Ateş ve altın

Sedat MEMİLİ

21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00

Bütün cellatlar, kurbanlarından daha az yaşarlar.

Cellat deyine, yüzünde maskesi olan ve darağacında kurbanını bekleyen bir zavallı canlanmasın gözünüzde...

Sevgilisini nedensiz yere terk edip sevgilere ihanet eden de cellattır;

Doğanın armağanı olan yaşamın değerini bilmeyen de...

Saplantılar ve koşulsuz inançlar, doğruyu bulma isteğimizin cellatlarıdır.

En tehlikeli doğru, doğruluğundan şüphe etmediklerimizdir. .

Büyüklere saygı. Doğru mudur? Hayır, doğru değil.

Eğer bir büyük, saygıya layık değilse ona gösterilen saygı, saygısızlığın onaylanmasından başka bir şey değildir. İnsan denilen varlık artık “primat” düzeyini aşmalı. Bir insan benden önce doğmuş diye ona saygı göstermem gerekmez, tıpkı benden sonra doğmuş olanların bana saygı gösterme zorunluluğu olmadığı gibi...

Bela kötü müdür? Her zaman değil.

Bazen karşılaştığınız ve yüreğinizi yakan ateş, gerçekte dostlarınızın saflık derecesini ortaya koyar.

Mevlana ; “Dost altına, ateş ise belaya benzer. Altın ateşe düşmedikçe, saflığını bulamaz” der.

İnsanlar ve toplumlar ancak ve ancak ortak bir düşman ile karşılaştıklarında “birlik ve beraberlik” kavramından söz ederler.

Düşman ile hain arasındaki fark bu noktada ortaya çıkar.

Düşmanın kendi anlamı içinde bir erdemi vardır. Çıkarları, çıkarlarımıza uymayan kişiyi düşman olarak tanımlarız. Ortada bir düşman varsa, onun karşıtı da düşmandır. Yani, bir kişi benim düşmanımsa o kişiye göre ben de bir düşmanımdır.

Aksi takdirde aynı Tanrı için ölenlerin biri “şehit” diğeri “mundar” olmazdı.

Hain kavramının boyutları farklıdır.

Kurtuluş savaşında Yunanlılar bizim düşmanımızda ama İngilizler haindi.

Gerici ayaklanmalar düşmandı ama Damat Ferit Paşa hükümeti haindi.

Düşmanın silahı kendi inanç ve ideolojisi iken, hainin silahı kendi yandaşının duyduğu güvendir.

Kar yağdığı zaman her yer beyazdır; bu beyazlık güneş çıkıncaya kadar sürer.

Kar beyazlığının örttüğü renkler, güneşle birlikte ortaya çıkar. O zamana kadar, beyaza yazılmış şiirlerin söylenmiş güzel sözlerin hiçbir anlamı kalmaz.

Beyaza teslim oluş asla, renklerin örtülmesi için erdemli bir neden sayılmaz. Böyle bir konumda beyazın iyiliğinden söz edilemez.

Teslim olmuş bir iradenin, yarattığı yıkımlara “iyilik” adına katlanmak mümkün mü?

Avrupa ve ABD’nin niyetini, az buçuk bir şeylerden anlayan biliyor da, iktidar bilmiyor mu?

Dünya siyasi tarihinde askerin el koyduğu yönetimlerin erdeminden söz etme olanağı olmamıştır.

AK Parti’nin siyasi iradesine karşı olmak başka bir şey milli iradeye karşı olmak başka bir şey. Bu gün milli iradenin yanında olan herkes darbe karşıtı olmalıdır.

Bunun tersi de doğrudur; Milli iradeye saygılı olmak AK Parti dstekçiliği anlamına da gelmez.

Ha! Ne diyorduk, bütün cellatlar kurbanlarından az yaşarlar. Hükümetin yakmaya çalıştığı bu ateş, altını kirleten yabancı maddeleri temizleyeceği gibi, hainlerin de yanmasına neden olacaktır.

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.