Demokrat Parti Döneminin olayları ve özellikle siyasi kararları, zamanın akışı içinde çeşitli araştırmalara konu olmuştur. Aslında TBMM kütüphanesinde ve ilgili elektronik sayfalarda ayrıntılı bilgi vardır.
Çeşitli kaynaklar arasında Ahmet Dursun'un yaptığı uzun liste kısaltılarak aşağıya alıntılandı. Bu listenin incelenmesi, "tarih tekerrürdür" deyişi doğrulamaktadır, yapılanlar bugüne uymaktadır: Basına engel, yazarlara baskı, yasaklama ve toplatma, matbaaların kapatılması, sol-komünist grupların tevkifatı, parti başkanlarının hapsi, muhalif illerin bölünerek veya ilçe yapılarak cezalandırılması, radyoda propaganda tekeli, TBMM Zabıtlarından ifadeleri çıkarma, Mebusların Meclis oturumuna katılmasını yasaklama, gazetecilerin hapsedilmesi, Partili seyahatlerin kısıtlanması, yasaklanması, Parti Kongrelerinin basılması, linç denemeleri, siyasi grupların sokak kavgaları, mitinglerin basılmasını, muhalefeti "ihtilalcilikle suçlamak", ihaleler, kur-ayarlamaları ile servet aktarımı, devlet mallarının taraftarlara peşkeş çekilmesi, siyasi mahkemeler, seçim hileleri ve seçimi kazanan tarafların değiştirilmesi, seçim sisteminin isabetsizliği yani alınan oy-oranı ile TBMM'de temsiliyet farkı, seçim sistem tartışmaları, dini değerlerin siyasette kullanılması, cami-ezan polemiği, örgün eğitimde din eğitimi, Arap harfleriyle eğitim, Kuran Kursları, dünkü-bugünkü siyasetin ortak konularıdır.
Demokrat Parti Yolun Sonuna Doğru
Başbakan Adnan Menderes’e göre, “Halk Partisi, ömrü boyunca dış tehlikeleri ileri sürerek içte tek parti, tek millet, tek şef idaresinin müdafaasını yapmış ve bu çeşit bir idareyi mütemadiyen bu esnede dayamıştır.”
1958 yılında önce muhalefet partileri iktidar karşısında güç birliği girişimlerinde bulundu. Bu çerçevede Cumhuriyetçi Millet Partisi ile Türkiye Köylü Partisi birleşerek Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) adını aldı.
CHP de bünyesine Hürriyet Partisini kattıktan bir süre sonra güç birliğinin esas ve hedeflerini belirten bir beyanname yayınladı. 1959 yılının ilk ayında toplanan 14. CHP Kurultayında kabul edilen “İlk Hedefler Beyannamesi” dönemin en önemli belgelerinden birisidir.
Muhalefetin, “İlk Hedefler Beyannamesi” ve “Milli Muhalefet Cephesi”ni oluşturmaya yönelik girişimleri iktidarı kızdırmış ve harekete geçirmişti. DP, buna tepki olarak “Vatan Cephesi”ni kurmuştu.
Bazı Konuşmalar[1]
İnönü, TBMM kürsüsünde konuşuyor (1959), öncelikle kendisinin ihtilâlden gelmiş bir neslin mensubu olduğunu, demokrasiye geçişin sancılı bir şekilde gerçekleştiğini, demokrasiden tekrar geriye dönüşü istemediklerini, ancak artık iktidardakilerin seçim yoluyla gitmek istemeyerek ihtilal heveslisi olduklarını ifade etmiştir.
