Demokrasi darbeyi yener ve önler

Dr. Ömer ULUÇAY

20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00

İktidarı gasp etmeğe yönelik her hareket (askeri, sivil), bir eylemle (kıyam, isyan) başlar. Eylem iktidarı alırsa "Darbe"dir ve karar sahibidir, onun dediği olur, söz kuvvetindir, kuvvet haklıdır. Bu tam iktidardır.

Yok, eylem, iktidar olamamış ise "darbe teşebbüsü"dür, asidir/isyandır, hal edilmesi (öldürülme, sürgün, hapis) haktır. 27 Mayıs Ordu içinde, farklı rütbelerin bir eylemidir, sonradan baş bulunmuştur (cunta).Talat Aydemir iki defa isyan etmiş, makama oturamamış ve neticede asi olarak idam edilmiştir(Darbe teşebbüsü-İsyan).

12 Eylül emir/komuta zinciri içinde ordunun iktidarı gasp etmesidir (Sistemli Ordu Darbesi).

Askeri güç, devlet başkanına muhtıra vererek hükümette değişiklik yapmaktadır, bu iktidarın kısmen gaspıdır(Devlete Muhtıra)(12 Mart 1971, 28 Şubat 1997, 27 Nisan-e Muhtıra 2007).

*

Çok Partili Dönemde Darbe girişimleri, eylem planları ve ayaklanmalar

Dokuz Subay Olayı:(1957-1958)bir grup subay, hükümete komplo hazırlamak suçundan tutuklanarak yargılandı. 

22 Şubat 1962 Ayaklanması:22 Şubat 1962'de, Harp Okulu Komutanı Kurmay Albay Talat Aydemir ve arkadaşlarının, ordu içindeki 27 Mayısçıların tasfiyesi için, 20 Şubat günü başlatılan atama ve gözaltına almalara karşı direnişidir.  

20 Mayıs 1963 Ayaklanması: 20 Şubat günü başlatılan atama ve gözaltına almalara karşı direniş olayının devamıdır.

20 Mayıs 1969 Darbe Teşebbüsü: başarılı olamamış ve emir-komuta zinciri içerisinde gelişmiş bir askeri darbe teşebbüsüdür.

9 Mart 1971 Darbe Teşebbüsü: başarılı olamamış ve emir-komuta zinciri dışında gelişmiş bir askeri darbe teşebbüsüdür.

Poyrazköy davası: Nisan 2009'da Poyrazköy'de bulunan mühimmatlar ve bu mühimmatların azınlıklara karşı tedhiş eylemlerinde kullanılacağı iddiası üzerine açılan dava. 17 sanıkla başlayan dava 19 sanıklı Amirallere Suikast ve 33 sanıklı Kafes Eylem Planı davalarıyla birleştirilmiştir.

Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven darbe planları:2004 yılında Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki hükümeti devirmek için planlandığı iddia edilen darbe girişiminin safhalarını oluşturan operasyonların adlarıdır.

Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlüklere göre 2003 ve 2004 yıllarında dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına tarafından darbe planları hazırlanmış fakat Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün engellemesiyle bu girişimler sonuçsuz kalmıştır.

Balyoz darbe planı:2003 Mart ayında 1. Ordu Komutanlığında dönemin AKP hükümetini devirmek için, dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan'ın liderliğindeki cunta tarafından hazırlandığı iddia edilen plan. Plan darbe zeminini hazırlama amaçlı Çarşaf, Sakal, Suga ve Oraj kod adlı eylem planlarından oluşmaktadır.

19 Temmuz 2010'da İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi İstanbul Cumhuriyet Savcılarının hazırladığı iddianameyi kabul ederek tamamı asker 196 kişi hakkında dava açtı. 968 sayfalık iddianamede sanıklara "Türkiye Cumhuriyeti yürütme organını cebren ıskat ve vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs etmek" suçlaması yöneltildi. Fakat eski TCK'nın 61/1. maddesine dayanılarak "eksik teşebbüs" nedeniyle cezalarda indirim yapılması istendi ve her sanık için 15 yıldan 20 yıla kadar hapis talep edildi.

