Adana İstasyonu.
Mersin’den gelecek yolcumu bekliyorum. Zihnimde şairini hatırlayamadığım bir şiirin birbirine karıştırdığım dizeleri...
“Ne bildik bir yüz var bu şehirde
ne tanıdık bir çehre
ne zaman bir tren sesi duysam
iki gözüm iki çeşme...”
*
Trenin duruşuyla birlikte dökülen insan seline bakıyorum. Beklediğim yok.
Artık öteki sefere…
Bir de bir kır saçlı bir kadın. Beklediği yolcusu gelmeyen insanın düş kırıklığı içinde, dağılan insan kalabalığına ve İskenderun yönüne uzaklaşan trenin küçülen siluetine bakakalıyor.
İstasyondaki banklar, bekleşen umutların sessiz tanıklarıdır.
Ben oturuyorum. Kadın, dağınık kır saçları ve uzaklarda donan bakışları ile sanki istasyonun bir parçası, bir aksesuarı gibi, dimdik duruyor.
Ve ikinci tren...
Ve insan seli...
Sele kapışmış düş kırıklığı...
Geride iki tortu,
Ben ve kadın...
Ben bankta kadın ayakta…
*
Yorulduğunu düşünerek, oturması için davet ediyorum kadını. Bana hiddetle bakıyor, sonra başını çevirip, yeniden uzaklara dalıyor...
Utanıyorum. Bu davranışımı görmüş olan çay ocakçısı ile göz göze geliyorum. Daha çok utanıyorum. Ocakçıya;
“Arkadaş, sadece oturmasını istedim. Başka bir niyetim yok” Çaycı umursamaz...
“Boş ver abi... O üç yıldır burada gelen yolcusunu bekler. Hiç gelmeyecek yolcusunu.”
“Kimmiş bu yolcu?”
“Oğluymuş... Üç yıl önce geleceğim demiş. Hala gelecek”
*
Her insanın yolcusunu beklediği istasyonlar vardır yaşamında. Kiminin treni, hiç gelmeyecektir, kiminin ki, çoktan gitmiştir bile...
İlk aşklar kaçırılan trenlerdir.
Çocukluk, gençlik gibi...
Bazen beklediğimiz trenin içinde olduğumuzu bile bilmeyiz. Ne tren beklendiğini bilir; ne de biz bindiğimiz treni beklediğimizi...
Bazen beklediğimiz trenin gelmesinde ürkeriz. Beklemeyi ve umut etmeyi yaşamın temeli yapan, kavuşmaktan korkar. Kavuşmak beklemenin sonu ve yeni bekleyişlerin başlangıcıdır.
Bazen Mavi treni beklerken, karanlığın içinde dev gibi kara tren çıkar karşımıza.
Bir de beklediğiniz istasyon...
Kiminin istasyonu büyük bir apartmanın önündeki çöp bidonu, kiminin genel müdürlük koltuğu, kiminin eline tutuşturulacak olan bir belge, kiminin iş anlaşması... Kiminin istasyonu, dizelerdir, kiminin rakamlar... Kiminin kendi yüreğidir, kiminin banka şubesi... Kimi kendi ideallerinin istasyonunda bekledikleri ile kucaklaşır, kimi kent çöplüğünde...
İnsan selinin tortusu, ben ve kadın…
Birimiz bankta, birimiz ayakta.