İnönü’nün iktidara uyarı niteliğinde olan ve daha sonra çok tartışılacak olan “ben de sizi kurtaramam” şeklindeki sözleri şu bağlamda söylenmiştir:
“Eğer insan hakları yürütülmez, vatandaş hakları zorlanırsa, baskı rejimi kurulursa ihtilâl behemehâl olur. Şimdi arkadaşlar, şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilâl meşru bir haktır. Fakat ihtilâl aslında bir millet hayatının asla arzu etmeyeceği, çetin ve tehlikeli bir ameliyattır. Birçok memleketlerde görüyoruz. Çok iyi niyetlerle, vatanperver hislerle ihtilâl yaparak idare kuranlar, kurdukları idarenin ertesi gününden itibaren, kâbus içinde yaşarlar. Onlar muvaffak oldukları ihtilâl[i] normal bir demokratik rejime devredebilmek için imkân bulamazlar. Bulabilenler tarihte nadirdir. Biz bulduk işte. (Sağdan, bravo sesleri alkışlar) Ama bunu bulamayan memleket çok zarar görür. İhtilâl niçin yapılır? Eğer ihtilâl vatandaş için başka çıkar yol yoktur, kanaati zihinlere ve bütün müesseselere yerleşirse, meşru bir hak olarak kullanılacaktır. Bundan içtinap kabil değildir".
Tahkikat Komisyonunun kurulmasına dair bu karardan dokuz gün sonra, tahkikat komisyonlarının görev ve yetkilerini yeniden düzenleyen “Salâhiyetler Kanunu” kabul edilmiştir(27 Nisan 1960).
Bu Kanunun birinci maddesiyle, kanunların savcı ve hâkimlere verdiği tüm hak ve yetkiler tahkikat komisyonlarına da verilmişti.
"Selahiyetler Kanunu" İkinci maddesi tahkikat komisyonlarına;
(a) soruşturmanın selametle yürütülmesi amacıyla her türlü yayının yasaklanması,
(b) yayın yasağına uyulmaması durumunda süreli ya da süresiz yayınların basılmasının veya dağıtımının engellenmesi,
(c) yayınların toplatılması, yayının ertelenmesi ve matbaanın kapatılması,
(d) her türlü evrak, belge veya eşyaya el konulması,
(e) siyasi toplantı, gösteri veya benzeri faaliyetler hakkında tedbir ve kararın alınması,
(f) soruşturmanın gerektirdiği durumlarda Hükümetin tüm araçlarından yararlanılması yetkilerini vermekteydi. Kanunun diğer maddelerinde de tahkikat komisyonlarının aldığı tedbir ve kararlara muhalefet edenlere uygulanacak cezaların usul ve esasları düzenlenmiştir.
Tahkikat Komisyonu’nun üyeleri:
*
Türkiye'de Çok Partili Sistem öteden beri birçok araştırmanın konusudur. Herbir çalışma başka bir açıdan olaya yaklaşmaktadır[2].
Demokrat Parti Döneminde İktidar-Muhalefet İlişkileri (1950-1960)[3]," 1950 yılında yapılan genel seçimlerle iktidara gelen ve dört yıllık başarılı bir dönemden sonra, 1954 yılında büyük çoğunlukla iktidar olan DP, bazı iç ve dış sorunlar nedeniyle siyasi güç kaybına uğramış, 1957 yılında yapılan genel seçimlerden sonra ise özellikle muhalefetin baskıları, kurumlar arasındaki sorunları çözememesi nedeniyle, toplumsal çatışmalara engel olamamıştır. Demokrat Parti’nin her üç döneminde de iktidar muhalefet ilişkileri, kısa süren bahar havaları bir yana bırakılırsa, çok sert bir hava içinde geçmiştir".
"Demokrat Parti, beş yıl boyunca yaptığı muhalefet döneminde, Atatürk’ün son Başbakanı olan Celâl Bayar ve bu partiyi tercih eden Millî Mücadele’nin tanınmış simalarından, Mareşal M. Fevzi Çakmak, General Ali Fuad Cebesoy, Fahri Belen, Ali İhsan Sabis gibi kişilerin yanı sıra; Atatürk’ün özel doktoru olan Prof. Dr. Nihat Reşat Belger, ünlü yazar Halide Edib Adıvar, Cumhuriyet Gazetesi sahibi ve başyazarı Nadir Nadi Abalıoğlu, gibi birçok sivil aydını da yanına alarak partisini güçlendirmiştir".
Demokrat Parti, muhalefet döneminde kendi içindeki iç çekişmeleri ve radikal kişileri de, büyük siyasi kayıplar pahasına partiden uzaklaştırmakta sakınca görmeyerek, halka güven duygusu vermeye özen göstermiştir.
