Önce Atatürk Hava Limanındaki menfur olayda (28.06.2016-saat 21.22, 48 vefat,250 yaralı) şehitlere Allahtan rahmet, yaralılara şifalar, ailelerine sabırlar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.
Bu olayın, ilişkilerimizin bozuk olduğu Rusya ve İsrail ile münasebetlerin normalleştiği günde vuku bulması ayrıca anlamlıdır. Bir dünya şehri olan İstanbul Hava Meydanındaki bu olay Türkiye'ye olduğu gibi dünyaya da bir mesaj vermektedir. Daha önce Paris ve Belçika'daki olaylarda olduğu gibi.
Bir çatışmaya hedef ve bir savaş ortamında olduğumuz malum. Ne yazık ki bu olayları beklemek durumundayız. Elbette istihbari ve güvenlik tedbirleri alınacaktır. Ama ne olursa olsun, kış hükmünü icra edecektir.
Bölgenin huzur ve güveni artık sadece Türkiye'nin elinde değildir. Türkiye millet ve toprak bütünlüğünü korumak siyaseti içindedir. Bu nedenle yürütmekte olduğu dış siyaseti gözden geçirmekte ve yeniden düzenlemekte, bozulan ilişkileri düzeltmek zaruretindedir. Bir o kadar iç siyasette de revizyona gerek vardır.
Türkiye bu konjonktür içinde iç siyasetinde otoriterliğe geçmekte ve bu da kaygıya yol açmaktadır. Bir yanda, yaşamsal demokratik haklar kısıtlanmakta ve öte yandan mevcut resmi yaşam tarzında gedikler açılmakta ve adeta rejim değişikliğini düşündüren değişimlere gidilmektedir. Bu iç siyaset, içerde de bir ayrışma yaratmaktadır. Bu çekişme ortamında bazı uygulamaları ertelemek herhalde daha isabetli olacaktır.
*
Türkiye'nin toplum ve toprak bütünlüğü tehdit/tehlike altındadır. Bir asır önce yine bu topraklarda (o zaman Osmanlı topraklarında) savaş vardı ve "Memalik-i Osmanî" bölüşülüyordu. Bir asır sonra bölüşmenin memnuniyetsizliği ve kurulan devletlerin kendi içlerindeki ve birbirleriyle olan çatışmaları bitmedi. Üstelik bir de İsrail devreye girdi ve emperyalistlerin Bölge Karakolu olarak işlev görmektedir.
Dünya yeniden bölüşülmekte ve Irakta Saddam'ın devrilmesi/asılması sonrasındaki savaş hali genişleyerek devam etmektedir. Bölge devletleri sınırlarını ve hanedanlık hakimiyetlerini korumak, Süper Güçlerin Koalisyonu da bölgeyi yeniden dizayn etmek istemektedir. Şartlı işbirlikleri devam etmekte ve aniden dengeler değişmektedir.
Ortadoğu'da koçbaşı bir örgüt peydahlanmış, sömürgen güçlerce desteklenmiş, bölge devletleri onlara destek olmuş, DAEŞ örgütü yaratılmıştır. Bununla bölge devletlerinin asayişi ve giderek güvenlikleri bozulmuş ve topraklarında egemenlikleri tartışmalı ve çatışmalı duruma gelmiştir.
Uygulanan bu projenin adı BOP'tur ve Sayın Cumhurbaşkanımız da onun Eşbaşkanı'dır.
Irak ve Suriye'deki savaşlar, bölünme, haliyle Türkiye'yi de etkilemektedir. Irak ve Suriye'nin Türkiye sınırlarında Kürt nüfus yerleşiktir. Türkiye, Kürtlerin siyasi bir statü kazanmalarına karşıdır. Kendisinde meskûn bulunan asıl Kürt nüfus çoğunluğunun bundan etkilenerek statü taleplerini red etmektedir. Çevresinde bunun gerçekleşmesini kendisine tehdit görmekte ve buna karşı çıkmaktadır. Bu nedenle, Türkiye açısından DAEŞ, ittifak içinde tehdit olurken, Kürt sorunu/tehdidi nedeniyle de müttefik durumuna gelmektedir.
Türkiye bu nizalı, zıt dengeyi gözeterek savaş-koalisyonunu idare etmekte ve hatta isteklerini desteklemelerini talep etmekte, siyaset geliştirmektedir. Bir unsur, hem düşman ve hem de müttefik/taşeron durumundadır. Bu zor bir dengedir ve olmadı. Elin gözü var, kamerası var, hepsi tespitlidir.
