• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Ramazanoğulları’nın Erkek Evladı Kalmadı mı?

15.12.2014 08:00
Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar

 

Çukurova Türk Tarihinin en önemli siyasȋ oluşumunu kurmuş olan Ramazanoğulları ailesi 1608 yılından sonra ne oldu? Pir Mansur Bey’den sonra ailede erkek evlad nesli gerçekten kesildi mi? Bugün kendilerini Ramazanoğlu olarak tanıtanlar gerçekten Piri Paşa’nın kızı Banu Hatun’un mu torunlarıdır?

Ramazanoğulları Beyliği Anadolu beylikleri içerisinde siyasȋ varlığını en son yitiren beylik olmak özelliğini taşır. 1516 Mısır Seferi sırasında Özeroğulları ve Ramazanoğulları beylikleri  Osmanlı Devletine ilhak olundu. Başlarında bulunan beyler kendi istekleri ile Osmanlı hakimiyetini kabul ettikleri için Osmanlı sancakbeyi olarak yerlerinde bırakıldılar. Ramazanoğulları  ailesinden olan beyler “yurtluk ve ocaklık” statüsü içerisinde 1608 yılına kadar Adana’nın yönetiminde  kaldılar. Bu tespit  1568- 1608 arasında görev alanların kimliği bakımından önemlidir.

 “Yurtluk ve Ocaklık” kanunu gereği ailenin en yaşlı erkek üyesi yönetimde söz sahibi sayılmaktaydı. Bu usul Piri Paşa’nın  “Vakfiyesi”nde yer alınca sancakbeyi olan kişi aynı zamanda vakfın mütevellisi olmaya başladı. Piri Paşa vakfiyesinde vakfın yönetimini  (tevliyet) “ekber ve erşed” (en büyük ve en olgun) erkek evlada şart koşmuştu. Bu yüzden Piri Paşa’nın ölümü üzerine yerine Derviş (Derviş Mehmet) Bey’in sancakbeyi olması, Derviş Bey’in söylenenlerin aksine “büyük” kardeş olduğunu düşündürmektedir. Sancakbeyi olduktan 6 ay kadar sonra ölmüş olması; dul kalan eşinin kardeşi İbrahim Bey ile evlendirilmiş olması da bu düşünceyi kuvvetlendiren bir husus olarak görülebilir. Ancak babaları öldüğünde İbrahim Bey’in Antep sancakbeyi olmasından dolayı Adana sancağına Derviş Bey atanmış olabilir. Yoksa normal olarak “yurtluk ve ocaklık” kanunu gereği en büyük erkek çocuğun sancakbeyi olması gerekirdi.  Piri Paşa’nın oğlu İbrahim Bey 1568’den 1593 tarihine kadar 25 yıl Adana sancakbeyi olarak görev yaptı. Tarsus’ta Nur Camii’ini yaptırdı. 1593 yılında öldüğünde[1] ise yerine oğlu Mehmet Bey geçti. Mehmet Bey 23 Ocak 1606 tarihinde ölünce yerine geçen oğlu  Pir Mansur Bey Ramazanoğulları’nın son beyi olarak tarihe geçti.

1607 yılında isyan eden Eski Tarsus (Kars-ı Zulkadriye) Sancakbeyi Cemşid Bey Adana ve çevresinde yönetimi ele geçirdi. Resmȋ kayıtlarda Pir Mansur Bey’in “kendi isteği ile” sancakbeyliğinden ayrıldığı ve kendisine yılda 100.000 akça tahsis edildiği şeklinde geçse de 1607 yılında Ramazanoğulları çevredeki etkinliklerini tam olarak kayıp etmişlerdi. 

Faruk Sümer ve diğer Osmanlı tarihçileri Ramazanoğulları  şeceresini 1608’de Pir Mansur Bey ile bitirirler. 1614 yılında Pir Mansur Bey yazdığı bir dilekçesinde yılda 100.000 akçanın beş seneden beri kendisine verilmediğinden şikȃyet etmektedir.

Pir Mansur Bey’in son yıllarında oğlu İsmail Bey kendisine yardım etmekteydi. Yılmaz Öztuna bu yüzden İsmail Bey’i 19. Ramazanoğlu beyi olarak saymakta ise de bunun tarihi bir değeri yoktur. Öztuna, İsmail Bey’in neslinin devam ettiğini yazar ancak hiçbir açıklama yapmaz[2].

1892 yılında düzenlenen bir Ramazanoğlu Soyağacında (Şecere)  Adana Müftüsü İshak Efendi’nin çocukları ve torunları en kısa yoldan Abdi Paşa, Mehmet Bey ve Banu Hatun üzerinden Piri Mehmet Paşa’ya bağlanmaktadır.  Burada en çok itiraz edilen konu ise Mehmet Bey’in Banu Hatun’un oğlu olarak gösterilmesidir.

Piri Mehmet Paşa’nın 4 oğlu ve 5 kızı vardır: Büyük oğlu III. İbrahim Bey, Küçük oğlu Derviş Bey, ortanca oğulları da beylerbeyi iken 940/ 1543’de ölen Mehmet (Şerif Mehmet)  Paşa’dır.  Diğer  oğlu Mustafa Bey 959/ 1551 tarihinde ölmüş olup adı yaptırdığı evler sebebiyle Adana Evkaf Defteri’nde geçmektedir.  Kızlarından ise Banu Hatun ve Neslihan Hatun’un adı kaynaklarda geçmektedir.

