İsmet İnönü dönemi: 1938-1950 (2)

Dr. Ömer ULUÇAY

17 Haziran 2016 Cuma 06:00

Irkçılık-Turancılık Davası

İkinci Meşrutiyet yıllarında gelişen Türkçü hareket, imparatorluk kültürünün tesiriyle aynı zamanda Turancıydı. Osmanlı Devleti’nin Balkanları kaybetmesi üzerine güçlendi. O kadar ki, ordunun genç kurmay kadrosu için, Kafkasya ve Türkistan’a ulaşmak ülküsü cazip hâle gelmişti.

Nitekim Birinci Dünya Savaşı’na girilirken, bu büyük Türk coğrafyası temel hedefler arasında yer aldı. Almanya ise, bu durumdan istifade etti. Osmanlı Devleti’nin çökmesi ve Enver Paşa’nın Duşanbe yakınlarında şehit düşmesi üzerine, Turan kavramından pek söz edilmez oldu. Sadece az sayıdaki Türkçü aydınların ülküsü olmaya devam etti.

İkinci Dünya Savaşı yılları boyunca Türkçü-Turancı aydınların en etkili faaliyeti, yayın alanında oldu. Bozkurt, Çınaraltı, Ergenekon, Gök Börü, Kopuz, Millet, Orhun, Özleyiş, Tanrıdağ, Türklük, Türk Amacı ve Türk Yurdu dergileri söz konusu yayınlardan bazılarıdır. Bu dergiler arasında Reha Oğuz Türkkan’ın çıkardığı Bozkurt ve Gök Börü ile Atsız’ın çıkardığı Orhun dergileri çok okunmakta ve bir teşkilatlanmaya zemin oluşturmaktaydılar.

Türkçü-Turancı nitelik taşıyan yayınlar Atatürk döneminde de vardı. Meselâ Atsız, 1931’de Atsız dergisini, 1933 yılında da Orhun dergisini yayınlanmaya başlamıştı. Ancak çok uzun ömürlü olamadı. Yılmaz’ın yaptığı araştırmada; Orhun, Millî Birlik, Millî İnkılâp ve Ulusal Birlik adlı Türkçü yayınların, İtalya ve Almanya’daki yeni yönetimlerin değiştirdiği konjonktüre bağlı olarak kapatıldığı belirtilmektedir.

Aynı şekilde İkinci Dünya Savaşı yıllarında yayımlanan Türkçü-Turancı dergiler de zaman zaman kapatılmış, fakat Alman yenilgisi belirginleşinceye kadar varlıklarını korumuşlardır.

Başbakan Şükrü Saraçoğlu’nun 9 Temmuz 1942’de kurulan hükûmetinin programı üzerine konuşurken, “biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar, aynı zamanda bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan ve azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız” demesi, bir tesadüf değildir.

 

DTCF’de Yabancı İdeolojiler Davası

Atsız’ın “komünist ve vatan haini” olarak vasıflandırdığı isimlerin başında, yazar, Türk Dil Kurumu üyesi ve Devlet Konservatuarı öğretmeni olan Sabahattin Ali vardı. Sabahattin Ali’nin Atsız aleyhinde hakaret davası açmasıyla birlikte olaylar büyüdü. Zira mahkemenin 3 Mayıs 1944 tarihinde yapılan ikinci duruşmasına üniversite gençliği ve Ankara halkı büyük ilgi göstermiş, duruşmanın sona ermesinden sonra yapılan toplu yürüyüş, Atsız’ı destekleyen, komünizmi lanetleyen sloganlarla ve yapılan konuşmalarla büyük bir gösteriye dönüşmüştü. Sonraki yıllarda Türkçüler Bayramı olarak kutlanan 3 Mayıs, zaten politika değişikliğine girmiş bulunan hükûmet için bir fırsat oldu. Aralarında Nihâl Atsız, Reha Oğuz Türkkan, Zeki Velidi Togan, ve Alpaslan Türkeş’in bulunduğu Türkçü aydınlar tutuklanarak, hükûmeti devirmeye teşebbüs suçlamasıyla mahkemeye verildiler. Basında ırkçılık ve Turancılık aleyhine âdeta bir kampanya başlatıldı. Dahası basında çıkan yazılar aynı yıl devlet tarafından kitaplaştırıldı.

