15 Temmuz 2016 tarihi önemli bir gündür. Darbe teşebbüsü başarısız olmuş ve Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan bizzat Karşı-Darbeyi sevk ve idare etmiş, NTV'den görüntülü telefonla halka seslenmiş ve Darbeye karşı çıkarak meydanlara çıkmalarını istemiştir. Tüm ülkede halkın sokaklara/cadde ve meydanlara çıkması, cuntacılara karşı direnmesi, Başbakan ve Bakanların darbeye karşı direnmeleri ve açıklama yapmaları, Polisin teslim olmayıp karşı çıkması ve silah kullanması, Ordunun büyük kısmının cuntacılarla birlikte olmayışı ve yine karşı çıkması, Darbeyi başarısız kılmıştır.
Buraya kadar hepsi normal, yerinde ve cesaretli, azimli, beceriklidir. Ancak meydana çıkanların davranışlarının ve eylemlerinin bir kısmı iç-çatışma endişesini doğurmaktadır. Darbeye karşı millet birlik olmuştur. Bunu parti yararına tahvil etmek gayretleri yanlıştır. Nitekim meydanlardaki kalabalık ilk-güne nazaran oldukça azdır.
Buna karşın Pazar günü yapılacak İstanbul/Taksim CHP Demokrasi Mitingine AKP'nin de katılma kararı alması, sivil karşı duruşu bütünleştirecektir, toplumsal birlik oluşmasına katkı sunacak ve herşey AKP kontrolüne girecek, artık CHP ile istişare edecektir. Çünkü CHP, Türkiye Devletini biz kurduk, ona sahip çıkmak durumundayız noktasındadır. Tek Parti döneminin uygulamalarını da savunarak demokratik Türkiye'de halktan oy almakta ve fakat iktidar olamamaktadır, muhalefet çizgisini benimsemiş olarak siyaset yapmaktadır.
AKP öncülüğünde ve Hükümetin direnişinde Darbeciler bertaraf edilmiştir, ama işlem bitmemiştir. Sivil idarenin tesisinde ve korunmasında Taksim ortak mitingi ile birlik olunduğu ilan ve tescil edilecektir. Bu ilk defa, halk olarak aynı noktada birleşmenin işareti/zaferin sahiplenmesi olacaktır.
AKP portföyünde mevcut Devlet Reformu Paketini uygulamaya koymaktadır. OHAL Türkiye genelinde şimdilik 3 ay için ilan edilmiştir. Parlamento Kanun Hükmündeki Kararnameleri Kanunlaştıracaktır. Muhtemelen Hükümetin ilan ve tatbik edeceği KHK ayniyle kanunlaşacaktır. Böylece Parlamento İdarenin onaycısı olarak çalışacak ve beklenen kontrolü yapamayacaktır. Tüm basın-yayın organları Valiliklerin/Hükümetin denetiminde olacak ve Hükümet kamuoyunu tercih ve uygulamaları yönünde şekillendirecek/yönlendirecektir.
Ordu üzerindeki zorunlu operasyon nedeniyle Sıkıyönetim ilan edilmemiş ve böylece OHAL bütünüyle sivil idarenin elinde kalmıştır. Sıkıyönetim Mahkemeleri gibi Özel Mahkemelerin kurulması da gündemdedir.
Türkiye iç siyasette bir kaotik ortamdadır. Doğu Anadolu'da antiterör operasyonlarda ileri derecede insan hakları ihlalleri olduğu gerekçesiyle, BM İnsan Hakları Gözlem Komisyonu tarafından müteaddit açıklamalar yapılmış ve Türkiye'nin savaş suçu işlediği bu nedenle dava açılacağı bildirilmiştir. Ayrıca Rusya savaş uçağını düşüren pilotların FETÖ/PDY(Paralel Devlet Yapısı) ilişkisi mahkemece araştırılmaktadır.
AKP'nin, kabul edilmez Darbe teşebbüsünün kaotik ortamında, Suriye politikasının başarısızlığının sebebini bulacak ve onu cezalandırmakla aklanacağı ileri sürülmektedir. Hernekadar önceki Başbakan Ahmet Davutoğlu AKP Meclis Grubunda yarım saat birlik/beraberlik konuşması yaptıysa da hatadan dönüleceği şeklinde yorumlanmaktadır.
