• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Psikolojik roman ve "Jako" (3)

18.06.2015 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

“Jako” kitabı, okundukça zenginleşen bir eser. Hemen özetlenecek ve bazı bölümleri ezberlenip söylenecek gibi değil. Bir trapezci gibi bir sözcükten diğerine atlamalı ve tutmalısınız. Heyecanlı, çözümlemesi sevindirici. Yazar, eğitimi ve mesleği gereği, sözün ustası ve eğireni. İçinde pamuk var, yün, yapağı, tiftik ve ibrişim, sim var. İpin ucunu kaçırmadan sarmalı.

Eserde diyalog ve iç gözlem, dış diyalog, tasvir, özetleme iç-içe geçmiş.

Eser, elli başlıktan oluşmuş (her biri 2-3 sayfa ve iki tanesi birer sayfada (s.36,102) sadece birer satır), bu biçim, içeriğine uygun düşmüş. Karaekterlerin ruh dünyası parçalanmış, post-modern anlatıma uy-muş. Sembolizm ile kapalı haller açığa çıkmış, telef olmadan. Cinsellik, az sözcükle vurgulu sembolik anla-tılmış. Aslında sözcükler, cinsel anlamda yorumlanarak okunursa, herşey açık, durgun, katatonik, çılgın, volkan, bir salıncak. Bilen varacak hazzına (yılan, tramplen, silgi, fallus, cinnet, sanı…).

 

Önce “Jako”: Bir insan ismi olmakla birlikte, Kongo-Afrika’da yaşayan bir papağan cinsi. Özellikleri şöyle: [Ortalama 80 yıl yaşarlar. Kafeste durmayı sevmezler. Kalın seslidir. Ay çekirdeği ile beslenir. Gagalarını ve tırnaklarını bileylemek için kafese taş konulmalıdır. Panik olduklarında fena gagalıyor, ani hareketler ürkütüyor. Alışana kadar pek yaklaştırmıyorlar.   Sahiplerine çok bağlanıyorlar ve ilgisiz kaldıklarında tüylerini yolarlar. Kapı ve telefon seslerine yanıt veriyor, birebir aynı sesle taklit ediyor. Konuşma yeteneği ve zekâ bakımından en parlak papağanlardır. Kırmızı, mavi ve yeşil renklidirler. Jako papağanları, normalde yabani papağanlar sayılır .]    

Saba Kırer, aslında erkek karaktere göre bir isim seçmiş kitaba. Aslında konuşan kadındır. Buna aracıdır Jako. Bir iç-dökmedir bu anlatım, bir kadının aşk denemesi ve ikircikli hali. Bu kararsız tutum, şiir tadında anlatılmış. Çok az kişinin ortak olabileceği ruh halleri. Bu soğuk kavşaklarda, cinsellik iklimi değiştiriyor, ısıtıyor. Bunu herkes bilir. Aksi halde, 'ava giderken kenger toplamak' gibi bir şey olur.

Ben burada konu başlıklarını ve onlarla ilgili söylemek istiyorum:

1.Arkaik ve putrel(metal kiriş-öu): Gecenin karanlığı, Jako’nun gözleri gibi, siyah. Çok basamak çıktı ama tepeye varamadı,”başa gelen hal”. Öne çıkış var, ama istasyona varmıyor ve “açılamayan bir tramplenin eşiği ya da”. Burda sembolik bir anlatım var, isabetli, saklı, bilen bilir.[Tramplen: Yüzme sporunda, suya yüksekten atlamada kullanılan, bir ucu sabit, öteki ucu esneyen sıçrama tahtası.]

Jako, tutundu romanın ipine, önüne açıldı “cümle kapısı”. Jako “ne şen!” Anlaşılan, dünyayı gördü Jako.

2.Ayna ve silüet: Her yerde ayna var, dış ve iç gözlem. Her biri ayrı dünyalar: Antre, salon, yatak odası ve banyoda ayna. Her birinin dünyası, iklimi farklı. Tekbaşına ve birlikte. Bir de bedenin organik çıplaklığı, bu dünyaların mekânı. Jako’nun yanında ve kalabalıkta bile yalnız. Aynı zamanda iki dünyayı yaşamak (ambivalans). Aidiyetin kaybı veya kazanılamaması, güvensizlik. İp elinde, unutmuş sarmayı. Kararsız, mutsuz.

Buna karşın birlikte olmuşlar, Jako’nun elleri kanlı. Yıkadı ama geçmedi. Kadın, “Jako’yu ve kederi taşıyacak”.

3.Aşkın arılığı: Jako baktı, kadının gözlerinin içine ve nasıl söyleyeceğini bilemedi ve mırıldandı: ”Aşkımızı arı tutmak gerek. Bunun için görüşmeyelim”. Bir fırtınadır, kopar. ”Jako haklı, örselenmemeli… yaşadığım bu aşkı, aşkın arılığına teslim edip, kanayan ellerimin üzerine kapanıyorum”.

4.Jako'nun Kosmostaki yeri: ”Jako geri döndü”. Birlikte, hayalde Akdeniz sahilinde bir kalede ve Himalayadalar. Dinlerdeki dualar.