İrticayla mücadele eylem planı: Ergenekon zanlısı Mustafa Levent Göktaş'ın yine aynı soruşturma kapsamında tutuklanan avukatı Serdar Öztürk'ün ofisinde ele geçirilen ve 12 Haziran 2009'da Taraf gazetesinde manşetten verilen "İrticayla Mücadele Eylem Planı" başlıklı belge ve bu belgenin uygulanmaya konulmasından dolayı açılan davalar. Dursun Çiçek'in imzaladığı ileri sürülen belge Adalet ve Kalkınma Partisi ile Gülen hareketine (belgede FG’ciler) yönelik sahte bayrak, kara propaganda, komplo ve yıpratma planları içermekteydi.

Bu davalar yıllarca sürmüş hüküm verilmiş ve Yargıtay'da bozulmuş, hemen hepsi serbest kalmıştır.

*

AKP İktidarına karşı yapılmış Hükümet Darbesi (15 Temmuz 2016) ve "Darbe Gerekçesi", daha çok konuşulacak. Türk Demokrasisi, barış içinde yükseliş seyrinde bir sistem olamamıştır. İktidar daima bencil davranmış ve devlette tekel oluşturunca, karşı silahlı muhalefet/darbe faktörü devreye girmektedir. Başarılı(!) Darbeler, Anayasalar yapmış ve otoriter, tek tip bir toplumu hedeflemiştir.

AKP yönetimi tek parti iktidarı olarak uzun süredir Türkiye'yi yönetmektedir. Bazı ülke sorunları çözülmüş ve iktidar başarılı olmuştur. Önce ortaklar edinmiş; İslamcı kadro yanında liberal, sol, Alevi, demokrat kesimlerle ittifak yapmış ve giderek kadrosunu oluşturmuştur. Devlete yerleştikçe kendisine güven gelmiş ve bazı ortaklarını ayıklamağa başlamıştır. Bunlar siyaseten tartışma konusu olmuş ve fakat büyük bir yansıması olmamıştır. Çeşitli baskı gruplarıyla görüşmeler/açılımlar olmuş ve fakat bir sonuca varılmamış, zaman kazanılmış ve umutlar diri tutulmuştur. Çözülecek asıl sorunlar "yarınlara/seçimlere" endekslenmiştir.

Nihayet Fethullah Gülen Cemaatı, AKP ile birlikte kadro olarak devlete yerleşince, AKP onu da diskalifiye/ terörize etmiş ve "devletin kırmızı kitabında tehdit" olarak nitelemiş ve "devlet içinde paralel yapı" olarak devlete hedef alınmıştır (Fethullah Gülen Terör Örgütü-FETÖ).

Siyaset Biliminde bir kural var:"Kişiler, sistemler iktidar olmak için ortaklaşır. Egemen oldukça ortaklarını ve nihayet eşitini ayıklar. Bununla tek hâkim olur veya yıkılır".

Türkiye toplumu ve rejimi de siyasal sistemlerden ve bilimsel doğrulardan/gerçeklerden hali/uzak değildir. Yaşayıp gördüklerimiz de bu kuralın görüntüleridir. Sonucun hayırlı ve demokratik mücadelenin başarılı olmasını diliyoruz.

Bu arada "Milli irade" ile "demokratik milli irade" farkına da işaret etmek yerinde olacaktır. Kenan Evren'in de arkasında "milli irade" (%98) bulunmaktadır ama demokratik değildir.

