Milli birlik

Talat Özyürek

13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00

Kudüs’te bir patlama oldu, 2 Yahudi Yurttaşı hayatını kaybetti. Bu olay dünya basınının manşetinden ve gündeminden uzun bir müddet düşmedi. Tabi ki insan olarak hiçbir yerde hiç bir kimsenin bu şekilde yaşamını kaybetmesini tasvip etmem ve onaylamam.

Son günlerde benim ülkemde peş peşe patlamalar meydana geliyor. Onlarca insanımız hak etmediği bir şekilde ölüyor. Güvenlik güçlerimiz ve insanlarımız şehit oluyor… Bizdeki patlamalar Batı Basını’nda bırakın manşet olmayı neredeyse bir haber değeri dahi taşımayacak konuma gelmiştir. Alt yazılar ile geçiştiriliyor.

Yoksa hakikaten, Dünya basınının gizli patronu İsrail mi? Yâda İsrail basının suflörü mü?

 

Dünya siyasi tarihinde İslam Ülkeleri penceresinden son 200 yıldır ne oldu diye sorarsak, herhalde en birinci olarak diyeceğimiz, “milli birlik ve beraberliğin bozulması” diyebilirim.

600 yıllık Cihan Devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış nedeni için onlarca sosyal olgu sayılabilir ama hepsi de “milli birliğin bozulması”  parantezinde görülebilir.

Üretim dengelerinin bozulması, ekonomik olarak gerileme, dış borçların çoğalması, bilim, sanat ve edebiyatta gerileme gibi daha onlarca hususun sebebi “Milli Birlik Şuurunu” kaybolmasıdır.

Hakikaten de Milli Şuur, kaçak elektrik kullanmamızı daha önleyen vicdani bir bilinçtir.

Gıda maddesine hile yapmamak, hak etmediğini tüketmemek, yetim hakkı yememek gibi bireysel olduğu düşünülen kavramları bir terbiye eden bir olgudur.

 

Bir ülkenin milli birliğini bozmadan o ülkeleri tutsak etmek mümkün değildir. Hatta daha da ilerisini söyleyebilirim; bir ülkenin milli birliğini ve milli birlik şuurunu bozduktan sonra o ülkeyi tutsak etmek için savaş yapmaya gerek kalmaz.

Bu gün bu güzel ülkemizin getirilmek istendiği durum budur…

 

Hükümetimiz bu gün sadece içte yaşanan istihdam, ekonomik gelişmeler, sosyal refahın yükseltilmesi, milli gelirin arttırılması ve adil paylaşımı, eğitim, sağlık, ulaşım sorunlarıyla değil, dünyanın açgözlü devleriyle savaşmak zorunda kalıyor.

Şu an içinde yaşadığımız durum, bütün siyasi ve ekonomik çıkarların bir kenara itilip, ülkenin geleceği için milli birlik ruhu içerisinde birleşmektir.

 

Hepimiz büyük bir evde aile gibiyiz. Dışarıdan insanlar, evimizi taşlıyor. Yolumuzu kesiyor, duvarlarımızı kurşunluyor… Dışarıdan insanlar varlığımıza göz koymuş bizi tehdit ediyor…

Biz içeride ne yapıyoruz? Birbirimizle didişiyoruz.

“Saçını niye boyattın?”, “sen bana şunu demedin mi?” , “Ben sana demedim”,  “Duvarı şu renk boyayalım…”

Arkadaş, düşman duvarını yıkmak için greyder ile geliyor ve biz hala duvarı ne renk boyamamız gerektiğinin kavgasını yapıyoruz.

Belki söylediğim bazı insanlara radikal bir görüş gibi gelebilir; Bu gün, tali menfaatlerini bir kenara bırakıp, el ele, gönül gönüle gelmeyen herkes, bu ülke düşmanlarına istemeden de olsa destek veriyor demektir.

İnsanları biraz daha sağduyulu düşünmeye davet ediyorum.

Evimiz varsa duvarımızı istediğimiz renge boyayabiliriz.

Evimiz ve duvarımız yoksa ne bağımsızlığımız vardır, ne ekonomik refahımız ve maalesef ne de namusumuz…

 

 Esasında Milli Birlik, devletimiz üzerinde bir takım niyetleri olan devletler için de caydırıcı bir unsurdur.  Milli şuurun gelişmesi sadece böyle zamanlarda değil, ülkeler var oldukça gereklidir. Hatta ülkeleri var eden en vaz geçilmez unsurlardan biridir

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.