Sonra Türkiye'nin içinde, Türkiye uçakları kendi şehirlerini ve topraklarını bombalamakta, şehirler tank ve toplarla tahrip ve imha edilmekte, molozları derelere doldurulmakta, sivil halk ölmekte, göçe mecbur kalmaktadır. İnsan hakları ihlal edilmekte ve savaş suçlarının işlendiği iddia edilmekte, BM İnsan Hakları Komisyon Başkanı mükerreren yerinde inceleme izni istemekte ve fakat verilmemektedir.
Suriye toprağında, Türkiye-Suriye sınırı kontrola alındıkça Türkiye ve DAEŞ zora düştüler. DAEŞ önceki gibi yardım ve destek alamayınca Türkiye'ye karşı tavır aldı, önce ikaz eylemleri ve sonra da katliamlar yapmağa başladı.
Türkiye'nin içinde de çok sayıda vatandaş IŞİD'e üye oldu, teşkilatlandı ve güvenlik güçleri yeteri kadar olmasa da bunlara karşı operasyonlar yaptılar. Uyuyan hücreler şimdi uyanmış ve sanki cephe gerisindeki güçler gibi işlev görmektedirler.
Türkiye-DAEŞ ilişkisinin daha da bozulacağı beklenmektedir.
IŞİD, Fransa, Almanya, Mısır, Yemen, Tunus, ABD, İngiltere'nin de aralarında bulunduğu bir çok ülkede terör eylemi yaptı. En kanlı eylemleri Fransa ve Türkiye'de oldu.
*
IŞİD mi? DEAŞ mı?
Terör örgütü IŞİD'in farklı isimlerle anılmasının nedeni, adında İslam kelimesinin geçmesi. IŞİD'in İslam'la ilgisi olmadığını vurgulamak için Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu olmak üzere birçok siyasi DEAŞ kısaltmasını kullanmayı tercih ediyor. Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) yerine örgütün okunuşu olan "Da'iş"in Latin alfabesine göre olan kısaltması olan DAEŞ tercih ediliyor.
Erdoğan: "DAEŞ ülkemiz için bir tehdittir"
Katıldığı bir canlı yayın programında gündemi değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, örgüte IŞİD yerine DAEŞ demişti. Erdoğan: "DAEŞ ülkemiz için bir tehdittir. Ülkemiz içinde ve sınırlarımızda bir tehdittir. Bizimde koalisyon güçleri ile birlikte bir operasyon yapmamız söz konusu."
*
IŞİD'İN TÜRKİYE'YE KARŞI SALDIRILARI
DEAŞ ya da diğer adıyla IŞİD'in Türkiye'de 12 eylem yapmıştır. Musul Konsolosluk personelinin rehin alınması da eklenince sayı 13 olmaktadır:
1- Reyhanlı'ya bombalı saldırı (11 Mayıs 2013)
Türkiye'de, IŞİD eylemiyle ilk kez Hatay'ın Reyhanlı İlçesi'nde 52 kişinin ölümüne ve 146 kişinin yaralanmasına neden oldu.
2- Niğde'de IŞİD'liler ile çatışma (20 Mart 2014)
Niğde'nin Ulukışla ilçesinde 20 Mart 2014 günü İsviçre vatandaşı Çendrim Ramadani, Almanya vatandaşı Benyamin Xu ve Makedonya vatandaşı Muhammed Zakiri, yol çevirmesi sırasında jandarmaya ateş açtı. Saldırıda jandarma astsubay Adil Kozanoğlu ve polis memuru Adem Çoban öldü, kamyon sürücüsü Turan Yaşar hayatını kaybetti, 7 asker ve yolcu otobüsündeki 1 kişi de yaralandı.
3- Musul konsolosluğu baskını (11 Haziran 2014)
IŞİD, Türkiye'yi bu kez Irak'ta hedef aldı. Musul Konsolosluğu'nu basıp 49 kişiyi rehin alan terör örgütü 101 gün 15'i konsolosluk çalışanı ve 30 özel harekâtçıyı rehin tuttu. Rehine krizi 3 ay sonra pazarlıkla çözüldü.
4- Sultanahmet'te bombalı saldırı (6 Ocak 2015)
IŞİD'in büyük kentlerde eylem yapabileceğine dair istihbaratlar artarken Sultanahmet'teki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Turizm Şube Müdürlüğü'ne canlı bombalı saldırı düzenlendi. Olayda bir polis memuru şehit oldu.