 Hiç şüphesiz İnönü’nün 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı münasebetiyle yaptığı konuşmada; “Türk milliyetçisiyiz, fakat ırkçılığa düşmanız” diyerek, Turancılığın zararlı olduğuna, Türk milletini bütün komşularıyla düşman edeceğine dikkat çekmesi, söz konusu yayınların artarak devam etmesini sağladı.

 

Tarihe Irkçılık-Turancılık Davası olarak geçen yargılamalar, İstanbul Örfi İdare Mahkemesinde yapıldı. 29 Mart 1945 tarihine kadar süren yargılama neticesinde, 13 sanık suçsuz bulunurken, 10 sanık da değişik sürelerde hapis cezasına ve zorunlu ikamet olarak ifade edilen sürgüne mahkûm edildi. Meselâ, Togan 10 yıl hapis, 4 yıl sürgün; Türkkan 5 yıl 5 ay hapis, 2 yıl sürgün; Atsız 4 yıl 3 ay 15 gün hapis, 3 yıl sürgün ve Türkeş 9 ay 10 gün hapis cezası aldı. Ancak Askerî Yargıtay mahkûmiyet kararlarını bozdu ve sanıkların tutukluluk hâlini kaldırdı. Yapılan yeni yargılama üzerine sanıkların tamamı 31 Mart 1947’de berat etti.

Sovyetler Birliği ve komünizmin, Türkiye için bir tehlike olarak gündeme gelmiş olması neticesinde, dikkatler yeniden Maarif Vekâleti üzerinde yoğunlaştı. Nitekim siyasi cereyanlara karıştığı gerekçesiyle Sabahattin Ali, 12 Aralık 1945’de vekâlet emrine alındı. Akabinde DTCF kadrosunda yer alan Behice Boran, Pertev Nailî Boratav, Niyazi Berkes ve Mediha Berkes vekâlet emrine alındılar ve üniversite tarafından haklarında derhal bir soruşturma açıldı.

Türkçü öğrencilerin öncülüğünde gelişen ve halkın da iştirak ettiği 6 Mart 1947 tarihindeki yürüyüş, 3 Mayıs gösterilerinin tekrarı gibi olmuş, basının, üniversite yönetiminin ve hükûmetin dikkatini çekmişti. 27 Aralık 1947 eylemi ise, hem fakülte içinde, hem fakülte dışında şiddete dönüştü. Böylece Boran, Boratav ve Berkes hakkında yürütülen soruşturma, kamuoyunun bildiği ve takip ettiği bir konu hâline geldi.

Soruşturma bu şartlar altında tamamlandı ve 10 Ocak 1948’de üç öğretim üyesine, “Türk devriminin ülkülerine bağlı ve millî karakter sahibi vatandaşlar yetiştirmek” yerine, yabancı ideolojileri yaydıkları için, “üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası” verildi. Ancak Üniversitelerarası Kurul, verilen cezayı usul ve esas bakımından değerlendirerek reddetti

15 Haziran 1948’de başlayan ve 30 Haziran 1950’de biten yargılamada, Boratav berat ederken, Boran ve Berkes ise üçer ay hapis ve üçer ay memuriyetten men cezasına mahkûm oldular. Ancak verilen ceza kararları Yargıtay tarafından bozuldu ve yapılan yeni yargılama neticesinde berat ettiler. Bununla birlikte DTCF’deki eski kadrolarına dönmeleri mümkün olmadı.

Bundan sonraki akademik hayatlarına Berkes Kanada’da, Boratav Fransa’da devam etti. Boran ise, siyasi nitelikli başka bir suçtan ceza aldığı için, üniversite öğretim mesleğinden ve devlet memurluğundan ihraç edildi.

*

İsmet İnönü Cumhurbaşkanı ve Milli Şef[5]

Atatürk’ün ölümünün hemen ardından, 11 Kasım’da, cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmıştır. 10 Kasım 1938 günü, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümü duyurulmuş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Abdülhalik Renda Cumhurbaşkanlığına vekâlet etmeye başlamıştır. Renda bütün milletvekillerini 11 Kasım günü Cumhurbaşkanını seçmek üzere toplantıya çağırmıştır. İlk olarak, Cumhuriyet Halk Partisi grup toplantısı yapılmış ve 322 oyla İsmet İnönü ve 1 oyla da Celal Bayar Cumhurbaşkanlığına aday olarak gösterilmiştir. Meclis genel kurulunda 348 milletvekilinin oy birliği ile İsmet İnönü Cumhurbaşkanı seçilmiştir (Çavdar, 1995: 334).

