Çürümek - kokuşmak

Hasan Çevik

03 Haziran 2016 Cuma 06:00

Çürümek; canlı ya da cansız nesnelerin mikropların da etkisiyle kimyasal dönüşüme uğraması, başkalaşması ve zararlı bir hale dönüşmesidir. Dönüşüm sırasında kötü bir koku oluşur, o nedenle bu tür bozulmaya ‘kokuşmak’ ta denilebilir. Bu tanımlama gıda olarak tüketilen et, sebze ve meyveler, metal eşyalar, insan ve hayvan bedenleri için kullanılabildiği gibi benzetme yoluyla toplum, devlet ve iktidarlar için de kullanılmaktadır.

Bizim konumuz ikincisi yani ‘çürümüş toplum, çivisi çıkarılmış devlet ve kokuşmuş iktidarlar’dır.

Hiç şüphe yok ki, bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaket çürümedir. Zira çürümüş bir devlet yıkılmaya mahkûmdur. Hani “Balık baştan kokar” diye bir sözümüz vardır ya, çok da doğru bir sözdür bu.   Hırslarına yenilmiş, yükselişlerini birilerine borçlu olan ve ahlaki çöküntü içinde bulunan kişilerin yönettiği devletler ve toplumlar ‘baş’ tan çürümeye başlarlar.  Devlet çürüdükçe millet te çürümekte, çürümüş millet de acılar içinde yok olup gitmektedir.

Eğer ki bir toplum küçük çıkarları için tepedekilere yalakalık yapıyorsa, hırsızlığı, yolsuzluğu, rüşveti ve kul hakkı yemeyi normal karşılayabiliyorsa hastalık herkese yayılmış demektir. Kangren olmuş doku kesilip atılmadıkça o ülkenin iflah olma olasılığı yoktur.

Bu tip ülke yöneticileri devleti ele geçirdiklerinde başkalaşırlar, daha sert ve zalim olurlar, eleştirilmeye asla gelemezler. Zira onları eleştirmek Allaha şirk koşmak gibi algılanır. Hesap sormak ise zaten mümkün değildir. Bunu deneyenleri de analarından doğduğuna pişman ederler.

Bir ülkede devletin himayesinde olması gereken çocuklar tecavüze uğruyorsa,  yetimhanelerden çocuklar satılıyorsa ve bunları yapanlara ceza verilmiyor hatta ucu kendilerine dokunmasın diye üzeri örtülüyorsa, orada da iktidar çürümüş demektir.

Çürümüş iktidarlarda soyguncular aklanır onları dile getirenler, açığa çıkaranlar kodeslerde çürürler. Katiller aklanır yaşamını yitirenler bir kez daha ölürler. Ağaçlar ve tarihi eserler katledilir, katleden ödül alır, karşı koyanlar da dayak yer, hain ilan edilirler. Halk ta bakar ki hırsızlık, arsızlık yolsuzluk yaptığında kısacası iktidarın izinden gittiğinde her şey kendileri için daha kolay olmaktadır, öyleyse “durmak yok yola devam” demektedir…

Esasen, iktidar sahipleri de onlara destek veren halk ta birbirlerini çok iyi tanımaktadırlar. Kimin ne mal olduğunu çok iyi bilmektedirler ama devran böyledir. Artık toplum çürütülmeye alışmış ve korkunç bir çürüme içerisine girmiştir.  Çoğunluk aptal değildir, olup bitenin büyük oranda farkındadır. Ama iktidarından tutun toplumun en küçük birimine kadar herkes, her an her şeyin değişebileceğini düşünerek, ne koparırsa kar olacağını bilmekte ve yolmaya, yemeye, soymaya devam etmektedir. Topluma göre dün de yiyiciler vardı yarın da başka yiyiciler olacaktır. O yüzden ellerinden geldiğince kemirmeye devam etmektedirler.

Sivil Toplum Örgütleri, bazı basın yayın kuruluşları, iş adamları ve bazı sanatçılar menfaatleri uğruna siyasilere destek olup arkalarında dururlar. Bunların tek derdi hükümetle iyi geçinip kendilerini sağlama almak ve yollarını bulmaya devam etmektir. Çark kendilerine benzeyenleri maddi ve manevi desteklemekle dönmektedir. Ortadaki pastadan herkes pay kapma peşine düşmektedir.

Böyle bir millet,  bu çürümüşleri tarihin çöplüğüne atmadıkça huzur bulamaz. Bunun yolu, susup oturmak değil, ayağa kalkıp hesap sormaktır…

Allah’a şükür, ülkemizde kokuşmuş iktidar, çürümüş toplum ve kokuşmuş iktidar sahibi yoktur!!!

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.