Kürt coğrafyasında operasyon yürüten Komutanlardan birçoğu gözetim altındadır. Olası bir Savaş Suçu Mahkemesine gerek kalmadan ulusal mahkemede yargılanması tercih edilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Askıya alınması[1]
Türkiye'de ilan edilen OHAL sonrasında Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS)'nin askıya alınacağını açıklamış ve karar Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Jagland'a iletmiştir.
AİHS’nin 15. maddesi, “Taraf devletlerin hükümetlerine, istisnai koşullarda sözleşme kapsamındaki belirli hak ve özgürlükleri koruma yükümlülüklerini geçici, kısıtlı ve denetimli bir şekilde askıya alma" imkânı sunuyor.
Şimdiye kadar 8 ülke AİHS’yi askıya aldı. Geçen yıl, Paris saldırılarından sonra Fransa, ülkenin doğusundaki gelişmeler sonrasında da Ukrayna, AİHS’yi askıya aldıklarını açıklamıştı. AİHS'nin askıya alınması, sözleşmeye taraf ülkelerden birinin bazı durumlarda “Sözleşmedeki yükümlülüklerden bazılarını yerine getiremediği” ve bu nedenle askıya aldığı anlamına geliyor. AİHS geçici olarak ve belirli bir süre askıya alınabiliyor. Sözleşmenin tüm maddeleri askıya alınamıyor.
*Türkiye'de "idam" cezasının gündeme getirilmesi, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın buna yatkın/destekçi bakmaları Fransa ile atışma başlatmış ve "idam cezasıyla ile NATO'da kalmak mümkün değildir" denilmiştir. ABD Dışişleri Bakanı Kerry ise, Fethullah Gülenin iadesiyle ilgili olarak "bize iddia değil delil/belge gönderiniz" demekte ve 36 saat içinde dört kez TC Dış-işleri Bakanı ile telefonla görüştüğünü açıklamaktadır.
*
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın yaveri Piyade Yarbay Levent Türkkan'ın ifadesi[2]:
(Yarıçıplak, yüzü-bedeni darp edildiğini gösterir şekilde ve her iki eli sargılar içinde görüntülenmiştir)
1989 yılında Işıklar Askeri Lisesi’nin sınavlarına girdim. Bana sınav olmadan önceki gece yarısı getirip soruları verdiler. Şıkların üzerine cevaplar işaretlenmişti. Ayda bir kez görüşüyorduk.
"2011-2015 yılları arasında Genelkurmay Başkanı Necdet Özel Paşa’nın emir subay yardımcısı olarak çalıştım. Özel Paşa’nın son üç ayında emir subayı oldum. Genelkurmay’da emir subayı görevine başladıktan sonra Cemaat yapılanması adına bana verilen örgütsel görevleri de yerine getirmeye başladım. Özel Paşa’yı dinleme cihazıyla sürekli dinliyordum. Murat abiden önceki ismini hatırlayamadığım Türk Telekom’da çalışan abi, bana dinleme cihazını verip Paşa’nın sesini kaydetmem talimatını verdi. Paşa’nın her gün sesini kaydettim. Necdet Özel Paşa döneminde iki yıl Hulusi Akar Paşa, iki yıl da Yaşar Güler Paşa Genelkurmay 2. Başkanlığı görevini yürütmüşlerdi. Her ikisinin de emir subayı arkadaşım Binbaşı Mehmet Akkurt’tu. Mehmet Akkurt da Gülen Cemaati’nin bir mensubudur. Ses kayıtlarını onunla birlikte yaptık".
*Darbeci başka bir subay ifadesinde açıklıyor:"MİT Müsteşarı Hakan Fidanın Genel Kurmaya gelip toplantı yaptıklarını görünce, darbe planının sızdığını anladık.Kısa bir değerlendirme yapıp darbeyi 03'ten 21.00'e çektik".
*Tamamı 413 olan Askeri Yargıdan 262'si görevden uzaklaştırılmış, 21'i gözaltına alınmıştır.
*General ve Amirallerin Tutuklanması-Suçlamalar:TSK üst kademesine yönelik büyük operasyon başladı:Kuvvet Komutanlıklarında ve Jandarmada görev yapan toplam 358 General ve Amiralin 124'ü şüpheli görülmüş, mahkemeye çıkarılan 110 General-Amiral tutuklanmıştır. General ve Amiraller; "anayasayı ihlal, Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı, yasama organına karşı suç, Hükümete karşı suç, silahlı örgüt kurmak ve yönetmek, adam öldürmek" suçlarından tutuklandılar. Bunların rütbe ve Kuvvetlere göre dağılım listeleri gazetelerde vardır.
*AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Yasin Aktay, basın toplantısında, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturmalara ilişkin, "Gözaltına alınanların sayısı 10 bin 410 kişidir. Bunların 287'si polis, 7 bin 423'ü asker, 2 bin 14'ü hâkim ve savcı, 686 kişi de sivil." dedi.
Aktay, CHP'nin pazar günkü Taksim mitingine AK Parti'nin de katılacağını açıkladı.
*Teslim olan askerlere işkence edilmiş, çıplak vaziyette bekletilmiş, komutanlar darp edilmiş olarak görüntülenmiştir. Cumhurbaşkanı ve Başbakan demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine göre işlem yapılacağını söylemektedir.
*Kamu personeli görevden almak mümkün, ancak OHAL Kararı açıklanıp tebliğ edilmeden memurlar görevden alınmış bu işlem hatalıdır. Karar ilan edilmeden YÖK, Dekanların istifasını istemiştir. Oysaki toplu istifa suçtur. Henüz hukuki alt yapı oluşmadan uygulama yapılmıştır.
*Diyanet İşleri Başkanı, "darbecilere din hizmetlerinin verilmeyeceğini" söyleyerek insanlığa ve İslama taraf olmak yerine siyasete taraf olduğunu bildirmiştir. Ölenler insandır ve müslümandır, din hizmeti onların hakkı ve din görevi yapanların vazifesidir. Din hizmetini, kendisini esas/ölçü alıp ifa etmek yanlıştır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı "hainler mezarlığı" kurulmasını emretmektedir (lanetleme mezarı). Peygamberimiz Muhammed Mustafa cenazeye hürmet etmiştir. Din hizmetini taraftara ait bilmek yanlıştır. Dünya davası dünyada kalacaktır, kimse baki değildir. Cenazenin amel takdiri Allaha aittir. Bize düşen, herne olursa olsun cenazeye hürmet ve geleneksel dini usullerle defnetmektir. Ölenlerin tümüne Allah rahmet eylesin. Bilinir ki "herkes, ölüsüne bir başka ağlar" vesselam.
*FETÖ'nün darbe girişimi sonrası pek çok kamu kurum ve kuruluşunda görevden alma ve uzaklaştırmalar kapsamında toplam 44 bin 530 kişi görevden uzaklaştırıldı.
*15 Temmuz gecesi gerçekleşen darbe girişiminin ardından Bakanlar Kurulu tarafından dün ilan edilen olağanüstü hâl kararıyla ilgili Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Genel Kurul'da yapılan oylamada, 81 ilde olağanüstü hâl uygulamasını içeren karar 115'e karşı 346 oyla kabul edildi.
*REUTERS'a konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yeni bir darbe girişimi mümkün ama kolay olmaz. Olaylar sırasında Başbakanımıza güçlükle ulaştım. Vatandaşlarımı sokağa davet ettim. Haberi aldığımda ilk inanamadım. MİT Müsteşarı'mızı aradım ulaşamadım. Genelkurmay Başkanı'mızı aradım ulaşamadım. Sıkıntılı da olsa Başbakan’la temas kurabildim. Bu sıkıntılı durum birkaç saat sürdü. Sonra televizyonlardan gördüm. Basın mesuplarını çağırdım. Ama o görüntü kullanılamadı. Sonra TV’ye bağlandım". Erdoğan OHAL'in 3 ay daha uzatılabileceğini söyledi (21.07.2016).