Cumhurbaşkanının seçilmiş olması, Celal Bayar hükûmetinin istifası anlamına gelmekteydi. Nitekim öyle de oldu ve Bayar istifasını vermiştir. İnönü, Bayar’ı hükûmeti kurmakla tekrar görevlendirmiştir.

Atatürk’ün ölümünden sonraki CHP Olağanüstü Kurultayı(26 Aralık 1938), Parti tüzüğünde değişiklik yaparak, İsmet İnönü’yü Millî Şef, Atatürk’ü de Ebedî Şef ilan etmiştir.

 

Parti tüzüğünde yapılan değişiklikler şu şekildedir (Çavdar, 1995: 345):

Madde 2- Partinin banisi ve ebedî başkanı Türkiye Cumhuriyeti’nin müessisi olan Kemal Atatürk’tür. Madde 3- Partinin değişmez Genel Başkanı İsmet İnönü’dür.

Madde 4- Partinin değişmez genel başkanlığı aşağıdaki üç surette inhilâl edebilir: a. Vefat, b. Vazifeyi yapamayacak bir hastalığı sabit olması hâlinde, c. İstifa.

İnönü, artık Değişmez Genel Başkan ve Millî Şef’tir. Böylece Olağanüstü Kurultay, İnönü’nün ülke siyasetinde tek belirleyici olduğunu ilan etmiştir.

İsmet İnönü'nün Muhaliflerle uzlaşması, 31 Aralık 1938 tarihli ara seçimlerde kendini gösterdi:  Bu seçimlerde, Kazım Karabekir, Ali Fethi Okyar ve Hüseyin Cahit Yalçın Meclise girdiler. Kısa bir süre sonra, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele CHP’ye kabul edilmişler, Adnan Adıvar ve eşi Halide Edip Adıvar’ın “gönüllü sürgün” hayatı sona ermiştir.

1939 tarihli CHP Kurultayında, Genel başkanın yetkileri arttırılmış, İçişleri Bakanı’nın aynı zamanda Parti Genel Sekreterliği ve valilerin de Parti il başkanlığı görevlerini yürütmeleri kuralı kaldırılmıştır.

1930’dan itibaren Parti-devlet bütünleşmesi yürürlükteydi. Yeni durumda ise bu kural kaldırıldı.  Ayrıca 21 milletvekilinin katılımıyla bir Müstakil Grup oluşturuldu.   Müstakil Grup deneyimi, CHP’deki zihniyet değişiminin ilk işaretleri olarak da değerlendirilebilir.

*

II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından, gerek uluslararası siyasetteki gelişmeler, gerekse ülke içindeki yeni ‎oluşumlar rejimin genel niteliğinde önemli değişiklikleri gündeme getirdi. Savaşın galiplerinden ‎olan Sovyetler Birliği'nin lideri Josef Stalin'in Türkiye'den Kars, Ardahan, Artvin ve Sarıkamış'ı istemesi, ‎Türkiye'yi, savaşın diğer galipleri ABD ve Birleşik Krallık ile daha yakın ilişkilere mecbur etti.

Askeri ve ‎ekonomik destek vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile öngördüğü yardımın ‎karşılığında Türkiye'de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini ve "Milli Şef"lik, ‎‎"5 yıllık kalkınma planları", Köy Enstitüleri gibi Sovyetler Birliği benzeri uygulamaların kaldırılmasını talep ‎etti.

1950 genel seçimlerinden sonra CHP, iktidarı Demokrat Parti’ye bırakırken, İsmet İnönü de 1960 yılına kadar ana muhalefet partisi genel başkanlığı yaptı. 27 Mayıs askerî müdahalesinden sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi ve 10 Kasım 1961 tarihinde başbakanlığa atandı.

1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasi yaşamını sürdürdü. 1972’de toplanan CHP Kongresi’nde kendi desteklediği grubun Bülent Ecevit’in listesi karşısında yenilgiye uğraması üzerine, genel başkanlık ve milletvekilliğinden istifa etti.