III. İbrahim Bey’in Mehmet, Ahmet ve İsmail adlarında üç oğlu vardı. Kendisinden sonra Mehmet Bey sancakbeyi oldu. İşte bu Mehmet Bey, 1892 tarihli şecerede Banu Hatun’un oğlu olarak gösterilmiş ve  merhum Kasım Ener de bu konuda bir kafa karışıklığı yaşamıştır[3]. Merhum Ener, kitabının 7. Basımında bu hatasını kısmen düzeltmiş, Mehmet Bey’le ilgili bazı arşiv kayıtları yayınlamıştır[4]. Elde mevcut bir başka Ramazanoğulları şeceresine göre Banu Hatun, Piri Paşa’nın kızı Belkıs Hatun’un kızı, yani Piri Paşa’nın torunudur[5].

Elimizdeki bilgilere göre Mehmet Bey 1587 savaşı sırasında Halep muhafazası için görevlendirilince kardeşi Ahmet Bey O’nun  yerine Adana’da bir süre sancakbeyliği görevinde bulunmuştur. 1605 yılında Mehmet Bey’in yine Adana dışında görevlendirilmesi sırasında bu sefer de oğlu IV. İbrahim Bey bir yıl kadar Adana sancakbeyliği görevini yürütmüştür. Mehmet Bey 14 Ramazan 1014/ 23 Ocak 1606 tarihinde ölünce yerine diğer oğlu Pir Mansur Bey geçmiştir.

1892 tarihli şecerede ise Mehmet Bey, Banu Hatun’un oğludur ve yerine Abdi Paşa geçmiştir. Şecerede yer alan kişilerden hiçbirisinin ölüm tarihi verilmediğinden söz konusu Abdi Paşa hakkında bir bilgimiz yok. Ancak Gelibolulu Mustafa Ȃlȋ, Halil Edhem gibi Osmanlı tarihçileri Abdi Paşa’nın Adana sancakbeyliğinden hiç söz etmezler. İşin garibi ise söz konusu şecerede Pir Mansur Bey de Piri Hatun’un oğlu gibi gösterilir. Sicill-i Osmanȋ’de ise böyle bir Abdi Paşa’dan söz edilmez.  Şecerede Abdi Paşa’nın Sadık Bey isimli bir oğlu ile Hayriye Hanım isimli bir kızı görünmektedir. Ramazanoğulları Vakfı mütevellileri arasında ismi geçen ve 1700 yılında öldüğünü bildiğimiz Mehmet Sadık Bey isimli bir kişi bulunmaktadır[6]. Belgede kendisinden “ȃherden” denildiğine bakılacak olursa Devlet bu kişiyi Ramazanoğlu olarak saymamaktadır. Mehmet Sadık Bey için kullanılan “Üsküdarlı” sıfatı da ilginçtir. Çünkü Banu Hatun İsfendiyaroğulları’ndan Doğancı Ahmet Paşa (Ö. 1588)  ile evlenmiş ve aile Üsküdar’da Doğancılar semtinde cami, medrese gibi hayır eserleri yaptırmışlardı. Bu bakımdan Mehmet Sadık Bey’e de “Üsküdarlı” denilmiş olması ve “aherden (dışarıdan)” bir kişi olarak tanımlanması bu kişinin gerçekten Banu Hatun soyundan gelmiş olabileceğine delil olarak sayılabilir. Zaman bakımından da Mehmet Sadık Bey’in Şecerede geçen Mehmed Sadık olması mümkündür. Ancak belgede gerek Mehmet Sadık Bey’in gerekse yerine geçen diğer Mehmet Bey’in baba adlarının yazılmamış olması çok ilginçtir. Tıpkı 1634- 1699 Adana Şer’iye Sicilleri’nin kayıp olması gibi. Tıpkı Adana Şer’iye Sicillerinde yer alan bazı belgelerde “Şühûdü’l-hâl” bulunmayışı gibi.  Tıpkı Ramazanoğlu Kubad Paşa kolunun ne olduğu üzerinde kimsenin durmayışı gibi…

Ramazanoğulları sülalesinin erkek evlattan nesli tükendi mi sorusunun cevabını, vakıf  yönetimi ile ilgili bu anlaşmazlıklardan çıkarmaya çalışmaktan başka maalesef elimizde yazılı bir belge bulunmuyor. Ancak biz bunları tartışırken bile 200 kişiden fazla insan Ramazanoğlu soyundan geldikleri için vakıftan pay almaya devam ediyorlar.

Sözün özü Adana Tarihi konusunda çok daha fazla çalışılması gerekiyor.

Prof. Dr. Yılmaz KURT

E.mail: ykurt@ankara.edu.tr

E.mail, Facebook, Twetter :  yilmazkurt2002@yahoo.com

 

 

 

[1] Faruk Sümer, “Ramazanoğulları”, DİA, 34, s. 445’de ölüm tarihini 1585- 1587 olarak gösterir.

[2] Yılmaz Öztuna,  Devletler ve Hanedanlar Türkiye (1074- 1990), II. Cilt,  3. Bs., Ankara 2005, s. 95.

[3] Enver Kartekin, Ramazanoğulları Beyliği Tarihi, İstanbul 1979, s. 78.

[4] Kasım Ener, Tarih Boyunca Adana Ovasına (Çukurova'ya) Bir Bakış, 7.Bs., Kayı Yayıncılık, İstanbul 1986, s. 264.

[5] E. Kartekin, age, s. 78.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim