Milli Ant (Mİsak-ı Milli), Milli Mücadeleninin temel belgelerinden birisidir. Mustafa Kemal Atatürk, bu belgenin anlamını ve önemini, yazıp-irad ettiği "Nutuk" adlı esrinde ayrıntılı olarak anlatmaktadır.
Bilindiği gibi bu belgede belirlenen ve hedeflenen Milli Sınırlar içinde Kerkük ve Musul vardır. Savaş sonrasında İngilizlerle yapılan Anlaşmada buralar terk edildi.
Lozan Antlaşmasında bu konuda çokça münakaşa yapıldı. Milli sınırlar; "Türkler ve Kürtlerle meskûn olan ata toprağı" olarak belirlendi. Lord Curzon görüşmelerde, "Kürtlerin konferansta olmadıklarını" söyleyince İsmet İnönü, "Ben Türklerin ve Kürtlerin temsilcisiyim" demiş ve konu kapanmıştı.
Bugünkü Türkiye siyasetinde de Milli Misak önemli bir konu olarak gündeme gelmekte ve tartışılmaktadır. Bilindiği gibi Misak-ı Milli, Osmanlı Mebusan Meclisinde 28 Ocak 192 'de oybirliği ile kabul ve 17 Şubat 1920 tarihinde ilan edilmiştir.
Misak-ı Millî'nin Kabulü-ilanı (İstanbul 28 Ocak 1920)[1]
Sivas Kongresi kararlarının görüşülmesi sırasında Mustafa Kemal Paşa'ya bağlı genç mebusların baskısıyla Kongre kararları onaylandı. 28 Ocak 1920'de oybirliği ile altı maddelik Misak-ı Millî’yi kabul etti.
Misak-ı Millî'nin Maddeleri[2] Madde 1. Osmanlı Devleti’nin, özellikle Arap çoğunluğunun yerleşmiş olduğu, 30 Ekim 1918 günkü Silâh Bırakışımı [Mondros Mütarekesi] yapıldığı sırada, düşman ordularının işgali altında kalan kesimlerinin [o sırada Hatay ve Musul bölgesi Türk egemenliği altında idi] geleceğinin, halklarının serbestçe açıklayacakları oy uyarınca belirlenmesi gerekir; söz konusu Silâh Bırakışımı çizgisi içinde, din, soy ve amaç birliği bakımlarından birbirine bağlı olan, karşılıklı saygı ve özveri duyguları besleyen soy ve toplum ilişkileri ile çevrelerinin koşullarına saygılı Osmanlı İslâm çoğunluğunun yerleşmiş bulunduğu kesimlerin tümü, ister bir eylem, ister bir hükümle olsun hiç bir nedenle, birbirinden ayrılamayacak bir bütündür. Madde 2. Halkı, özgürlüğe kavuşunca, oylarıyla Anavatana katılmış olan üç il [Elviye-i Selâse yani Kars, Ardahan ve Batum Livaları] için gerekirse yeniden halkın serbest oyuna başvurulmasını kabul ederiz. Madde 3. Türkiye ile yapılacak barışa değin ertelenen Batı Trakya'nın hukuksal durumunun belirlenmesi de, halkının özgürce açıklayacağı oya göre olmalıdır. Madde 4. İslâm Halifeliğinin ve Yüce Saltanatın merkezi ve Osmanlı Hükümetinin başkenti olan İstanbul kenti ile Marmara Denizinin güvenliği her türlü tehlikeden uzak tutulmalıdır. Bu ilke saklı kalmak koşulu ile, Akdeniz ve Karadeniz Boğazlarının dünya ticaret ve ulaşımına açılması konusunda, bizimle birlikte, öteki tüm Devletlerin oybirliği ile verecekleri karar geçerlidir. Madde 5. Müttefik Devletler ile düşmanları ve onların kimi ortakları arasında yapılan antlaşmalardaki ilkeler çerçevesinde, azınlıkların hakları, komşu ülkelerdeki Müslüman hakların da özdeş haklardan yararlanması umudu ile bizce de benimsenip güvence altına alınacaktır. Madde 6. Ulusal ve ekonomik gelişmemize olanak bulunması ve daha çağdaş biçimde, düzenli bir yönetimle işlerin yürütülmesini başarmak için, her devlet gibi, bizim de gelişmemiz koşullarının sağlanmasında, bütünüyle bağımsızlığa ve özgürlüğe kavuşmamız ana ilkesi varlık ve geleceğimizin temelidir. Bu nedenle siyasal, yargısal, parasal vb. alanlarda gelişmemizi önleyici sınırlamalara [Kapitülasyonlar] karşıyız. Saptanacak borçlarımızın ödenmesi koşulları da bu ilkelere aykırı olmayacaktır. |
1. Misak-ı millî sınırları 2. Günümüz Türkiye sınırları
Misakı Milli'nin Önemi[3]
1. Mondros Ant. İmzalandığı zaman düşmen işgali altında bulunan Arap topraklarının geleceği bölge halkının vereceği karara bağlı olacaktır.
