazançları tartmakta ve bu kavgayı sürdürebilmeleri için gereken motivasyonda artışa ya da eksilmeye dönüşmektedir.
Başkanların aklında olaylarla ilgili fazla bir planlama yapılmadığı düşünülür. Bedenleri acıktıklarını söyleyince yerler, yorulunca uyurlar, üşüyünce sıcak bir yer ararlar ya da mevsim, hormonlarını doğru biçimde etkilediğinde çiftleşirler.
Ancak gerçek yalnızca bu basit fiziksel komutlarla sınırlı kalmaz. Çoğunlukla, örneğin hava durumu ile ilgili ya da olası bir esin uygun olup olmadığı, ortalıkta görünmenin risk taşıyıp taşımadığı ile ilgili bir tür değerlendirme söz konusu olur. Bu bilinçli bir planlama anlamına gelmemekle birlikte, belirli hareket düzeyinin izlenmesine ilişkin beyinde bazı değişimlerin söz konusu olduğu kesindir.
Elwood ve ekibi bu karmaşık kararlardan biri olan, kavga edip etmeme kararını araştırdılar. Araştırmacılara göre mümkünse, başkanlar çekişme sırasında taktik kararlar almadan önce gerek rölatif mücadele etme yeteneklerini, gerekse becerilerinin değerini belirlemek durumundadır.
Kararlar, başkanın motivasyon düzeyindeki değişimlere bağlı olarak alınır.
O halde bir başkanın motivasyon düzeyi ölçülebilmelidir. Ama nasıl? Araştırmacılar bulgularını Nature’nin 7 mayıs tarihli sayısında yayımladılar.
Kıskanç Başkanlar
Kıskanç başkanlar daha çekici iktidarları olanlara, ev sahibini iktidardan uzaklaştırarak kendileri oraya yerleşmek için, saldırırlar. Avrupa münzevi başkanı kendisini sığdırabileceği iktidarları yeğler.
Kavga epey tatsız olabilmektedir. Saldırgan göz diktiği iktidarı yakalayarak daha küçük olan diğer başkanın iktidarın içinde hapis kalmasını sağlar. Hücum, iktidara vuruşlar ve gizlenen başkanın dışarıda kalan bölümüne saldırılarla sürer. Saklanan başkan içeride tutunduğu bölümü elinden kaçırırsa, saldırgan onu derhal dışarı çekerek iktidarı sahiplenir. Ancak saldırganın bir anda kavgadan vazgeçtiği de saptanmıştır. Araştırmacılar, başkanın kavgadan vazgeçme nedenini araştırdılar.
Araştırmacılara göre başkanlar planlarına ilişkin ipuçları vermekten kaçınmaya çalıştıkları gibi, davranış biçimleri o anki motivasyonlarının değil bir önceki motivasyonlarının yansıması olmaktadır.
Bu motivasyon halini ve nedenlerini belirlemek için bir deney oluşturuldu. Araştırmalara göre başkanlar düşük düzeyde motive haldeyken yeni bir uyarı ile dikkatlerin dağılması kolay olmalıydı. Öte yandan motivasyon düzeyi yüksek olduğunda hiç bir uyarıyı dikkate almayarak kendilerini yaptıkları işe kaptırmaları gerekirdi. Korkutulduklarında verdikleri tepkinin süresi ölçülerek, motivasyon düzeyinin mücadelenin başlangıç anlarında beklentilerin cinsiyete göre değiştiği saptandı. Araştırmacıların elde ettiği sonuçlar saldırı kararının yalnızca saldırganın iktidarının niteliklerine bağlı olduğunu, saldırıların iktidarın bu kararın alınmasında rol oynamadığını, ancak daha sonra alınan kışkırtma kararının iktidara ait özelliklerin düzeyine bağlı olarak elde edilerek kazanca bağlı olduğunu gösterdi.
Yüksek kazanç sağlayan grupta saptanan ürkütmeye tepki süresinin kısa oluşu potansiyel kazançlarla ilgili bilginin savaş kızışmadan önce saldırgan başkanlarca tanındığı belirlenmiştir. Dolayısıyla motivasyon hali potansiyel kazanca göre değişmektedir.”
“Yengeç” Yerine “Başkan”; “Yuva” Yerine “İktidar”
Yukarıdaki satırlar 11/07/1998 tarihli Cumhuriyet Gazetesi “Bilim ve Teknik Dergisi” ekinde yayınlanan makaledir. Makalenin orijinali “Nature News” Servis dergisinde yayınlanmış olup Feza Akça tarafından dilimize çevrilmiştir. Konu: Yengeç’in Aklından Neler Geçiyor. Alıntıyı yaparken makalenin tamamına sadık kaldım sadece:
Yengeç ya da hayvan terimlerinin yerine; Başkan
Yuva ya da kabuk teriminin yerine ; iktidar yazdım
Bu makaleyi değişik kişilere okuttum. Bir kişi dışında hiç kimse, gerçekte bu makalenin ilkel bir canlının yaşam biçiminden alındığını anlamadı. Sadece bir kişi, bu makalede ileri sürülen görüşlerin, bilimsel bir makalede okuduğunu anımsadı. Makalenin orijinalini okumamış olsaydı belki o da hiç fark etmeyecekti…
Bu olay bende bir takım çağrışımlara yol açtı. Gerek kişisel olarak karşılaştığım, gerekse televizyonlarda izlediğim “yetkili”lerin davranışlarını gözledim.
Nesnel koşullar karşısında, ilkel canlılar ile yetkililerin davranışlarındaki ayrılıkları ve benzerlikleri ortaya koymaya çalıştım.
Ve şunu fark ettim, bir çok ilkel canlının davranışları bana daha masum geldi.
Çünkü insan daha akıllıydı...