Kronolojik Demokrat Parti Tarihi [4],[5],[6],[7],[8]
*(Ahmet Dursun):7 Ocak 1946: Demokrat Parti; Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu.
*21 Temmuz 1946: Yapılan ilk çok partili seçimde CHP 396, ancak 16 ilde seçime girebilen DP 62, bağımsızlar ise 7 milletvekili çıkardı.
*18 Temmuz 1948: Demokrat Parti’den ayrılan, Kurtuluş Savaşı komutanlarından Mareşal Fevzi Çakmak ve Osman Bölükbaşı Millet Partisi'ni kurdu.
* 14 Mayıs 1950: Genel seçimlerde halk, CHP’nin 27 yıllık tek parti iktidarına son verdi. Seçimlerin sonucunda; Demokrat Parti %53.3 oy oranı ile TBMM’ye 408 milletvekili çıkardı. CHP %39.9 oranında oy almasına rağmen 69, MP ise 1 milletvekili ile temsil edildi.
*22 Mayıs 1950: Celal Bayar Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü cumhurbaşkanı oldu. Adnan Menderes başkanlığındaki ilk Demokrat Parti hükümeti kuruldu. Refik Koraltan da Meclis Başkanı olarak göreve başladı.
*6 Haziran 1950: DP hükümeti; Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve diğer bazı generalleri görevlerinden aldı.
*16 Haziran 1950: Demokrat Parti hükümeti, Arapça ezan okunma yasağını kaldırdı.
*5 Temmuz 1950: Radyodan dini program yayın yasağı kaldırıldı
*16 Eylül 1950: Türkiye'nin, NATO’ya girme başvurusu reddedildi.
*3 Eylül 1950: Belediye seçimlerinde, 600'ü aşkın CHP’li belediyeden 560'ı Demokrat Parti’nin eline geçti.
*25 Eylül 1950: General Tahsin Yazıcı komutasındaki 4500 kişilik bir tabur, tüm masraflar bize ait olmak üzere ve TBMM kararı olmaksızın Kore Savaşı’na gönderildi.
*3 Aralık 1950: Arap harfleriyle tedrisat yasağı kaldırıldı.
*12 Aralık 1950: Hükümet, CHP Genel Merkez Binası’na el koyarak Hazine’ye maletti.
*25 Temmuz 1951: Atatürk Kanunu 25 Temmuz 1951'de Meclis'te kabul edildi. Amaç, Atatürk devrimlerini korumak, Atatürk heykel ve anıtlarına saldırıların önüne geçmekti.
* 8 Ağustos 1951: Hükümet, Halkevleri’ne el koydu.
* 4 Kasım 1951: İlkokulların ders programlarına din derdi konuldu.
*12 Ocak 1952: ABD yönetimi, Marshall Planı çerçevesinde Türkiye'ye 58 milyon dolarlık askeri yardım yapılmasını onayladı. .
*21 Ocak 1952: Milli Savunma Bakanlığı, Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.
* 18 Şubat 1952: Türkiye, 18 Şubat’ta NATO'ya resmen üye oldu. Bunun neticesi olarak topraklarımıza ABD askeri üsleri kurulmaya başlandı.
* 18 Temmuz 1952: Türkiye, Cemiyet-i Akvam'a (Birleşmiş Milletler) elli altıncı üye olarak kabul edildi.
* 8 EKİM 1952: Balıkesir'e giden CHP lideri İnönü’yü Vali kent dışında karşılayarak, kente girmemesini, girerse olaylar çıkabileceğini ve kendisinin sorumluluk almayacağını belirtti. İnönü gezisinden vazgeçti.
*30 Mayıs 1953: Sovyetler Birliği hükümeti Türkiye'ye bir nota verdi. Türkiye'den toprak talebi olmadığını, dostluk ilişkisi kurmak istediklerini bildirdi.
* 8 Temmuz 1953: Millet Partisi irticai faaliyet gerekçesiyle kapatıldı, mallarına el kondu.
*14 Aralık 1953: Hükümet, CHP’nin menkul ve gayrı menkullerinin Hazineye devredilmesine yönelik yasayı çıkardı. CHP'nin Ulus Gazetesi’ne el konuldu.