(Özerklik/Eyalet Veya Federasyon)
Prens Sabahaddin yaşamı ve eylemleri
Mehmet Sabahaddin[1], Prens Sabahaddin[2] (d.13 Şubat 1879, İstanbul- ö.30 Haziran 1948, Neuchâtel Kantonu, İsviçre), siyasetçi ve düşünür.Osmanlı padişahlarından Sultan Abdülmecit'in torunu, V. Murat, II. Abdülhamit, V. Mehmet ve VI. Mehmed'in yeğenidir.Cenazesi 1951 yılında İsviçreden getirilerek Eyüp Sultanda, Babasının mearının yanına gömülmüştür[3].
Prens Sabahaddin[4], 1902’de başarısız bir darbe girişimi yaptı. 1906’da Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'ni kurdu. Cemiyetin yayın organı olarak çalışan “Terakki” dergisini yayımlayarak, yönetimde adem-i merkeziyet ve iktisatta "teşebbüs-i şahsi" ilkelerini savundu. Bu aylık dergi, iki yıl kadar süreyle yayımlandı. Dergide ifade edilen görüşler imparatorluktaki azınlıklar ve tüccarlar arasında taraftar buldu. Derneğin İstanbul, İzmir, Alanya ve Şam’da şubeleri açıldı.
Prens Sabahaddinin kurduğu(1906) “Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti”nin’ programı[5]:
-Siyasi ıslahat yapılarak yerinden yönetim sağlanacaktır.
-Vilayet meclisi üyeleri halk tarafından seçilecektir.
-Merkezde halk tarafından seçilecek bir meclis teşkil edilecektir.
-Osmanlı halkının hak eşitliği sağlanacaktır.
-Yerel yöneticiler halkın nüfus dağılımına uygun olarak farklı etnik ve dini oranlara göre seçilecektir.
Prens Sabahaddin, 31 Mart olayında payı olmakla suçlandı, tutuklandı ve Cemiyet kapatıldı. Mahmut Şevket Paşa ve Hurşit Paşa’nın aracılığı ile serbest bırakıldı. Ancak daha sonra bu olayla ilişkisi var suçuyla gıyabında idama mahkûm edilince tekrar yurtdışına kaçtı.
Prens Sabahaddin, Anadolu’daki Milli Mücadeleyi destekledi. Cumhuriyetin ilanından sonra (1924) hanedan üyelerinin sürgüne gönderilmesi nedeniyle yurt dışına çıktı [6].
Abdulkadir Menek[7], Prens Sabahaddin ile onun yaşamını ve mücadelesini, fikirlerini, Osmanlı Ahrar Fırkası ile ilişkisini anlatmaktadır:
Prens Sabahaddinin babası eski Adliye Nazırı Mahmut Celaleddin Paşa'nın Sultan Abdülhamid ile arası bozulunca, babası ve kardeşi ile birlikte Paris’e yerleşti. Paris’te Jön Türklere katıldı.
Paris’te 1902’de yapılan İttihat ve Terakki Kongresinde, cemiyetten ayrıldı ve ’Teşebbüs-ü Şahsi ve Âdem-i Merkeziyet Cemiyeti’’ni kurdu. İTC, bu bölünmeden sonra Ahmet Rıza grubunun kontrolüne girdi. Ahmet Rıza ve grubu devletçi modeli, Prens Sabahaddin ise liberal görüşleri savundular.
Daha sonra Ziya Gökalp bu tartışmaya katılarak Türkçü, İslam, Garp Medeniyetinden, Merkeziyetçi bir Devlet Sistemi önerdi ve fikirleri Cumhuriyet boyunca uygulandı. Hatta Mustafa Kemal Paşa, "benim iki babam vardır, biri Ali Rıza Efendi ve diğeri Ziya Gökalp'tır. Biri etimin ve kemiğimin babası ve diğeri fikirlerimin babasıdır" demiştir.
Ahmet Rıza Bey'in aşağıda özetlenen fikirleri, İttihat ve Terakki ile Tek Parti yönetimlerinin uygulamalarının kaynağıdır.
"Ahmet Rıza Bey, 1857’de İstanbul'da doğdu. Babası Hariciye memuruydu. 1889’da Paris’e tarım tahsili için gidiyor ancak orda kalarak Auguste Comte'dan Pozitivizmi inceleyerek etkisinde kalıyor. 1895 Ermeni olayları üzerine artan özgürlükçü faaliyetle birlikte Meşveret Gazetesini çıkarıyor. Ahmet Rıza İttihat ve Terakki Partisi’nin Paris şubesinin de başkanıdır.
"Ahmet Rıza iki temel gücün etkisi altındaydı. Auguste Comte’un pozitivist felsefesi ve Türk milliyetçiliği. Hayalperest olarak algılanırdı. Amacı; İmparatorluk dâhilindeki Hristiyan ve Müslüman bütün ırkları bir “Yeni Millet” halinde birleştirmek ve Fransa’ model alıp merkezi bir hükümet kurmaktı. Askeri gücü sayesinde Avrupa’nın müdahalesine karşı korunmuş, bütün ırkların bileşiminden kurulu “Yeni Osmanlı” İmparatorluğu düşlerdi.
"O da Prens Sabahaddin gibi hanedanı birleştirici güç olarak görmekte ve Padişah’ın Anayasa aracılığıyla kısıtlanmasını istemekteydi. Sabahaddin’den ayrı olarak iyi Osmanlılar yani iyi Türkler tarafından yönetilecek olan merkezi hükümet istiyordu. Ancak bu istek sistemik değil duygusaldır.
