Türkiye'de 1945 yılında yeniden çok partili döneme geçildi. Resmen kurulan Demokrat Parti (7 Ocak 1946), dört yıllık başarılı bir muhalefetten sonra, 14 Mayıs 1950'de yapılan seçimleri kazanarak iktidara geldi.
Bu gelişme, tek partili bir dönemden sonra, ihtilalsız, darbesiz, kansız bir şekilde serbest seçimlerle iktidar değiştirdi. Böyle bir iktidar değişimi doğulu-İslami toplumlarda ilk defa yaşandı.
DP Dönemi; tek parti yönetiminden, otoriter rejimden, demokratik seçimlerle iktidarın değişmesinin örneğidir. İki partili sistem oluşmuş ve iktidar, yetiştiği Tek Parti ve Tek Adam uygulamalarını taklit ile memleketi yönetmiş ve maalesef yolu bitirerek Askeri Cuntanın Darbesi ile ömrünü tamamlamıştır.
Bu dönemin incelenmesi, günümüzü anlamağa katkı sunacaktır[1].
DP Dönemini üç devre halinde incelemek mümkündür:
1- DP'nin 1950-1954 Dönemi
Seçimin bu sonuçları TBMM'de iki partinin egemen olduğunu göstermektedir. Ancak alınan oy ile TBMM'de temsiliyet arasında büyük uçurum vardır. Seçim sistemi olan "ekseriyet" usulünde, bir oy fazla alan, seçim çevresinin/ilin tüm Milletvekilliklerini alıyordu. Bu nedenle de seçimler maalesef kanlı geçiyor ve tartışmaların arkası kesilmiyordu.
1950-54 dönemi, adeta bir "tek partili demokrasi" görünümü verecekti. Çünkü DP'nin kadroları da tek parti döneminin siyasetçileri idi, bildiklerini, yaşadıklarını uyguladılar, kimsede demokratik yarışma ve yönetme kültürü henüz oluşmamıştı.
14 Mayıs 1950 Genel Seçim Sonuçları
DP: %53.89 oy- 408 milletvekilliği
CHP: %39.98 oy- 69 milletvekili
Millet Partisi: %3.03 oy- 1 milletvekilliği
Bağımsız: %3.40 oy- 9 milletvekilliği kazandılar.
DP Genel Başkanı Celal Bayar, TBMM'nin 22 Mayıs 1950 tarihli oturumunda oylamaya katılan 453 milletvekilinden 387'sinin oyunu alarak, Cumhurbaşkanlığı'na seçildi ve aynı gün Adnan Menderes'i yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi. TBMM Başkanlığı'na da yine DP'den Refik Koraltan getirildi.
Adnan Menderes'in, Birinci Hükümet Kabinesi 2 Haziran 1950 tarihinde güvenoyu aldı. DP programı gereğince, Cumhurbaşkanı seçilen Celal Bayar'ın yerine Adnan Menderes, aynı zamanda DP Genel Başkanı da oldu ve 27 Mayıs 1960 darbesine kadar görevini sürdürdü.
1950'de Menderes Hükümeti güvenoyu aldıktan sonra, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abdurrahman Nafiz Gürman olmak üzere, aralarında birçok general ve amirali emekliye ayırdı. Bu arada bürokraside önemli değişiklikler yaptı. Bunların arasında Valilik-CHP İl başkanlığı yapanlar da vardı.
"DP iktidarı-Asker" arasında bu güvensizlik ortamı, on yıl boyunca devam etmiştir.
DP Hükümeti, Arapça ezan okunmasını yasaklayan TCK'nın 526'ıncı maddesini değiştirerek (16 Haziran 1950), Arapça ezan okunmasını serbest bıraktı. Bir af yasasıyla (14 Temmuz 1950), şair Nazım Hikmet Ran başta olmak üzere, çok sayıda tutuklu serbest bırakıldı.
Mahalli Seçimlerde:
DP: 19.052; CHP: 13.152 muhtarlık,
Belediye seçimlerinde:
DP: 560; CHP: 40 Başkanlık kazandı.
DP içindeki gelişmeler nedeniyle Adnan Menderes, 8 Mart'ta istifasını Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a sundu. Fakat yeni kabineyi tekrar kurmakla görevlendirilen Menderes, 396 milletvekilinden, 346 "evet"le güvenoyu aldı.
Menderes, 8 Ağustos 1951 tarihinde yasa çıkardı ve Halkevleri'ni kapatarak, mallarına elkoydu. Toplam 487 olan Halkevleri ile toplam 4.327 olan Halk Odası ile 4.890 kitaplık kapatılmıştır. Bu kurumların mal varlıkları da, hazineye devredilmiştir.
DP iktidarı, 8 Temmuz 1953'de "dini siyasete alet etmek ve arabozucu faaliyetlere girişmekten dolayı" Millet Partisi'ni kapattı. CHP bu duruma karşı çıktı. DP, CHP'nin bütün mal varlıklarına el koyacak bir yasayı kabul etti (9 Aralık 1953). Bu uygulama, CHP'yi felç etti ve 1954 genel seçimlerinde başarısız oldu.
DP iktidarı, Atatürk'ün manevi kişiliğine yöneltilen saldırıları önlemek amacıyla, Atatürk Kanunu'nu (-5186 sayılı) kabul etti (31 Temmuz 1951). TBMM'den izin almadan Kore'ye asker gönderdi. Sadeleştirilmiş Türkçeye çevrilen Anayasa dili, eski haline getirildi.
DP İktidarı, 1954 seçimleri öncesinde "Milli Selamet Kanunları" adı altında bir dizi yasa kabul etmiştir: Üniversite öğretim üyelerinin siyasetle uğraşmaları yasaklandı. Toplantı-gösteri özgürlüğü konusunda denetim ve kısıtlamalar getirdi, cezalar ağırlaştırıldı, basının iktidar aleyhine yayın yapmasına kısıtlama getirildi.
Bu arada DP hükümeti, yabancı sermayeye önemli ayrıcalıklar getiren Yabancı Sermayeyi Teşvik Yasası ve Petrol Yasasını kabul etti.
DP iktidarı; 1954 seçimleri öncesinde de; Sovyet tehditleri karşısında NATO'ya üye olmayı başarmış, işçilere haftalık tatil hakkını vermiş, toprak dağıtımını sürdürmüş, başta traktör olmak üzere tarım araç-gereçlerinde önemli artışlar sağlanarak, üretimde verimli bir döneme geçmiştir.
DP, 2 Mayıs 1954 tarihinde genel seçimleri yaptı.
2- DP'nin 1954-1957 Dönemi
2 Mayıs 1954 Genel Seçim Sonuçları
DP: % 58.4 oy- 503 milletvekili
CHP: % 35.1 oy- 31 milletvekilli
Cumhuriyetçi Millet Partisi(eski MP): % 5.28 oy- 5 milletvekilli
Bağımsızlar: % 0.62 oy- 2 milletvekili çıkardılar.
Katılım oranı da, % 88.6
Cumhurbaşkanı: Celal Bayar (513 oydan 486'sını aldı.
TBMM Başkanlığı: Refik Koraltan (489 oyla)
Başbakan: Adnan Menderes (3.Hükümeti)
Bu seçim zaferinden sonra, DP iktidarı, muhalefete karşı giderek sertleşti. Menderes, DP içinde tek adam olma tutkusuna kapıldı.
1954-57 Döneminde DP'nin ilk uygulaması, DP'ye oy vermemiş Kırşehir ilini ilçe durumuna getirmek ve Nevşehir'e bağlamak oldu. Muhalefet partilerinin devletin olan radyodan yararlanması engellendi. Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Üniversite Öğretim üyelerinin 60 yaş ve 25 yıllık hizmetini tamamlamış olanlar zorunlu emekliye sevk edildi, bu amaçla "Tasfiye Kanunu" çıkarıldı.
1955 yılında DP içinde 19 milletvekili, Menderes'e karşı bayrak açtılar ve Hürriyet Partisi'ni kurdular. Genel Başkanlığı'na Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu seçildi. Parti, üyeleri arasında çok sayıda profesörün bulunmasıyla "Akademisyenler Kulübü" olarak tanımlandı.
Ancak bir aydın hareketi olarak Hürriyet Partisi, 1957 seçimlerinde beklediği başarıyı kazanamadı ve 4 milletvekili çıkarabildi. Hürriyet Partisi, CHP'ye katıldı (24 Kasım 1958).
Kıbrıs sorununun tartışıldığı bir sırada, Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba atıldı ve 6-7 Eylül 1955'de İstanbul, İzmir ve Ankara'da görülmemiş olaylar yaşandı. Müslüman olmayan Türk yurttaşlarının işyerlerine saldırı ve yağma yaşandı. Daha sonra, yurttaşların maddi zararları Hükümetçe karşılandı.
Bu ve başka olaylar nedeniyle, 29 Kasım 1955 tarihinde DP Grubu, Kabinenin istifasında ısrar edince, Başbakan Menderes dışındaki bütün kabine üyeleri istifa etmek zorunda kaldı.
Bu toplantıda Menderes; "Sayın milletvekilleri, siz Grup olarak her şeye kadirsiniz, isterseniz Hilafeti bile geri getirebilirsiniz!" demiştir.
Menderes 4.Hükümetini kurdu (8 Aralık 1955) ve TBMM'den güvenoyu aldı.
Menderes, parti içinde ve iktidarda tek kişi egemenliğine yönelmiş ve temin amacıyla; önce Basın Yasası'nda değişiklikler yapıldı, basına kısıtlamalar ve basın suçlularına ağır cezalar getirildi. DP iktidarı, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nda da kısıtlamalar yaptı, bu suçların cezaları arttırıldı. Bu gelişmeler, iktidar-muhalefet arasında büyük gerginliklere neden oldu.
Muhalefet; bu baskı yasalarına karşı, "Milli Muhalefet Cephesi" adı altında cephe kurmaya çalışsa da başarılı olmadı. O günlerde, Fuat Köprülü'nün desteklediği Hürriyet Partisi'nin bir afişinde; "Adı Demokrat, bayrağı istibdat, korkusu hakikat, sonu milletten tokat..." sloganı vardı.