*Başbakan Binali Yıldırım: "Olağanüstü hal millet için değil, devlet için ilan edildi" (Fatih Çekirge, Hürriyet, 22.07.2016)
*HDP Merkez Yürütme Kurulu, Türkiye'de 3 ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmesiyle ilgili kaygı ve tahminlerini yazılı olarak açıkladı:
"15 Temmuz darbe girişiminden 5 gün sonra MGK ve Bakanlar Kurulu kararıyla OHAL ilan edilmiştir. Bu adım da göstermektedir ki, 15 Temmuz darbesi önlenmiş olsa da, ülkeyi darbe ile yönetmek isteyenlerin arayışı sonlanmamıştır. Türkiye'nin, Anayasa'ya aykırı da olabilen Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetileceği, Bakanlar Kurulu'na Cumhurbaşkanı'nın başkanlık edeceği, valilerin yetkilerinin arttırılacağı, temel evrensel ve demokratik insan haklarının çiğneneceği bu dönemde 'Türk tipi başkanlık sistemi' fiilen işletilecektir. Böylelikle 15 Temmuz darbe girişimi hükümete muhalif olanların tasfiye edilmesinin, demokratik hak ve özgürlüklerin daha da kısıtlanmasının fırsatı ve aracı haline getirilmiştir.
"Ülkemizi felaketin kıyısına sürükleyen bu vahim ve karanlık gidişat karşısında demokrasiden, barıştan ve emekten yana mücadele eden tüm kurumları, sendikaları, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını, demokratik kitle örgütlerini, siyasi parti ve yapıları, kadın ve gençlik örgütlenmelerini, vicdan sahibi tüm demokrat yurttaşları, halklarımızın güvenliği ve özgürlüğü, toplumun demokratik geleceği için ortak mücadeleye çağırıyoruz. Acil ihtiyacımız demokrasi ve özgürlüklerdir. Darbe, çatışma ve kaos ortamından çıkmanın yolu daha fazla otoriterleşme ve 'tek adam' yönetimi değil daha fazla demokrasidir."
*AKP kurucularından Bülent Arınç, 15 Temmuz darbe gecesine ilişkin olarak “Ben düz ve dürüst bir insanım. Silahlı terör örgününün Fethullahçı olmasını ben o gece (15 Temmuz) öğrenmiş olabilirim ama Cumhurbaşkanı da Genelkurmay Başkanı da o gece öğrendi" dedi.
*15 Temmuz darbe girişiminde özel timlerin Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan'ın kaldığı otele düzenlediği baskını yöneten Tümgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'in ifadesinde, "Darbeciyim, isterlerse idam etsinler ama FETÖ'cü değilim" dedi.
*İstanbul (Hasdal ve Maslak) ve Ankara'da (Etimesgut) bazı Askeri Kışlaların önünde bir hareketlilik olmuş ve her iki ilimizin valileri halkı sükûnete davet eden mesajlar yayınlamışlardır(21.07.2016).
Darbeyi lanetleme ve Hükümeti kutlama ilanları
Gazetelerde "Darbeyi lanetleme ve Hükümeti kutlama" ilanları farklı boyutlarda yer almakta ve ortak bir görüş ile AKP'ye bağlılıklar ifade edilmektedir:
*Gün demokrasimize sahip çıkma günü.Gün tek çatı altında birlik ve beraberlik günü.
*15 Temmuzda başta Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere,Devletimizin tüm makamlarına, bağımsızlığımıza, demokrasimize ve aziz milletimize karşı yapılan darbe girişimini şiddetle kınıyoruz.
*Türkiye Cumhuriyetinin anayasal ve hukuk düzenine karşı yapılan hain darbe girişimini telin ediyor ve bu paralel kalkışmayı hezimete uğratan başta Cumhurbaşkanımız,TBMM üyelerimiz,Başbakanımız,güvenli kuvvetlerimiz ve canları pahasına demokrasinin yanında yer alan milletimize şükranlarımızı sunuyoruz.
*Tek vatan tek yürek.Milli İradenin yanındayız.Vatan bizim evimiz. Birlikte daha güçlüyüz.