"Osmanlı halklarını dize getirip ister istemez Türkleştirmekle herşey düzelirdi. İyi bir hükümet ve adil muamele geri getirilsin, Adem-i Merkeziyetçilik benzeri saçmalıklar kendiliğinden yok olacaktı. “Özerklik" vatana ihanettir, bölünmedir. Hıristiyan vatandaşlarımız Osmanlılaştırılacaktır.
"Anayasanın ilanıyla yurda dönen Ahmet Rıza bir süre Meclis-i Mebusan başkanlığını yürüttü. Cemiyet üzerindeki etkisi gittikçe azalmış ve nihayetinde 1910’da merkez komiteden çıkarılmıştır. 1919’da Mustafa Kemal’in isteğiyle Milli Mücadele’nin propagandasını yapmak üzere Paris’e giden Ahmet Rıza 1922 yılına kadar etkili bir propaganda faaliyeti yürütmüştür. Son olarak Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla İstanbul’a dönmüş ve 1930’da ölümüne dek aktif politikadan uzak bir yaşam sürmüştür"[8].
Ziya Gökalp ve Prens Sabahaddin
İkisi de Fransa'da eğitim görmüş ve fakat zıt fikirleri savunan iki düşünür ve sosyolog olan Ziya Gökalp ile Prens Sabahaddin arasındaki ilişki şöylece özetlenmiştir[9]:
" Bu nedenledir ki Türk aydınları, Batılı aydınlar gibi benzer nedenlerle sosyolojiyi, toplumsal sorunları çözmenin bir aracı olarak görecekler ve önemli sosyolojik çalışmalara yöneleceklerdir. Bu tür sosyolojik çalışmalar yapan aydınlarımızın başında, Ziya Gökalp ve Prens Sabahaddin gelmektedir.
"Başlangıçta her ikisi de, İttihad ve Terakki Cemiyeti içerisinde yer alır. Osmanlı toplumunun sorunları konusunda, benzer düşüncelere sahip olsalar da çözümler konusunda, çok farklı düşüncelere yönelmişlerdir.
Ziya Gökalp, Durkheim’den etkilenerek toplum merkezli, milliyetçi ve merkeziyetçi bir düşünce geliştirir. Yazdığı “Türkçülüğün Esasları” ve “Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmak” adlı eserleri ile de, düşüncesinin sosyolojik temellerini oluşturur.
"Prens Sabahaddin ise, Le Play’dan etkilenerek birey merkezli ve Ziya Gökalp’ın merkeziyetçiliğinin aksine “Ademi merkeziyetçi” bir düşünceyi, Osmanlı toplumunun sorunlarına çare olarak görecektir. Ayrıca “Teşebbüs-i Şahsi” bireysel girişimcilik ve bireyin öne çıkarılması, ona göre; toplumsal sorunların çözümün de tek çaredir. Prens Sabahaddin’in, “Ademi Merkeziyetçilik” ve “Teşebbüs-ü Şahsi” çerçevesinde oluşturduğu düşüncelerini, bir nevi liberalizm olarak nitelendirebiliriz.
"İttihad ve Terakki Cemiyeti’nde, bu iki Türk aydınının uzlaşmaz uç düşünceleri nedeniyle ayrışmalar olur. Cemiyet’te Ziya Gökalp’ın düşünceleri ağırlık kazanınca, Prens Sabahaddin bu hareketten kopar ve çalışmalarına düşünsel olarak devam eder.
"Ziya Gökalp (1878-1948) ve Prens Sabahaddin’in bu farklı düşünceleri, Türk toplumunun siyasal hayatına da etki etmiştir. Şöyle ki Ziya Gökalp’ın düşünceleri, II.Meşrutiyet Dönemi’nde İttihad ve Terakki’nin, Cumhuriyet Dönemi’nde ise Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel ideolojisi olmuştur. Prens Sabahaddin’in düşünceleri ise; Hürriyet ve İtilaf Fırkası’ndan başlayarak, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Fırka, Demokrat Parti ve devamı diyebileceğimiz merkez sağ partilerin temel ideolojisi olacaktır"[10].
[1] Tütengil, Cavit Orhan, Prens Sabahattin, İstanbul 1954
[2] Prens Sabahaddin Eserleri:
[3] https://www.google.com.tr/search?q=prens+sabahattin%27in+fikirleri&sa
[4] Vikipedi özgür üniversite
[5] file:///C:/Users/Sony-i7_F23/Desktop/
[6] http://www.yenisafak.com/arsiv/2000/temmuz/16/hdurukan.html
[7] Abdulkadir Menek:http://www.risalehaber.com/osmanli-ahrar-firkasi-ve-prens-sabahaddin-bey-i-16048yy.htm/14.05.2014; www.abdulkadirmenek.com
[8] file:///C:/Users/Sony-i7_F23/Desktop/
-Durukan, Kaan, “Prens Sabahaddin ve İlm-i İçtima, Türk Liberalizminin Kökenleri, Modern Türkiye’de Siyasi ---Düşünce-Cilt 1”, İletişim Yayınları, İstanbul 2001
-Ege, Nezahat Nurettin, “Prens Sabahaddin’in Hayatı ve İlmi Müdafaları”, Güneş Neşriyatı, İstanbul 1977
-Mardin, Şerif, “Toplu Eserleri, Jön Türklerin Siyasi Fikirleri 1895-1908”, 4.Baskı İletişim Yayınları, İstanbul,
-Sabahaddin, Prens, “Türkiye Nasıl Kurtarılabilir?”, İstanbul 1965, hazırlayan: Muzaffer Sencer
[9] http://www.nkfu.com/turk-sosyologlarin-sosyolojiye-katkilari/
[10] http://blog.milliyet.com.tr/turk-sosyolojisinin-iki-uc-ismi-ziya-gokalp-ve-prens- sabahattin/Blog/?BlogNo=87950/24 Ocak 2008