25 Aralık 1973 tarihinde ölünceye kadar Anayasa gereğince Cumhuriyet Senatosu tabii üyeliği yaptı.

*

İsmet İnönünün Bulunduğu Görevler:

Türkiye Cumhurbaşkanı :‎11 Kasım 1938 - 22 Mayıs 1950‎

1-Türkiye Başbakanı: 20 Kasım 1961 - 20 Şubat 1965‎

2-Türkiye Başbakanı: ‎4 Mart 1925 - 25 Ekim 1937‎

3-Türkiye Başbakanı : ‎1 Kasım 1923 - 22 Kasım 1924‎

Türkiye Millî Eğitim Bakanı:‎ 1 Ocak 1929 - 27 Şubat 1929‎

Türkiye Dışişleri Bakanı:‎ 26 Ekim 1922 - 21 Kasım 1924‎

Siyasi Parti Görevleri:

CHP Genel Başkanı : ‎26 Aralık 1938 - 8 Mayıs 1972‎

1- Ana Muhalefet Lideri :‎ 1950 - 1960‎

2- Ana Muhalefet Lideri:‎ 1965 - 1972‎

Askerî görevleri:

Batı Cephesi Komutanı:‎ 4 Mayıs 1921 - 3 Ekim 1922‎

TSK Genelkurmay Başkanı :‎ 3 Mayıs 1920 - 3 Ağustos 1921‎

‎3. Kolordu Komutanı :‎ 20 Haziran 1917 - 24 Ekim 1918‎

‎4. Kolordu Komutanı :‎ 2 Ocak 1917 - 1 Mayıs 1917‎

 

 

[1] Sadık Can: http://www.sadikcan.com/11-konu-ismet-inonu-donemi.html,10 MAYIS 2010‎

[2] Ali Ata Yiğit:http://turkyurdu.com.tr/1619/tartisilan-yonleriyle-ismet-inonu-donemi-1938-1950.html‎

Türk Yurdu, Eylül 2011 - Yıl 100 - Sayı 289‎

Bu yazıya bazı kaynakça‎:‎

  1. Necdet Uğur, İsmet İnönü, 3.bs., Yapı Kredi Yay., İstanbul 2002
  2. Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimiz, 2.bs., Yaylacık Matbaası, İstanbul 1969  
  3. Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam, C.II, 5.bs., Remzi Kitabevi, İstanbul 1985
  4. Recep Peker, İnkılâp Dersleri, 4.bs., İletişim Yay., İstanbul 1984
  5. Milli Eğitim Hareketleri 1927-1966 (MEH), DİE Yay., Ankara 1967
  6. Şevket Gedikoğlu, Niçin Eğitmen Kursları ve Köy Enstitüleri?, İdeal Mat., Ankara 1949
  7. Engin Tonguç, Devrim Açısından Köy Enstitüleri ve Tonguç, Ant Yay., İstanbul 1970.
  8. Erol Güngör, Dünden Bugünden Tarih-Kültür-Milliyetçilik, 7.bs., Ötüken Neşriyat, İstanbul 1995,
  9. Faik Ökte, Varlık Vergisi Faciası, Nebioğlu Yay., İstanbul 1951, s. 34-39
  10. Atsız, “Başvekil Saracoğlu Şükrü’ye Açık Mektup”, Orhun, Sayı: 15, 1 Mart 1944, s. 1-4.
  11. Atsız, “Başvekil Saracoğlu Şükrü’ye İkinci Açık Mektup”, Orhun, Sayı: 16, 1 Nisan 1944
  12. Yavuz Bülent Bâkiler, 1944-1945 Irkçılık Turancılık Davasında Sorgular Savunmalar, Türk Edebiyatı Vakfı Yay., İstanbul 2010
  13. Hikmet Tanyu, Türkçülük Davası ve Türkiye’de İşkenceler, Altınışık Yay., Ankara 1950.
  14. Reha Oğuz Türkkan, Tabutluktan Gurbete, Boğaziçi Yay., İstanbul 1975

 

[3] Ali Ata Yiğit:http://turkyurdu.com.tr/1619/tartisilan-yonleriyle-ismet-inonu-donemi-1938-1950.html‎

Türk Yurdu, Eylül 2011 - Yıl 100 - Sayı 289‎

[4] Ali Ata Yiğit:http://turkyurdu.com.tr/1619/tartisilan-yonleriyle-ismet-inonu-donemi-1938-1950.html‎

Türk Yurdu, Eylül 2011 - Yıl 100 - Sayı 289‎

[5] http://www.iktisadi.org/ismet-inonu-ve-milli-seflik-donemi.html

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.