*

Darbenin İkinci Gününde Türkiye'de Gazete Manşetleri (17 Temmuz 2016)‎

Cuntanın sonu,161 şehit 20 ölü-Hürriyet. Demokrasi destanı-Sabah. Kalkışmayı planlayanlar kumpasçılar, ‎Herkese 'darbeci' dediler kendileri darbeci çıktılar, 2745 Hâkim görevden alındı-Posta. Egemenlik kayıtsız ‎şartsız milletindir, Halkın zaferi-Sözcü. Demokrasi zaferi, Darbeye karşı tek ses-Haber Türk. Ülkemiz için ‎nöbetteyiz-Foto Maç. O teröristi iade edin. Hain Paşalar-Türkiye. Milletimiz destan yazdı, Seninle gurur ‎duyuyoruz-Yeni Şafak. Demokrasinin zaferi,4 partiden ortak tavır-Milliyet. Seninle gurur duyuyoruz. İhbar ‎geldi cunta çöktü. Cep müdahale (tlf)-Takvim. 15 Temmuz destanı-Akşam. Milli irade destanı-Güneş. Sonları ‎geldi, darbe üssü: Akıncılar-Vatan. Cuntacı Hainler idam edilsin-Zaman. İhanet kaybetti-Yeniçağ. Demokrasi ‎kazandı-Taraf. Türkiye darbe aldı, Meclis 'buradayız' dedi, Boğaziçi Köprüsünde yolu kesen askerler teslim ‎oldu yere yatırıldı ve kemerlerle dövüldü görüntü büyük tepki çekti-Cumhuriyet.3 koldan temizlik, Rus ‎uçağını düşürenler aynı çete-Aydınlık. Fetöristler, Bu zafer bizim-Milat. Ne askeri darbe ne sivil cunta Çözüm ‎TBMM'de-Yurt. Darbe terörü-Meydan. Millet tarih yazdı-Akit. Bir millet destan yazdı-Karar. Her türlü ‎darbeye hayır, Demokrasiden dönüş yok-Yeni Asya. Meydan milletin-Milli Gazete. Gerçek bir demokrasi ‎istiyoruz-Birgün. Geçmiş olsun Türkiye'm-Ortadoğu. Tek seçenek demokrasi, Tek seçenek mücadele-‎Evrensel. Ne askeri darbe, ne saray darbesi, Gerçek demokrasi, Meclis bombalandı-Özgür Gündem.‎

‎*‎

Darbeciler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağı TC-ATA'yı Marmaris Dalaman Havalimanı'ndan kalktıktan sonra ‎düşürmeyi planladı.‎ Cumhurbaşkanı'nın yaveri Albay Ali Yazıcı koruma ekibinden uçuş koordinatlarını isteyince plan deşifre oldu. Darbe ‎gecesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmaris'teydi ve darbe girişimini Grand Yazıcı Turban Otel'de öğrendi. Otelin hedef ‎alınacağı şüphesi üzerine Cumhurbaşkanı Ankara'ya gitmek için harekete geçti. Ancak 1. Ordu Komutanı Ümit ‎Dündar'ın "Ankara güvenli değil, Beştepe'yi sardılar. Biz sizi İstanbul'da koruruz" uyarısı üzerine İstanbul Atatürk ‎Hava Limanına geldi. Havada iken Akıncılar üssünden kalkan iki uçak devamlı taciz etmişti. NTV'den anonsu/daveti etkili ‎olmuş ve halk Havaalanını işgal etmişti, coşkuyla karşılandı. Başyaver gözaltına alındı.‎

*

Başbakan Binali Yıldırım'ın Bakanlar Kurulu sonrası Basın açıklaması(18.07.2016)‎

‎ "Darbe kalkışmasında 208 şehidimiz, bin 491 yaralımız var. Bunların 60 tanesi polis, 3 tanesi asker, 145 ‎tanesi de kahraman sivil şehitlerimizdir. Kalkışma esnasında zarar gören bütün vatandaşlarımızın zararları ‎eksiksiz giderilecektir. 7 bin 543 gözaltı var. Bu sayı her an değişebilir. 316 tutuklama var. ‎