2. Antlaşma imzalandığında Türk ordusunca korunan ve düşmen işgaline uğramamış olan topraklar bir bütündür asla bölünemez.
• İlk kez Erzurum Kongresi’nde ifade edilmiş ve Sivas Kongresi’nde de kabul edilmiş olan “Milli Sınırlar” bu madde ile açıklanmıştır.
• Vatanın bölünmez bütün olduğu ifade edilerek işgallerin tanınmayacağı belirtilmiştir.
3. Yurttan koparılmak istenen Kars, Ardahan ve Batum için gerekirse tekrar halk oylaması yapılmalıdır.
• Kurtuluş Savaşı sırasında halk oylaması öneren ilk belgedir.
• Wilson ilkelerine uygun bir karardır.
4. İstanbul ve Marmara’nın güvenliği sağlandığı takdirde İstanbul ve Çanakkale Boğazları ticari ulaşıma açılacaktır. Ancak bu konuyla ilgili devletlerin oy birliğine gitmeleri gerekmektedir.
• Kurtuluş Savaşı sırasında Boğazlar ile ilgili olarak alınan ilk karardır.
5. Azınlıkların hakları komşu ülkelerde ki Müslüman halka tanınan haklar oranında güvenlik altına alınacaktır.
• İlk kez sınırlar dışındaki Türk halkının hakları gündeme getirilip bu konuda karar alındı.
6. Milli ve ekonomik gelişmemizi engelleyen imtiyazlar kaldırılmalıdır.
• İlk kez kapitülasyonların kaldırılması yönünde bir karar alındı.
– Milli sınırların ne anlama geldiği açıkça ifade edilmiştir.
– Siyasî, askeri ve ekonomik isteklerle tam bağımsızlık istendiği açıkça vurgulanmıştır.
– Milli egemenlik hariç, Sivas ve Erzurum Kongrelerinde alınan kararlar ve M. Kemal’in fikirleri Osmanlı Parlamentosunca da kabul edilmiştir.
– Alınan kararlar TBMM tarafından uygulanmıştır.
– Milli Mücadele’nin siyasî programı belirlenmiştir.
İstanbul'un işgali
İtilaf Devletleri Misak-ı Milli'nin kabul edilmesinden sonra, Sevr Antlaşması'nı Osmanlı hükümetine kabul ettirmek amacıyla 16 Mart 1920'de İstanbul’u resmen işgal ettiler. Meclis buna rağmen 18 Mart'ta son bir kez daha toplandı. Bu son oturumda da çalışmalara ara verildi. Meclis İtilaf Devletleri tarafından basılınca, VI. Dönem Meclisi Mebusan padişah tarafından 11 Nisan 1920'de dağıtıldı.
Son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ındaki mebusların arasındaki tek Gayrimüslim vekil İstanbul mebusu Mişon Ventura'dır.