Yaşar Nuri Öztürk'ün anısına

Hasan Çevik

24 Haziran 2016 Cuma 06:00

İlahiyat profesörü Yaşar Nuri Öztürk vefat etti!  Hem de doğum gününde..

Severdim kendisini. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

“Allah ile aldatılan olmayın” diye haykıran bir insandı, hatta bunun kitabını yazmıştı. Saygım gereği  ‘Allah ile aldatmak’ kitabından, bazı sözlerini hiç bir yorum katmadan sizlerle buluşturmak boynumun borcudur diye düşündüm ve bu makaleyi yazdım.  Bakınız neler söylemiş Yaşar Nuri Öztürk;

*Müslüman halklar ve özellikle Türk halkı aşın duygusal; Özellikle çok sevdiği dini söz konusu olduğunda...  

*Kur’an  ‘Allah ile aldatılmayın!’ ihtarında bulunuyor.  Neden? Çünkü Allah ile aldatılanların en büyük sorunu aldatıldıklarının farkında olamamalarıdır.  Derinden inandıkları ve içtenlikle teslim oldukları bir değer kendilerinin aleyhinde kullanılıyor. Bunu fark etmeleri kolay değildir. Daha önemlisi Allah ile aldatanlara karşı aklını kullanmıyor.  Allah ile aldatma zulmünün aşılması için sadece temel çare değil tek çare aklı işletmektir.

*Kur’an Allah aklını işletmeyenler üzerine pislik indirir (Yûnus 100) diyerek Allah ile aldatılma duygusallığının aşılması için, işletilen aklın kaçınılmaz olduğunu insanlığın vicdanına iletmiştir.

*Başka hiçbir kanıt olmasa sade bu olgu bile, laikliğin Kur’an’ın temel taleplerinden biri olduğunu göstermeye yeter. Çünkü aklın devrede olması ve işletilmesi için laiklik temel şarttır. Aksi halde duygu egemen kılınmak suretiyle din aklın önünü kesme aracı olarak kullanılır yani kitle Allah ile aldatılır.

*Türk halkı tıpkı birçok Müslüman halk gibi kutsallaştırılmış buyrukları din biliyor, onları yaşıyor. Bu durumu çok iyi bilen aldatma sektörleri Türk halkına sürekli dini-imanı kullanarak yaklaşıyor. Halkı daha ilk anda elsiz-dilsiz hale getirerek istediği şekilde ve istediği oranda aldatıp sömürüyor…

*Türk halkının en büyük zaafı dinini uyanma ve sorgulama aracı olarak değil de uyuma ve susma aracı olarak kullanmasıdır. Sadece Türk halkının değil bütün Müslümanların en büyük zaaflarından biri belki de birincisi işte budur.

*Allah ile aldatılmayı önlemenin tek çaresi Allah ile aldatmaya giden yolları tıkamaktır. Bu ana çareyi biraz ayrıntılarsak karşımıza şu üç alt başlık çıkar:

1. Dinin gerçeğini öğrenmek sahte dini dinsizliklerin en kötüsü bilmek bildirmek.  Sahte dini yaşamaktansa dinsiz kalmanın yeğlenmesi gerektiğini önemle ve ısrarla anlatıp belletmek…

2. Dinin saltanat ve siyaset aracı yapılmasını durdurmak yani laikliği esas almak.

3. Allah-insan arası bir değer ölçüsü olması gereken dindarlığı, insanlar arası bir değer ölçüsü olmaktan çıkarmak.

*Türkiye de bugün’ Allah ile aldatma dinciliği’nin ulaştığı ekonomik güç,  devletin gücünün çok üstünde. Bu gücün aşamayacağı tek karşı güç Türk ordusudur. Sebep ise ordunun silahlı bir kuvvet oluşudur.

*Türkiye de rejim kendisine açıkça kafa tutan bir karşı rejim oluşumuyla yüz yüzedir.  Resmî rejimin tek şansı ve avantajı TSK dır. ABD, AB ve içteki dinci gücün sürekli ve sistemli bir biçimde TSK ya vuruşunun hikmeti budur.

*Cumhuriyet tarihimizin en etkili bozguncu başları, dindar adam görüntüsü kullanarak tahribat yapmışlardır ve yapmaya devam etmektedirler.  Batı emperyalizmi de aleyhimizdeki yıkıcı faaliyetlerini bu dinci fesat başlarını kullanarak yürütmektedir

*Allah ile aldatma siyaseti,  itiraf edelim ki Türkiye düşmanlarınca umulanın ve beklenenin çok üstünde bir başarı göstermiş ve neredeyse amacına varma noktasına gelmiştir.

*Karşı devrim iki binli yılların başına kadar ancak ‘kısmî tahribat’ yapabilmişken AKP iktidarıyla ‘küllî tahribat’ sürecine geçilmiştir.  Bu süreç başarıya ulaşırsa Türkiye’nin 2023 yılında Cumhuriyetin kuruluşunu kutlamasına değil,  Atatürk Cumhuriyeti düşmanlarının ‘Cumhuriyet’in çöküşü’nü kutlamalarına tanık olabiliriz.

*İtalyan düşünür  Giordano Bruno  ne güzel söylemiş:  ‘Tanrı iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Allah ı kullanırlar’

*Türk siyasetinin sırasıyla; İmansızlıkları, gafletleri, dalâletleri, nefsaniyetleri, ciddiyetsizlikleri, tutarsızlıkları, kirlilikleri işi bu noktaya getirdi. O halde çözüm bu siyasetlerle olmaz.  Atatürk mirasını yeniden tez yapabilmenin şartlarının başına işi buraya getiren siyasetçilerin dışına çıkmayı koymak kaçınılmazdır. İlk ve zorunlu adım budur.

*Çare Muhammed ile Mustafa’ nın birlikteliğini tıpkı Kurtuluş Savasında olduğu gibi kurmaktır.

Yaşar Nuri Öztürk’ün ardından saygılarımla…

Hasan Çevik 22.06.16

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.