Partisini ülkesinden çok sevenler

Doğan Gülbasar

08 Temmuz 2016 Cuma 06:00

 

Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi partilerinin tümünün tüzüğünde programlarında öncelik ülkedir.

Zaten siyasi partiler ülkenin daha gelişmiş ve müreffeh hale gelmesi amacıyla kurulur ve çalışırlar. Yani ülkeye hizmette örgütlü bir yapıdır siyasi partiler.

Kısacası hizmet için bir araçtır.

Ancak Türkiye’de parti fanatizmi taraftar fanatizmine rahmet okutacak hale gelmiştir. Araçtan çıkıp amaç haline gelmiştir siyasi partiler.

Oysa ki aslonan ülkedir. Zaten demokrasilerde çok partililik vazgeçilmez bir unsur olup, halka seçme sanşı sunmak amaçlanmıştır. Yani seçmen bir partinin icraatlarını beğenmediğinde değiştirebilme hakkına sahiptir.

Fakat parti fanatizmi öylesine bir noktaya ulaştırmıştır ki seçmen adeta kemikleşmiş, dinini değiştirebilecek partisinden vazgeçmeyecek hale gelmiştir. Bu durum demokrasinin gelişimi açısından da sakıncalıdır. Halkın böyle bir hale gelmesinde siyasi liderlerin seçmenini kemikleştirmek için ayrımcı, ötekileştirici bir dil kullanmasının rolü büyüktür.

Ülkede ortam böyle olunca demokrasinin gelişmesinin de önü kapatılmaktadır.

Türkiye’de herhangi bir gündem oluştuğunda herkes kendi siyasi penceresinden olayı yorumlamakta ona göre tavır takınmaktadır. Siyasi pencere ise son yıllarda siyasi kültürden beslenmemekte, sadece liderin söyledikleri ve partinin savunduğu görüşlerden ibaret olmaktadır.

Durum bu olunca seçmen açısından siyasi partisinin varlığı neredeyse ülkenin menfaatlerinin de üzerine çıkmıştır.

Lider ve siyasi parti kutsanmakta, savunduğu görüşün dışında fikir beyan edenlerse hemen “hain”, “işbirlikçi”, “terörist”, “dış güçlerin maşası” gibi suçlamalarla yaftalanmaktadır.

Bir siyasi anlayışa karşı olmak başka, ülkenin varlığına düşman olmak başka bir şeydir.

Ülke menfaatlerinin karşısında olmak hainliktir. İktidarda bile olsa herhangi bir siyasi partinin politikalarına karşı olmak ise en fazla “muhalif” olmakla itham edilebilir. Bu durum evsensel değerlere göre “fikir özgürlüğü” kapsamında değerlendirilebilir.

Zaten demokrasinin özünde farklı görüşler vardır. Ben herkes gibi düşünmek zorunda değilim. Bir başkası da benim gibi düşünmek zorunda değil.

Hepimiz aynı düşüneceksek demokrasiye ihtiyaç yoktur.

Hepimiz bir kez daha düşünmeli ve fikirlerini savunduğumuz partiyi ülkemizin önünde tutmamalıyız. Başta da dediğim gibi partiler sadece ülkeye hizmette birer örgütlü yapıdır.

Önce Türkiye sonra siyasi görüşlerimiz...

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.