"Ayrıca bakanlıklarımızda da bu olayla birlikte terör örgütüne katılmış kamu görevlilerinin aynı şekilde tasfiye ‎edilmesine yönelik de çalışmalar başlamıştır. İlk etapta Maliye Bakanlığımız da 1500'e yakın görevden el ‎çektirme işlemi başlatıldı. İçişleri bakanlığımızda da 8777 kişi açığa alındı.‎

"Gösterdikleri asil davranışlardan dolayı tüm siyasi partilere, onun taraftarlarına ve yöneticilerine teşekkür ‎ediyorum. Medya gösterdiği tavırla darbenin asla ama asla kabul göremeyeceğini ortaya koymuştur. ‎Ayrımız, gayrımız yok. Biz hep birlikte Türkiye'yiz.   ‎

"Bunlar TSK üniforması giymiş teröristlerdir. Emniyet ve silahlı güçlerimiz büyük bir mücadele vermektedir. ‎Millet, 'Ben buradayım' diyerek çapulcuların karşısında çıktı. Dökülen her damla kanın hesabı sorulacak. Bu ‎hesaplar görülmezse hem bu dünyada hem de öbür tarafta rahat yok. Bu millete karşı borcumuzdur. Gerekli ‎tespitler yapıldı. Finansal kurumlarımız saat gibi çalışıyor.‎

"Biz, şuan bu darbenin artçı etkilerini temizlemekle meşgulüz. Her noktaya atanacak isimler belliydi. 12 Eylül ‎Darbesi gibi bir planlama süreci hazırlandı. ‎

"Gün hep birlikte Türkiye olma günüdür. Demokrasiye sahip olma azmi azalmasın, çoğalsın. Bütün partiler ve ‎toplumun bütün paydaşları söz sahibidir. Ortak kaderimizde asla ama asla zafiyet gösterilmemelidir.‎

"Komuta kademesi görevinin başındadır. Hükümetimizde bir dizi çalışmaları yapacaktır. Yarından itibaren ‎TBMM normal gündemine devam edecektir. Yarım kalan çalışmalar kaldığı yeren devam edecek. Herkesi, ‎meydanlardaki şenliklere bekliyorum".‎

‎*‎

Darbe girişimi sonrası yargıda operasyon başladı. 140 Yargıtay üyesi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. 2 bin ‎‎745 hâkim HSYK tarafından açığa alındı. 2 AYM ve 10 Danıştay üyesi gözaltına alındı. Açığa alınan 2 bin 745 ‎adli, idari hâkim ve savcı hakkında gözaltı kararı alındı. İstanbul'da 110 hâkim ve savcı hakkında gözaltı kararı ‎verdi. Adresleri tespit edilen 58 hâkim ve savcının evlerinde arama yapılıyor.‎

İstanbul’da darbe karşıtı gösteri yapmak için sokağa çıkan bir grubun ‘tekbir’ getirerek Gazi Mahallesi’ne ‎girmeye çalışması gerginliğe yol açtı. Gazi Mahallesi'nde yurttaşlar Cemevi önünde toplanmaya ‎başladı. Mahallelilerle grup arasında bir süre gerginlik ve arbede yaşanırken, polisin müdahalesiyle grup bölgeden uzaklaştı. Ankara/Tuzluçayır'da ve Malatya'da Alevilerin olduğu mahallelere yürüyüşler ‎başladı.‎

TRT-Haber canlı yayınında, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç:  "Türkiye'de ‎olay oluyor, birbirini vurmalar. Bakın çoğu ruhsatsız silahlarla oluyor. Ama darbeye teşebbüs edenlere karşı ‎milletin meşru müdafaa hakkını savunması için ruhsatlı silah verilmesinin önünün açılması lazım. Milletin ‎meşru müdafaa hakkı için mutlaka ruhsatlı silah alınmasının önünün açılması lazım"‎ dedi.