5.Hezeyanın: “Beraberdik”. Atölyenin merdiveninden inerken kucaklaştık, göz önünde. Sonra bir bulvarı ayıran ladinlerin altında, her şeyi unutup, gözlerini kapatıp, birlikte olmuşlardı.”Yapıştığında. O an tek kişiydik. Ayırt edilemez bir çift ya da.”

6.Jerusalem: Arkadaşlığı biteli çok olmuştu.”Suratımda suratı” giderek kayboluyordu. Tapınakta kesik ve sık adımlarla yürümek. Sonra bir duvarın önünde mıhlanmak.”Ölümün sınırlarında, ölüm yokmuş gibi dolaşan, Jako gibi… Eziyet ediyor bana. Aramıyor… Duvar duvar, yol yol yüzüm.”.

7.Kartaca: Kartaca ve Ninovayı göstermişti Jako, gözleriyle. Kartaca, isyanın, zaferin ve sonra tar-u mar olmanın işareti. Ninova, ünlü Babil şehri. Sonrası tahribat ve harabe.

8.Poz muydun? “Sen ve ben yan yanayız. Siyah beyaz. Bir masada oturuyorsun. Heyecanla boynuna dolamışım ellerimi, ayaktayım”.

9.Kartaca’nın çehresi: “Tabii hepten mutsuz sayılmazdım… Jako aidiyet”.

10.Son Kitap: “üç defa öptüm, dudağından… Zehir kırmızı bir sevişme… Jako, besmeleyle başlasam. Öpüp başıma koysam. Benimle gelir misin? Gazaba.”

11.Devlet hududu itibari:”Üşüyorum. Grönland ile Jako arasındaki mesafe… Grönland Jakoyla, Jako Grönlandla eriyor, birbiri içinde”. Bir yanda kızıl bir sevişme ve bir yanda buza kesme. İşte öyle. Parçalanmışlık da bu ya.

12.Hiç hikâye:”Yazacak hiçbir hikâyem yoktu. Üstelik. Jakoda henüz gelmemişti. Gelmiş olsaydı! Elbet-te bir şeyler yapar, vaktin nasıl geçtiğini anlamazdım. Onunla. Jakoyla… gün ağarana kadar bekledim! Gelmemişti, Jako gelmemişti.”

13-21.Ninova Kütüphanesi, Yıldız, Oniki okuma, Hiç hikâyeci, Sevip sardı, Öpüp kokladı, Bir film fragmanından, Bir filmin fragmanı üzerine I-II, Yıldız: Bir dizelik, bir sayfalık bir bölüm.” Ah Jako! Gece, gece bu. Nerdesin?”

22- 32. Miyobun ve camların kaderi, Yıldızlarla kaydırak, Dokuzuncu daire, Sessizlik, La havle, Yer yüzeyi, Kürendi miyobun, Akıyordu mermer kurnalar, Masaya cinayet hazırladım, Oyunun muydu, Silgisiz: “Jako. Kaydırak.Ne hoş!.. sessizlik: Jako… Jakonun eli kanardı. Kanatlarımı sarardım, dinmez, dindiremezdim. Kanatlarım, kanatlarımı kanatır. Bir ses, daima, bir ses kanardı, kanatlarımı kanatırdı. Cinnetimjako… Yanan çıkar!.. Silgi. Ne ayık bir şey? Jako. Silgi! Cinnetimjako.”

33-50. Uyandım, Narkoz, Jakosuz bir sonraki gün, Jakonun ağzından, Tek ayaklar mezarlığı, İpucu, Hava kütlesindeki sürtünme, No:1 Op.47, Beş deli biri başka deli, Masklar, Hiçbir şey bu kadar yakın değildi, Nedensiz I-II, Mıcır, Cümbüş, Treyler, Şakajako bu perde, Uyumsuz sen de: Tutulunca ipin ucu, gelir sonrası, körpe gövde, gözler mahmur, dudaklar nar, içim kanar. Karanlık ve sessizliğin sesi. Sanki çığlık. Isınır ve ısınırım. Sonrası beş deli, duruşundan, bakışından, hayalinden belli. Akşam umut. Ve akşam vehamet. Geceleğin yanan ve gece sönen ışık. Bu yer sarsıntısı, sanı mı? Gel öyle sayalım. Ve bu perdeyi nasıl kapamalı? Adam miyop. Görmüyor dünyayı.

*

Jako'nun bazı bölümleri önceden yayınlanmış ve değerlendirilmiş. “Bir hikâyem yoktu, aslında” diye yazsa da Saba Kırer, hikâyesi ilginç. Biraz sabırla okunsa çok şey görülecek. Ancak iki karakter de belirsiz. Normallerin işleri de var, delilerin düşünce ve değerlendirmeleri de. Hem gerçek var, hem de hayal. Parçalar toplanınca bir mozaik çıkacak. Her biri okuyana göre.

Doğrusu, farklı bir tarz olarak, okunacak bir kitap, Jako.

 

16  http://forum.altyazi.org/index.php?showtopic=93361‎

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim