Unutturulan Filistin ve Filistin savaşçıları

Hasan Çevik

20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00

Öncelikle bir sorum var hepinize. Acaba, kaç gencimizin Filistin davası için savaştığını, bu uğurda kaç gencimizin Lübnan’da Batı Şeria’da can verdiğini hatırlayanınız var mı? Gidenler arasında ‘Müslümanlık’ adına bir tek kişinin bile olmadığını, hatta Filistin için savaşan gençlere İslami kesimin ‘Terörist’ dediğini içinizde hatırlayanınız ya da bilenleriniz var mı?

Eminim çoğunuz bilmiyor ya da hatırlamıyorsunuzdur. Haklısınız. Zira unutuldu, unutturuldu...

Aralarında Deniz Gezmiş, Faik Bulut, Cengiz Çandar gibi bir çok ismin olduğu o zamanlarda tamamı sol görüşlü yaklaşık üç bin Türk genci Filistin özgürlük mücadelesine gönül vermiş, İsrail ile savaşmış ve onlarcası o topraklarda canını vermiştir. İslami kesim ise o yıllarda Filistin Kurtuluş Örgütü solcudur’ diyerek Filistinlileri İsrail’le olan savaşlarında yalnız bırakmışlardır.

Sizlere, o dönemin bazı olaylarını savaşa katılmış birisinin anlatımlarıyla aktarmak istiyorum.

Ortadoğu, Kürt meselesi ve İslami hareketler üzerine 30 civarında araştırma kitabı yazmış olan Faik Bulut, Filistin için savaşmaya gidenler arasındaydı.  Gittiğinde henüz 22 yaşındaydı ve canını zor kurtarmıştı. Anlattığına göre; 21 Şubat 1973’te gece yarısı Nahr el Bared kampında İsrail ordusu ateş yağdırmış üzerlerine. O da isabet edip etmediğini bilmeden sıkmış ne kadar kurşunu varsa. Yanı başında sekiz arkadaşı can verirken kendisi de beş kurşun yemiş o çatışmada. Yakalanmış esir düşmüş yedi yıl hapis yatmış ve akıl almaz işkenceler görmüş o topraklarda.

“Her bir kurşun etime sıcak bir su damlası gibi girdi” diye anlatıyor o geceyi. Ama bu acı, diğer acıların yanında gerçekten bir su damlası gibi kalmış. Kurşunları çıkarmış İsrailli doktorlar ama sorgucular daha iyi işkence yapabilsinler diye yaraların dikilmesine izin vermemişler.

Meşhur Filistin askısından tutun da dişleri çekilmiş köpeklere boğdurmaya, kaba dayaktan elektriğe kadar her türlü işkenceyi görmüş. O, işkenceleri hatırladığında “Ama biri vardı ki, işte o dayanılmazdı. Buz gibi bir su, saatler boyu başınıza damla damla iniyor! Delirmemek işten değildi” diyor. Kendisini tanıyanlar ‘davaya olan inancı sayesinde delirmemeyi ve hayatta kalmayı başardı’ diyorlar.

“Bu öyle bir inanç ki, doktorların kurşunları çıkarıp açık bıraktıkları yaraları bir köpek gibi yalaya yalaya iyileştirmeye itecek kadar güçlü. İşte şimdi yanımda bu anısını anlatabiliyorsa, hâlâ artık silahla değil ama kalemiyle kalpten Filistin davasına destek verebiliyorsa bu inanç sayesinde!” diyor Mine Şenocaklı kendisi ile yaptığı bir röportaj sonrasında.

Peki, Filistin için ölümü göze almış  İsrail’de vuruşmuş, işkence görmüş, 7 yıl 2 ay hapis yatmış Faik Bulut neden Filistin’e yardım için giden Mavi Marmara gemisine binmemişti?

*

O röportajda;  Söze “Kim düzenlerse düzenlesin, Filistinlilere yardımın her çeşidini destekliyorum” diye giriyor ama “İslami örgütlerle aynı gemiye binmeyi de ölen arkadaşlarıma saygısızlık addederim!” diye de ekliyor.  Niye mi? “İslami kesim, 70’li, 80’li yıllarda Filistin’e gidenlere yani bizlere ’Bunlar teröristtir’ diyordu. Sırf FKÖ solcu diye... Ne zaman ki Hamas ortaya çıktı, Filistin sorununu sahiplendiler. Ben bu riyakârlığı hazmedemezdim!”

“ABD nasıl ki Sovyet tehdidine karşı El Kaide’yi yaratmıştı, İsrail de solcu Arafat’a karşı İslamcı Hamas’ı yarattı.  İsrail’de de bizzat yaşadım. Hamas’ın bazı önderleri de hapisteydi. Biz grev yapardık, haklarımız için. Bu grevler de çoğunlukla açlık orucu olurdu. Hamasçılar “Oruç Ramazan ayının dışında tutulmaz” diye grev kırıcılığı yaparlardı. İdare ile işbirliğinden kaçınmazlardı. Bu yüzden çok feci kavga çıktı bir keresinde. Bazı Hamasçılar gardiyanlarla bir olup, FKÖ liderlerinin, solcuların, ulusal kurtuluşçuların ellerini, ayaklarını kırdılar... Türkiye’deki İslami kesim işte bu Hamas ortaya çıktıktan sonra başladı Filistin meselesiyle ilgilenmeye. Yani aşağı yukarı 1989-90’lardan itibaren.

Ben Hamas’ın Filistin’de iktidarı elde etmek için geçmiş dönemde İsrail ile nasıl işbirliği yaptığını unutmuyorum. İslamizasyon programına geçirmek için kadınlara ne tür baskılar yaptığını, türban taksınlar, çarşaf giysinler diye yüzlerine nasıl asit attığını, kapanmaları için nasıl parasal teşvik yaptığını da unutmuyorum. Bu yüzden de ciddi kavgalar oldu 1990’larda...

Hamas’ın El Fetih ile Arafat’ın posterlerini nasıl ayaklar altına alıp çiğnediğini de unutmuyorum. Keza kendileriyle hiç kavgalı olmayan diğer sol örgüt üyelerini nasıl tutukladıklarını, hâlâ onlara nasıl bir baskı uyguladıklarını da unutmuyorum. Bunları da objektif, nesnel bakımdan belirtmekte yarar var. Dolayısıyla Hamas’ın bu İslamcı perspektifi ile Filistin kurtulmaz. Ama bütün bunlar niye oldu? Filistin’in esas yönetiminin çürümüşlüğü, yozlaşmışlığı, her türlü rüşvete ve yolsuzluğa bulaşmışlığı birinci sebeptir. Bunu da iki taraflı bir eleştiri olarak belirtmemde yarar var...

Bizler askeri eğitim almıştık, elimizde de silah vardı. Oysa Mavi Marmara ‘ya binenlerin böyle bir durumu yoktu o yüzden yanlış bir harekettir. Zira askeri bir eğitim almadan İsrail’e kafa tutmak kaba bir romantizmdir” diyor Faik Bulut..

Son yıllarda Filistin adını hiç duyanınız var mı? Filistin adını kullanarak İsrail’e kafa tutan var mı?  Ben duymadım. Peki ya siz?

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.