Bu kaygulu bir açıklamadır, silahları kim ve kime karşı kullanacaktır. Bu bir "Milis Güç" oluşturmaktır, sonu ‎tehlikelidir ve iç-çatışmanın habercisidir.‎

‎*‎

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Vatandaşların “idam isteriz” sloganları üzerine, hükümetin bu konuyu ‎muhalefetle görüşeceğini söyledi. ABD ve AB dışişleri Bakanları, buna karşı çıktılar ve "idamların kalkmasının ‎bir "NATO Şartı" olduğunu söylediler. Bu isteklerin konsolide edilmesi, beraberinde başka tehlikeleri de ‎getirecektir.‎

"Brüksel'de Türkiye'deki darbe girişimini ele almak üzere yapılan ‎toplantıda konuşan Avrupa Birliği Dış Politika Temsilcisi Federica ‎Mogherini, Türkiye'deki idam çağrılarına ve hükümetin idama kapıyı ‎açık bırakan yaklaşımına yönelik "Hiçbir ülke idam cezası ile AB'ye ‎giremez"dedi".‎

Milli Savunma Bakanı Işık: "Kontrolümüz dışında hiçbir yer yok ama tehlike geçti demek ‎için erken".  İçişleri Bakanı Efkan Ala,"İnisiyatif şu anda hiç tereddütsüz güvenlik güçlerimizde, devlette. Ama ‎vatandaşlarımızın şu an meclis önünde olduğu gibi, bu akşam da meydanlarda olmalıyız. Meclis bombalandı" ‎dedi. Ala, 'İstihbarat zaafiyeti var mı?' sorusuna ise başkanlık sistemine vurgu yaparak "Sistem sorunu var. Sistem ‎bu marazi durumları üretiyor. Hazır tüm partiler bu işe karşıyken inşallah bunu kurumsallaştıracak karar ‎alınır" yanıtını verdi.‎

Bu açıklama zamansız ve tartışmalıdır. Zor şartları fırsata dönüştürmek ve daha otoriter bir yönetim istemek zaten ‎münakaşalıdır. Üstelik bir de "kurgu darbe iddiaları" varken söylemek.‎

Bir yandan "istihbarat zaafı yok", öte yandan alınmış bir "tedbir" yok. Darbenin çok kapsamlı katılımla planlandığı ‎anlaşılmaktadır. Hükümetin elinde daha önceden planlanmış çalışmalar/ayıklama listelerinin olduğu, Türkiye sathında yapılan tutuklamalarla anlaşılıyor. Ele ‎geçirilen bazı belgelerin ışığında darbe zincirinin ve yardımcılarının tesbiti mümkün olmaktadır. Ama iktidarın kendi ‎tercihleri doğrultusunda da bir listeler yaptığı anlaşılmakta. Bu ikisi çakışmış ve "darbe girişimi" olarak ‎gerekçeleşmektedir.

 Şu haberler olay öncesi hazırlanmış bir tasfiye planının olduğunu göstermektedir:

Anadolu Ajansı, HSYK 2. Dairesi'nin 541’i ilk derece idari yargıda, 2204’ü ilk derece adli yargıda olmak üzere toplam 2745 ‎hâkimin açığa alındığını duyurdu. HSYK Genel Kurulu da, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının gözaltı kararı doğrultusunda 5 ‎HSYK üyesinin üyeliğinin düşürülmesine karar verdi. Ajans, Danıştay Başkanlığındaki 10 Danıştay üyesinin gözaltına ‎alındığını, 140 Yargıtay üyesi hakkında da yakalama kararı çıkartıldığını duyurdu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, darbe ‎girişimiyle bağlantılı olduğu şüphesiyle 2 bin 745 hâkim ve savcının gözaltına alınmasını istedi. Yurt genelinde yapılan ‎operasyonlarda şu ana kadar 426 hâkim ve savcı gözaltına alındır.

