“Umut bin bir ayaklı, umut güneşte saklı.
Umut edenler haklı, umut insanın hakkı.”
Bu dizeler Nâzım’ın ruhundan boşuna dökülmemiştir. Bizler de Nâzım ’a kulak vererek umut etmek, en azından var olan umudumuzu yitirmemek istiyoruz.
Ülkenin içinde bulunduğu kaotik durum nedeniyle ne yazık ki hepimiz umutsuzuz, bıkkınız, üzgünüz… Ülkede güzel bir gelecek düşleyen herkes gibi bizler de kâbus dolu günler yaşıyoruz. Tüm değerlerimiz Arap kültürüne âşık bir iktidar tarafından yozlaştırılıyor ama biz buna “Dur!” bile diyemiyoruz. Öyle ki bu yozlaşma ‘çocuk tecavüzü ’nü hoş görebilecek hatta savunabilecek noktalara kadar getirilmiş, heykeller müstehcenlik gerekçesiyle ya kırılıyor ya da kaldırılıyor durumda. Sanata ve sanatçıya saygı sadece yandaşlık boyutunda… Gerçekten ülkemiz adına acı günler, utanç duyduğumuz ve duyacağımız dönemler yaşıyoruz.
Yine de Nâzım gibi düşünüyor
“Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak.
Unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak” diyor ve ekliyoruz;
“Güzel günler göreceğiz çocuklar. Motorları maviliklere süreceğiz..
Çocuklar inanın, inanın çocuklar. Güzel günler göreceğiz güneşli günler…”
Önemli yazarlarımızdan olan Sabahattin Ali, 1933 yılında Sinop cezaevindeyken Edip Akbayram'dan da çok severek dinlediğimiz ‘Aldırma Gönül’ şiirini yazmıştır.
“Dışarda deli dalgalar, dönüp duvarları yalar, seni bu sesler oyalar, aldırma gönül aldırma” sözleriyle hepimize yol gösterici olmuştur.
Kendisi Köy enstitülerinde hocalık yaparken öğrencilere edebiyat sevgisi aşılamış ancak iftiraya uğramış, 'çocuklara komünistlik öğretiyor' suçlaması ile hapse atılmıştır. Ömrü hapishanelerde çile çekerek geçmiş olan yazar dışarıdayken de fakirlikle boğuşmak zorunda kalmıştır.
Yaşamının son yıllarını karpuz hamallığı yaparak geçiren Sabahattin Ali, Bulgaristan'a kaçmak isterken bir kaçakçı tarafından hunharca öldürülmüştür. Katili ise sadece 4 yıl hapis yatmış af ile salıverilmiştir. Bugüne kadar kim halk için hayat için insanca yaşam için bir şeyler yapmışsa ya idam edilmiş ya da yaşadığına pişman ettirilmiştir. İhanet içinde olanlar ise yurdum insanı tarafından hep ödüllendirilmiştir. İşte böyle bir adaleti var maalesef bu toprakların!
Bu kervana nice Denizler, Yusuflar, Hüseyinler eklenmiştir.
Güzel ülkemde insanlık adına bir şeyler yapmak, herkesi kucaklamak ateşten gömlektir giymesini bilene...
Bizler her şeye rağmen Nazımca 'Güzel günler göreceğiz çocuklar' Sabahattin Ali'ce 'Başın öne eğilmesin' demeliyiz, demek zorundayız. Çünkü bu bir var oluş ya da yok oluş meselesidir.
Emin olunuz ki yarınlar aydınlık yüzlü insanların olacaktır, yüzünü karanlığa çevirmiş olanların değil…