5-6- Adana ve Mersin'de HDP'ye bomba (18 Mayıs 2015)
07 Haziran seçimlerine az zaman kala HDP'nin Adana ve Mersin il binalarında eş zamanlı bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıyı Savaş Y.’nin gerçekleştirdiği belirlendi. Savaş Y.'nin IŞİD bağlantıları da ortaya çıkarıldı.
7- HDP Diyarbakır mitingine saldırı (5 Haziran 2015)
Seçime bir gün kala ise HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın konuşma yaptığı Diyarbakır mitinginde art arda iki bomba patladı. 4 kişi öldü, 402 kişi yaralandı. Saldırının failinin Gaziantepli Orhan G. olduğu belirlendi.
8- Suruç katliamı (20 Temmuz 2015)
Urfa'nın Suruç ilçesinde 32 kişi katliamda hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, DAEŞ "DAEŞ ülkemiz için bir tehdittir. Ülkemiz içinde ve sınırlarımızda bir tehdittir" dedi.
9- Sultanahmet saldırısı (12 Ocak 2106)
İstanbul Sultanahmet'teki Alman Çeşmesi'nin önündeki Alman turist grubunu hedef alan IŞİD militanı canlı bomba eyleminde 10 kişi öldü, 15 kişi de yaralandı. Saldırganın Suriye uyruklu Suudi Arabistan kökenli olduğu belirlendi. 28 yaşındaki canlı bombanın ismi Nabil Fadlı olarak açıklandı. Sultanahmet Meydanı'nı kana bulayan IŞİD'in son eylemi tüm dünyadan tepki aldı.
10- Ankara/Gar Meydanı canlı bomba katliamı (10 Ekim 2015)
Ankara Garı kavşağında düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ölümcül bombalı intihar saldırısı.10 Ekim 2015 saat 10:04 'de DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği, TMMOB, HDPve pek çok sivil toplum örgütünün katılımıyla Barış Mitingi düzenlendi. Fakat yürüyüş başlamadan yürüyüş alanına kortej hâlinde ilerleyen grupların bulunduğu Gar/İstasyon kavşağında, 3 saniye arayla 2 patlama gerçekleşti, yüzle kişi vefat etti, yüzlercesi yararlandı.
11- İstanbul/Beyoğlu İstiklal Caddesi canlı bomba saldırısı (20 Mart 2016)
20 Mart 2016 günü Taksim İstiklal Caddesi üzerindeki Beyoğlu Kaymakamlığı’na yakın bir noktada saat 11.00’de canlı bomba saldırısı gerçekleşti. Meydana gelen patlama sonucu biri canlı bomba 5 kişi yaşamını yitirdi, 7’si ağır 36 kişi yaralandı. Canlı bomba 1992 Gaziantep doğumlu IŞİD üyesi Mehmet Öztürk olduğu belirlendi. Kendi ismine kayıtlı telefonun sinyali bölgede tespit edilen Öztürk, bir süre takip ettiği turist grubunun ortasında pimi çekti. 1992 Gaziantep doğumlu Mehmet Öztürk'ün ailesi oğullarını teşhis etti.
Gaziantep Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Vergi Dairesi, Kamil Ocak Stadyumu ile iş merkezlerinin ve birçok etkinliğin gerçekleştirildiği Demokrasi Meydanı'nın bulunduğu bölgede yer alan Emniyet Müdürlüğü ile Emniyet Müdürlüğü ek binasının bulunduğu yolda 01 Mayıs 2016 tarihinde saat 09.20'de patlama meydana geldi, 2 kişi şehit oldu 23 kişi yaralandı.
13- İstanbul Atatürk Hava alanı canlı bomba ve silahla tarama katliamı (28.06.2016)
Atatürk Havalimanı'nda Dış Hatlar Terminali'nde, saat 21.22 sıralarında dış hatla gidiş, dış hatlar geliş ve havalimanının otoparkı olmak üzere 3 ayrı noktada patlama meydana geldi. İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada 42 kişi hayatını kaybetti, 238 kişi yaralandı.
Dış Hatlar gidişteki patlama Rus milli havayolu şirketi Aeroflot'un ofisinin ve check-in işlemlerinin yapıldığı bankonun önünde meydana geldi.
Cenazeler sahiplerine verildi, kopan uzuvlar ve tanınmayan cesetler var.
Kısa sürede Havaalanı hizmete açıldı. THY, yolcuları mağdur etmeyecek düzenlemeler yaptı.
TBMM, bu olayın araştırılmasını isteyen önergeyi red etti ve Yüksek Yargı Organlarının yeniden tanzimi kanununu görüşmeğe devam etti.
Katliam eylemini DEAŞ henüz üstlenmedi ama işaretler onu göstermektedir.
*