İçişleri'nde dev operasyon: TSK'de başlayan operasyon İçişleri Bakanlığı'na sıçradı. ‎Bakanlığa bağlı 8 bin 777 personel görevden alındı. Bu personelden, 7899'u polis, 30'u vali. Operasyonlar kapsamında 7 bin 543 kişi ‎gözaltında bulunuyor:‎

‎"Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatlarında görevli toplam 8 bin 777 personel görevinden uzaklaştırılmıştır. Görevden uzaklaştırılanlar arasında 1'i ‎il valisi, 29'u merkez valisi olmak üzere 30 vali, 52 mülkiye müfettişi, 16 hukuk müşaviri, 1 genel müdür yardımcısı, 2 daire başkanı, 3 şube müdürü, 2 ‎hukuk işleri müdürü, 92 vali yardımcısı, 47 kaymakam ve 1 kaymakam adayı olmak üzere 246 mülki idare amiri; 3 bin 21'i rütbeli 4 bin 774 polis ‎memuru, 92'si sivil memur, 12'si bekçi olmak üzere toplam 7 bin 899 emniyet personeli; 2 tümgeneral, 9 tuğgeneral, 61 albay, 44 yarbay, 55 binbaşı, 93 ‎yüzbaşı, 92 üsteğmen, 42 teğmen, 171 astsubay, 44 uzman çavuş ve 1 sivil memur olmak üzere 614 jandarma personeli; 1 tümamiral (Sahil Güvenlik ‎Komutanı), 3 albay, 9 binbaşı, 2 yüzbaşı, 3 astsubay olmak üzere 18 Sahil Güvenlik personeli bulunmaktadır"‎

*

"Paralel Yapı"ya ait olduğu bildirilen bu kadrodan habersiz olmak mümkün müdür? Anlaşılıyor ki bunlar bir zamanların yol arkadaşları/ kadrolarıdır. Bunların tüm uygulamaları "devlet" olarak geçerli olmuştur.

Bir bakışla, iktidar ortaklarının güç paylaştığı ve nihayet hesaplaştığı anlaşılmaktadır. Bu bir Tusunami'dir, dip/ardıl dalgaları olacaktır. Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunların çözümünden çok iktidarın, mevki/makam ve faydanın bölüşülmesi işlemidir. Kimse henüz daha çok demokrasi, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, adalet, barış, iç-terörün sonuçlandırılmasından, Kürt Sorununun çözümünden bahsetmemektedir.

Cumhurbaşkanı bu kaos ortamında TBMM'deki üç partiye (AKP, CHP, MHP) tutumlarından dolayı teşekkür etmiş ve fakat aynı tutumu sergileyen HDP'ye teşekkür etmemiştir. Demek siyasal çekişme hala siyasal aklın önündedir. Oysaki Kürt Sorunu, Türkiye'deki tüm siyasal sorunların çekirdeğini oluşturmaktadır. Ergenekon Davalarında, Kürt coğrafyasındaki uygulamalar konu edilmemiş ve soruşturulmamıştır. Ergenekon davasının sanıkları/mahkûmları ve affedilen Komutanlar, mevcut Darbecileri "Terörist" olarak suçlamaktadır. Ne garip bir tecellidir, Genel Kurmay Başkanı da "terör örgütü" kurmakla suçlanmıştı.

Sonuç olarak, Darbe Teşebbüsü, Türkiyeye zarar vermiştir, itibar ve güvenini sarsmış, rejimi daha da münakaşalı duruma getirmiştir. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Ama bunun oluş koşullarını, şartlarını, ortamını da incelemek gereklidir.

Ayrıntılar ortaya çıktıkça, demokratik ortam güvenilir ve çalışır duruma geldikçe, doğruya varmak mümkün olacaktır. Bu olay otoriter olmağa değil, daha demokratik bir ortama dönüşmeğe vesile olmalıdır. Böylece "musibet", "nasihat"a dönüşmüş olacaktır.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.