Allah kişi ile kalbi arasına girer Enfal\24
‘Ben yere göğe sığmadım; mümin kulumun kalbine sığdım’ (Hadisi Şerif)
‘Batın-ı Kalp ayine-i samed’dir’ (Bediüzzaman)
Kalbin içi temiz olursa insanın amelide güzel olur… Kalp Allah’ın aynasıdır… Rabbimizin penceresidir. Bu sebepten kirli, paslı düşünceleri himayesinde barındırmaz. Kalp menfi işleyişi ise nefisten alır…
Siret ve suret; Bu iki kavram hakkında birçok şey yazılmış ve söylenmiştir.
Bu iki kavramın manalarını çoğunuz biliyordur;
Siret, insanın maneviyatı, iç ahlakı ve tutmuş olduğu manevi yoldur.
Bir insanın ahlakı, karakteri, kişiliği, davranışı; Çoğu zamanda “nefis” olarak anlaşılır.
Suret ise görünüş ve biçimdir. İslam felsefesine göre ise de: “varlığın görünen yanı, beş duyu ile algılanan yönü.
Resim, fotoğraf, yüz, çehre olarak da anlaşılabilir.
Çok baba bir deyişle siret iç, suret dış’tır.
Halkımız “içi dışı bir” olmaktan söz eder ya işte bu halin kendisidir Siret ve Suret.
Konuyu böyle ortaya koyunca şunu söyleyebilirim;
Suret, siretin yansımasıdır. Bu en doğru haldir.
Ancak kişinin siretinin suretine yansıdığını her zaman anlamak mümkün değildir.
Gönlün arzu ettiği, her ikisinin de birbirini yansıtmış olmasıdır.
Bence, dünya tarihinde, siretin, sureti yansıttığı kesin olsaydı, zannediyorum ki birçok kötülük önlenirdi.
Kişinin suretine bakar, beş duyu ile onun iç dünyasını görür ve önlem alırdık. Ama olay her zaman bu kadar basit olmuyor.
Kötülük, iyilik, yardımseverlik, yardımlaşma duygusunun gelişmesi, cimrilik, hasetlik gibi duygular siretin vasıflarındandır. Eğer bu vasıflar, surete tam anlamıyla yansımış olsaydı, işler çok kolay olurdu.
Ancak, siretinde kötülük sıfatı olan insan, kötülük huyunu düzelteceğine, suretini düzeltmeyi daha kolay görüyor.
Kötü insan, siretini düzeltmekten çok, suretini düzeltmeyi tercih ediyor. Elbette bu da onun kötü karakterinden kaynaklanıyor.
Kötü insan içindeki şer duygularını dışarıya yansıtacak bütün köprüleri yıkıyor ve suretinin iyi görünmesine neden oluyor.
Bu nedenle, bazı kötülükler tebessümle gelir.
Ve yine bu nedenle, şeytan bazen çok güzel bir varlık olarak tasvir edilir.
Oysa şeytanın sireti suretine yansıyınca evrenin en çirkin yaratığı ortaya çıkar.
Bu yüzden insanın siretini kavramak için sadece görüntü yetmez. Sözler ve kelimeler yanıltıcı olabilir.
Kelimeler dilden çıkar, ama kelimelerin titreşimi kalpten gelir;
Kelimeler, yalan söyler ama bir anlamda gönül dediğimiz kalbin titreşimleri yalan söylemez.
Gördüklerimize, gönül gözüyle tekrar bakalım; gönül gözü ile baktığımızda görmediğimiz birçok şeyi de görmüş oluruz.
Hakikat, gözün gördüğü, kulağın duyduğu değil; bunlar surettir
Hakikat, sirettir.
Biz insan olarak belki de sireti anlamakta muktedir olmayabiliriz. Ancak Gerçek anlamda iman etmeyen ve Kitab’ın hükümlerini uygulamayan nankör ve yüzsüz insanlara, Allah’tan utanmadıkları ve bile bile isyan edip, doğruluk taslayarak yüzsüzlük yapanlara ceza olarak onların yüzlerini dümdüz edecek, yüzsüzlüklerinin cezası olarak onları yüzsüz hale koyacaktır. Allah, dilerse, nankörlerin cezasını bu dünyada vermeye başlar ve verdiği nimetleri geri alır. En güzel şekilde yarattığı insana en güzel yeri olan yüzün güzelliğini siler, suratını ensesine benzetir (4/Nisa, 47).
Eğer insan, yaratılış güzelliklerine (fıtratına) uymaz, sözlerin ve kanunların en güzeli olan Kitab’a tâbi olmazsa suratsız olmaktan korkmalıdır. Sireti bozuk olanların suratlarını da Allah bozacaktır; ahirette ve ibret olarak bazılarını bu dünyada. Örnek olarak, zikirden (Kuran’dan) yüz çevirenler, kıyamet günü kör olarak haşredileceklerdir (20/Taha, 124).
Sevgi Saygı Dua İle…